İbrahim BİRELMA

?Toprak Dede?  adı ile bilinen TEMA Vakfı kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca´yı 20 Ocak 1920 tarihinde İstanbul´da 97 yaşında kaybetmiştik. Allah rahmet eylesin? 4 Nisan 1922´de Bandırma´da Doğan Hayrettin Karaca´nın babası Hocazade Halil Efendi, annesi Zehra Hanım´dır. Her ikisi de Kırım muhaciri idi. Hayrettin Karaca, Eskişehir Atatürk Lisesi´ni bitirdikten sonra ailesinin triko-örme işinin başına geçip onu ülkenin en başarılı sanayi kuruluşlarından biri haline getirdi.  Karaca firması ?Çift Geyik Karaca? markası ile Türkiye´de ihracatın liderliğini yapmıştır.  ?Ben sanayici olmak istemiyordum. İstediğim edebiyatla ilgilenip kalan zamanımı doğayla  iç içe geçirmekti. Fakat o günlerde babamıza karşı çıkmak söz konusu değildi? diyen Hayrettin Karaca ellili yaşlarında, Türkiye´nin ilk özel arboretum (ağaç parkı)unu Yalova´da kurdu. 14.000 türü barındıran  arboretum  aynı zamanda ülkenin tehlikedeki türleri için bir gen koruma merkezidir.  Hannover  Üniversitesi , ekoloji profesörü  Franz H.Meyer, Hayrettin Karaca´dan ?Şimdiye kadar hiç böylesine kişisel çıkar gütmeden, kendini insanlığın yararına çalışmaya adamış birine rastlamadım.? diye bahsetmektedir. Yurtiçi ve yurtdışı 25 Ödülü sahibi Hayrettin Karaca, Hocam Osman Nuri Torun´un liseden sınıf arkadaşıydı. Hocamın evinde tanışmıştık. 1971´li yıllarda Muratlı, Ballıhoca köyümüze onları davet edip, bostan tarlasına götürmüş, milli yemeğimiz çiğ börek servisi yapmıştık. Tema Vakfı  kuruluşunda yanında olmaya çalışmıştık.  Birlikte Süleyman Demirel´e ziyarete gittiğimizde Demirel´in ?önce kamuoyu oluşturun, sonra benden dileğin ne dilerseniz!? tavsiyesini hiç unutamıyorum. Hayrettin Karaca´ya 2012 yılında İsveç´in ?Right Livehood Award - Doğru Yaşam Vakfı? tarafından Alternatif Nobel ödülü verilmişti. Vakıf, Karaca´nın ?doğal yaşamın korunması için ömür boyu yorulmaksızın süren desteği ve koruma ile yöneticilik yapmasının yanı sıra, etkin çevresel aktivistlik adına gösterdiği girişimlerinden dolayı? ödüle layık görüldüğünü belirtmişti. Karaca, ödülün sorumluluk getirdiğini ifade ederek şöyle konuştu: ?Bu ödülü almaktan çok mutlu oldum. Her ödül kişiye bir sorumluluk verir. Bu ödüle layık olabilecek olan sorunlarla baş başayım. Bunu almak kolaydır da sürdürmek zordur. Bunu bana ?yaşanılabilir dünya için emek verdiğim için? verdiler gibi geliyor. Yaşamak istiyorsanız yaşatacaksınız. ?Global ekonomi denen o canavar kendine hayat veren ,benim de ortak olduğum doğal ekosistemi bitirinceye kadar büyümeye devam edecek. Buna çare yok, durduramazsın.  Devletleri, hükümetleri ve her kurumu esir almıştır. Bunun çaresi var. Çaresi benim. Çünkü ben sebep oluyorum o tahribata. O üretiyor ben tüketiyorum. O halde ben kendi kendimin  katiliyim. O halde tüketmemek lazım. Bu Anadolu´da halen yaşayan bir kültür: Olanın olmayana borcu var deriz./ Komşusu aç yatarken yiyenin yediği helal değildir deriz./ Tanrı misafiri deriz./  İşte bu Anadolu kültürünün, dünyanın kurtuluş hareketi olduğuna inanıyorum ben./  Benim aldığım ödülün temelinde bu vardır. Ben bunu yaşayıp geldim. Bu şekilde yaşadım o nedenle bana layık gördüler.  Param var, ama hakkım yok, diyorum ve ona göre yaşıyorum.  Gömleğimin  yakasının altı delik deşiktir, çevirmişimdir.  Tüketerek değil, paylaşarak mutlu olacağız dünyada. Yapmanız gereken şu: İhtiyacımızdan fazla tüketmeyeceğiz. Ben başka bir çare bulamadım. Devleti sermaye idare ediyor,  sesimizi çıkaramıyoruz.  Ben kendi ihtiyacımdan fazlasını tüketmezsem bu global  ekonomiyi ortadan kaldırabiliriz.  Nedir benim ihtiyacım; doymaktır, barınmaktır, eğitimdir ve sağlıktır . Bu bana verilen bir ödül ama ben bu ödülü TEMA  olmasaydı alamazdım. Tabii ki bana veriliyor ama  TEMA alıyor. TEMA  bir halk hareketidir. Hayrettin onların içinde bir bireydir.  O halkın içinde Hayrettin de vardır. O bakımdan bu Türk ulusunun aldığı bir ödüldür. Bu Türkiye Cumhuriyeti halkına verilmiş bir ödüldür.?                                             21.2.2020