"küçük beyaz keçicik"
Bir şölene herkes katılır, yer, içer, dans eder, eğlenir, mutlu olur.
Tiyatroda kurgulanmış bir oyun ve seyirciler vardır.
Şölenin aksine, tiyatroda seyirciler oyuna katılamaz, sadece seyreder.
CHP İl Kongreleri
Önümüzdeki Tekirdağ İl Kongresi de, İstanbul, Ankara örnekleri gibi, bir tiyatro havasında geçecek gibi görünüyor.
Delegelerin çoğu kurşun asker.
Taban habersiz, çaresiz, ümitsiz, bilgisiz.
Aklını, mantığını biraz açık tutan delegeler de, neden bilinmez, çok ürkek, korkak.
Ankara´da delegelerin yarısından fazlası geçersiz oy kullanmış.
Bu, dayatılan tek adaya karşı bir eylem sayılmalı.
Ama delege kardeşlerimiz, cesurca ortaya çıkıp ikinci bir adaya destek verememiş.
Sadece oy kabininde gizli bir şekilde ?protesto? etmişler.
Sisteme uyan başkan adayları da farklı değil.
Kongre süreci boyunca, ortaya çıkıp, adam gibi açık oturumlar, tartışmalar yapıp kendilerini tanıtmak yerine, kapılar arkasında sinsi delege hesapları yaptılar.
Sonunda içlerinden biri işi kotarınca, diğerleri, bu ?pecking order / gagalama hiyerarşisi? ni kabul edip suspus oldular, kenara çekildiler.
Zaten tüzüğümüz de, Ankara´daki ?büyüklerimiz? de, demokrasiye bu kadar izin veriyor.
Tüzüğe göre, başkan adaylarının kongre sırasında ortaya çıkması isteniyor, ama önce belli sayıda imza almadan kimse çıkıp kendini tanıtamıyor, konuşamıyor.
Gene tüzükte, yönetim kurulunun seçimi çarşaf liste ile yapılır deniyor, ama partililerin çoğu böyle bir şeyin nasıl yapılacağını hayal bile edemiyor.
Onun için, kongreler, senaryosu çok önceden belli, tiyatro oyunları gibi geçiyor.
TEDAY´ın yükselişi
Basına sızan haberlere göre il yönetim kurulu, çoğunlukla, Tekirdağ Dayanışma ve Düşünce Topluluğu üyelerinden oluşuyor.
Tekirdağ Dayanışma ve Düşünce Topluluğu, kısaca TEDAY, 2014 yılında yerel seçimlerden sonra kuruldu.
Başlarda, kurucuların konuşmaları, gözlenen vefasızlıklara karşı, dışlanmışlık duygusuyla, TEDAY´ın ? biz de varız? demek için kurulmuş olduğu izlenimini uyandırıyordu.
TEDAY geçen yıllarda iyi işler yaptı.
Şimdi CHP il yönetimine geliyor.
Güzel bir başarı öyküsü.
Hiç ders alınmıyor
İbranice ?küçük beyaz keçiyi kedi yedi, keçiyi yiyen kediyi köpek yedi, köpeği sopa dövdü, sopayı ateş yaktı, ateşi su söndürdü, suyu inek içti...? diye giden bir tekerleme var.
Yahudilerin çektiklerini alegorik bir şekilde anlattığı söylenen bu tekerlemenin şarkısını, Natalie Portman´ın gözyaşları eşliğinde, Türkçe alt yazılı olarak, YouTube´da izleyebilirsiniz: (https://www.youtube.com/watch?v=bIfJ841p2gY&t=117s).
Konumuza dönersek, 1950´de Demokrat Parti CHP´yi ?yedi?.
1960´da Demokrat Parti ?yenildi?.
1980´de herkes ?yutuldu?.
2002´de AKP Ecevit´i ?yedi?.
Şimdi TEDAY Ekrem´i ?yiyor?.
Bütün bu yeme, yenilme hikayelerinin arkasında, kısa vadeli hesaplar, ?ben kazandım, istediğimi yaparım? yaklaşımı var.
Ecevit´in güçlü olduğu dönemde % 10 barajını düşürmek için neden çalışmadığını hiç anlamıyorum.
Herhalde ? % 10 belki bize yarar? diye düşünüp doğru demokrasi yolundan saptı.
2002 seçimlerinde baraj % 5 olsaydı şimdi bambaşka bir Türkiye´de olacaktık.
Umarız oluşacak il yönetimi böyle kısır hesaplar yapmaz, kimse kendini dışlanmış hissetmez.
Yoksa yeni TEDAY´lar doğar, eskisini ?yer?.
SDP´nin Genel Başkan Seçimi
İl kongrelerinden sonra, Ankara´da, genel başkanın ?seçileceği (!)? büyük kurultay yapılacak.
Gene bir sürü delege oyunları, ayak kaydırmacalar, tatsız, demokrasiye, bizim partiye yakışmayan olaylar yaşanacak.
Örnek olsun diye geçen yıl yapılan Almanya´nın Sosyal Demokrat Partisinin (SPD) genel başkan seçiminden bahsedeceğim.
24 Haziran 2019´da SPD yönetimi, anketler sonunda üyelerin isteklerini de göz önüne alarak, kararlaştırılan seçim takvimini açıkladı.
Başkan adayları tek tek, veya eş-başkan adayı çiftler olarak, 1 Eylül 2019´a kadar başvurularını yaptılar.
Yedi çift ve bir tek aday çıktı.
Çoğu eyaletlerde bakanlık yapmış, yönetimde ve siyasette tecrübeli kişilerdi.
Yani kaht-ı rical, adam kıtlığı yoktu.
Eylül ve Ekim aylarında, adayların kendilerini tanıtması için, 20-30 kadar bölgesel konferans düzenlendi.
14-25 Ekim arasında bütün üyeler internet üzerinden veya mektupla beğendikleri adaylar için oy kullandı.
En çok oy alan iki aday çifti Kasım ayında yapılan ikinci tura kaldı.
İkinci tur oylaması gene internet üzerinden yapıldı ve Sakia Esken ile Norbert Walter-Borjans çifti eş başkanlar olarak seçildi.
Gördüğünüz gibi üyelere adayları tanıma, adaylara da kendini anlatma şansı verildi.
Bütün üyeler oy kullandı, delege oyunları olmadı.
Benzer bir durum Amerika Birleşik Devletleri´nde de var.
Orada da, adaylar seçimden önce bir yıl boyunca eyalet eyalet gezip, tartışmalara katılıyor, zorlu bir eleme sürecinden geçiyor.
Azılı Amerikan karşıtları bu tartışmaların düzmece, kandırmaca olduğunu söyler ama, bana göre bizim kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklardan daha adil.
Almanların, Amerikalıların yapabildiğini biz neden yapamıyoruz?
Yazımı Fransızca bir sözle bitiriyorum: Vouloir c´est pouvoir / istemek yapabilmektir.