Sultanahmet´ de İftar

İstanbul? Âşık olduğum şehir. İstanbul denince aklıma ilk gelenlerden biridir Sultanahmet. Özellikle ramazan ayında vazgeçilmezim Sultanahmet. Yine bir ramazan ayındayız ve ben Türkiye de yaşamaya başladıktan sonra her sene geldiğim Sultanahmet meydanındayım. İlk gittiğim yer meydanda bulunan şadırvanlı havuz. Orada bir süre ayakta beklerim, şairin dediği gibi gözlerimi kapatıp İstanbul´ u dinlerim. Sağ tarafıma baktığımda; adeta ben Bizans kilisesi olarak inşaa edilsem de yüzyıllardır Müslümanların bende ibadet etmesini hasretle bekliyorum diyen bütün ihtişamıyla günümüze kadar dimdik gelmiş AYA SOFİA? Sol tarafıma dönüyorum özenle düzenlenmiş bahçe bölümleri içinde gururla minarelerini ışıklandırmış Sultanahmet Camii. Oraya iftara gelmiş boş midelerden önce gözleri doyuran tam bir görsel şölen. Ve bu güzellikleri bana göstermek için bana verdiği görme duyusu için Rabbine yine yine şükreden ben? Akşam namazı yaklaştıkça mis gibi kokan çimenler üzerinde yerlerimizi almaya başlıyoruz. Türkiye´nin ve dünyanın her yerinden gelen insanlar için o anda din, dil, ırk ayrımı yok? Din ayrımı yok diyorum çünkü sırf meraktan Müslümanların arasında oturup yemeklerini yiyen yabancı turistler gördüm. Herkes tek yürek minarelerden gelecek Allah-u Ekber nidasını bekliyor. İnsan düşünmeden edemiyor: Bu nasıl bir ilahi güçtür ki nasıl bir maneviyattır ki onlarca kişi aynı anda artık yiyebilirsiniz izin çıktı anlamına gelen o büyülü ezanı bekliyor. Allah´ım ne büyüksün, o anda o atmosferde bunun bilincine bir kere daha varıyorum. Sıra geliyor huzura çıkmaya ama ondan önce abdest almak için vereceğimiz savaşa hazırlanmak lazım. Burada söylemeden geçemeyeceğim: Dünyanın ve Türkiye´ nin her yerinden her gün yüzlerce turist ağırlayan bu tarihi camiye tuvaletler ve abdest yeri hiç yakışmıyor. Bu konuda belediye sınıfta kalmış. Tuvalet diye yer altına iniliyor ve WC sayısı kesinlikle yetersiz. Hadi onu güçlükle atlattıktan sonra daha zoruna geliyor sıra. İslam dini TEMİZLİK dinidir lafını maalesef ki (evini temiz tut onun dışında kullandığın umumi yerleri istediğin gibi kirletebilirsin, kullandığın kağıt havluları yan tarafta çöp kutusu olmasına  rağmen yerlere atabilirsin, senden sonra burasını kimse kullanmayacak çünkü) diye anlayan kadınlarımız ve mikrop kapmamak için önce yanımızda getirdiğimiz hijyen sıvılarıyla temizlik yapmak zorunda kalıyoruz. Ve sıra geliyor camimize girmeye... Ben daha önceleri birkaç defa başıma geldiği için görevlinin, ?´no visit, no visit, prayer only!´´ müdahalesine muhatap olmamak adına: ?-Visite gelmedim ibadete geldim? Dedim ve sonra kısa bir şaşkınlık yaşayan görevli: ?-Olsun, siz yine de turist kapısından girin, turistler sizin Türk olduğunuzu anlamazlar, torpil yapıyoruz sanarlar!? Diye hakkaniyetli yaklaşımına maruz kalmayayım diye daha merdivenleri çıkarken yanımda getirdiğim namaz elbisemi giydim, dolamamla başımı örttüm. Ve nihayet içerideyim. Bu sene tarihi caminin ?´Blue Mosque´´ olarak anılmasına neden olan mavi çinileri de göremedim çünkü tadilat var ama manevi havasından hiçbir şey kaybetmemiş yine de... Teravih namazı özellikle; arada getirilen salâvatlar, ilahiler, namaza ayrı bir güzellik katıyor. Namaz bitiminde en sevdiğim yerlerden biri olan hipodroma geçtik. Orada, yüzyıllar öncesinden kalma iki dikili taş var, araştırmalarıma göre Bizanslılar bu alanda at yarışı yapıyorlarmış. Sadece ramazan için açılan el sanatları çarşısı ayrı bir dünya zaten. Ben en çok taze yapılan çeşitli baklavaları tatmayı seviyorum. Tabi bir de Türk kahvesini; Bizim aile çaycı olduğu için, çayın kaynağına yakın yerde otururuz hep, neden? Bardaklar boşaldıktan sonra yenisini istemek daha kolay olsun diye...  Türk kahvesi içmek ayrı bir olaydır. Kahveyi getiren garson genç masanın etrafından ayrılmayınca annem dayanamayıp oğlum ne dikilip duruyorsun başımızda diye sorma ihtiyacı hissetti. Aldığımız cevap bizi hem güldürdü hem düşündürdü. Abla kahvelerinizi içmenizi bekliyorum. Fincanları alacağım, çoğu kişi çantalarına atıp gidiyor. Takım yapanlar bile var, demesi ayrı ironi. Ve dolu, dolu yaşadığımız bir Sultanahmet gecemizin sonunda sahurumuzu da yapıp en kısa zamanda tekrar gelmek dileği ile Tekirdağ´ımıza yola çıkıyoruz. Yorgun ama mutluyuz.