SOKAK ÇOÇUKLARIMIZ VE EKMEK KAVGASI
Saygı değer dostlarım arkadaşlarım ,güzel insanlar..
Haftalık köşe yazımı çocuklara,kimsesiz çocuklara ayirdim, yani bizim çocuklarımızdan bahsetmek istiyorum.
Hani canlarımız deriz ya, ayakları taşa değse bizim canımız yanar ya hani,İşte o çocuklarımızdan söz etmek istiyorum ,kısa da olsa...
İşte o çocukların bazıları dünyaya gelirken şanslı doğuyor,Annesi babası akrabaları etrafında fır fır dönüyorlar ve el bebek gül bebek misali yetistiriliyorlar...
Kimisi de dünyaya gelirken daha ilk andan itibaren şanssız doğuyorlar !Bir annenin bir babanın bilerek ya da bilmeyerek bir hatası sonucunda ve dünyaya istenmeyen bir bebek olarak geliyorlar.Onların el bebek gül bebek gibi yetiştirilmek gibi bir şansları olmuyor haliyle...
Peki sonrasında ne oluyor ?
İstenmeyen bir bebek olarak dünyaya gelmenin ceremesini onlar niye çekiyor bunu anlamak mümkün değil....
Hiç bir suçu günahı olmayan o masum yavrular ömür boyu bu şansızlıkla yol arkadaşlığı yapıyor gam keder çile dolu bir yolda...
Onu dünyaya getiren biyolojik anne ve baba azıcık merhametli ise,Bir cami avlusuna bırakıyor..!Biraz daha insafliysa bir çocuk esirgeme kurumunun kapısına bırakıyor ama arkasında hiç bir kanıt bırakmadan...
Eğer dünyaya getiren kişi vicdansız ve merhametsizse,Bir çöp bidonuna ya da bir kaldırım kenarına bırakıp kaçıyor arkasına bakmadan,Biyolojik babamı ? Onun çok da umurunda sanki..!
O çocuklar sosyal devletler de çocuk esirgeme kurumları tarafından korunma altına alınıyor ve büyütülüyor 0n sekiz yaşina kadar...
İşin tuhafı o kurumun içindeki insaflı ,insafsız eğitimli ya da eğitimsiz kişilerin nezaretinde büyümeye mahküm ediliyor....
Sonrasımı ? Sonrası meçhul...
Nasıl büyüdüklerini bilmiyoruz ama başlarına her hangi kötü bir şey geldiği zaman saklanıp gözlenmemesi halinde olanı biteni basından öğreniyoruz tüm çıplaklığı ile olmasada..
O çocuklar okurlarsa şanslı sayılıyorlar okumayanlara göre....Okuyanlar bir meslek sahibi olup en azından kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar.Ama okuyamayanlar,on sekiz yaşını doldurdukları gün kapının önüne konuyorlar sahipsiz çaresiz "sudan çıkmış bir balık "gibi yani....
Hatta yanılmıyorsam bu yaş sınırı on beşe indirilmiş diye duydum,inşallah yanılıyorumdur...
Yani sokağa geldikleri yere bırakılıyorlar..
Şimdi sormak gerekmezmi ?O doğurup sokağa atan biyolojik anne babadan Devlet babanın ne kadar farkı var...biri sıfır yaşında diğeri on sekiz yaşında sokağa terk ediyor.. .!
Gelelim asıl söylemek istediğim mevzuya.
Bizler insanlar bu çocuklar için neler yapıyoruz neler yaptık yahut ne yapmamız gerekiyor ya da bir şeyler yapmak için bir çaba ve gayret sarf ediyormuyuz, veyahut yapıyormuşuz gibi mi yapıyoruz..!
Tabi bu söylediğim duyarlı insanlar için geçerli değil.Bir yerler de birileri kıt kanaatte olsa gayret ve çaba sarf ediyorlar bu kimsesiz çocuklarımızın sahibi olmaya devam ediyorlar....
Örnekleri bir hayli var.Bir örnekte ben vermek istiyorum...
Benim de yakından tanıdığım CHP Kadın örgütünün Genel Başkanı Sayın Fatma Köse nin basın danışmanı ,aynı zaman da gazeteci, yüreği güzel duyarlı bir insan var...
Mustafa Esmer Cengiz diye bir gönüllü arkadaşımız.Umarim ve dilerim ki adını yazdığım için bana alınıp gücenmez.Eminim ki şöyle düşünür "iyilik yapılır fakat gizli kalir"diye.Ben yine de izinsiz olarak adını açıkladım.. Çünkü bu kimsesiz çocuklara sahiplenmiş durumda ve her türlü sorunları ile ilgileniyor ve ilgili yerleri harekete geçiriyor..
Basında haberlerini yapıyor toplumun duyarlı kesimlerini harekete geçiriyor ve teşvik ediyor..
Mersin ilimizde ki üç çocuk sadece buna örnek.
Ellerinde bir takım müzik aletleri bu üç kafadar arkadaş bir müzik grubu kurmuşlar,sokaklarda kimseye rahatsızlık vermeden para kazanmanın yolunu arıyorlar..yani DİLENMİYORLAR..
İnsanların destek olup olmaması tabi ki kendi vicdanlarına kalmış elbete...
Bu çocukların Mersin yerel basında çıkan haberleri üzerine Mersin Valisi ,Mustafa ESMER CENGİZ i konu hakkında daha geniş bir kapsamlı görüşme yapmak üzere makamına davet ederek görüşmüşler.
Sayın Mersin Valisi konuya bir hayli duyarlılık gösterek bu çocuklarımıza gerçek manada sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak sokaklarda bu çocuklarımızın mendil yada başka bir şey satmalarının çok yanlış olduğunu ve ilgili kurumların çok acilen bu konuya çözüm üretmelerini ve bu konuda elinden gelen her desteği vermeye hazır olduğunu belirterek,köklü projeler üreteceklerini belirtmiştir.
Bu örnek düşünce inşallah bir an önce hem yerelde hemde genelde tasvip görürse ki görmeli,bu çocuklarımız ve diğer illerdeki EKMEK KAVGASI veren aynı durumdaki çocuklarımız için bir kurtuluş reçetesi olacaktır diye düşünüyorüm.
Sevgili dostlarım ...
Elbette hepimiz bir şeyler yapabiliriz.Gücümüz nispetinde.gücümüz yetmiyor ise yardımcı olabilecek kişi kurum ve kuruluşları harekete geçirebiliriz.
Mersin Valisi beyefendiyi kutluyorum duyarlılığından dolayı.
Diğer illerimizin ilçelerimizin mülki amirlerini de aynı duyarlılığı ve hassasiyeti göstermeleri noktasında toplum adına davet ediyorum....
Bu canları, bizim çocuklarımızı yani Yurdumuzun neresinde olursa olsun herkesi hep birlikte insanlık adına onlara sahip çıkmaya davet etmeyi kendime bir vazife addediyorum..
Keşke her ilde her ilçede bir veya bir kaç tane Musfafa Esmer CENGİZ kardeşimiz gibi insanlar olsa....
O zaman "YETİM"diye bir kavram ebediyen dillendirilmez emin olun.. .
Sevgi ve Samimi@niyetle..
(Birgülce)