SESSİZ SALDIRI
Günlerdir uykusuzdu. Yatağının üzerinde dizlerinin üstüne çöktü, elinde silahı bekledi. Yazın ortasıydı ve hava çok sıcaktı. Pencereler ardına kadar açıktı. Dün gece uğradığı saldırının izleri hala kollarında, bacaklarında, yüzünde; morluklarla, kızarıklarla, kabuk tutmuş yaralarla perişan halde durdu.
-Yok, yok!..bunu onların yanına bırakmayacağım! diye geçirdi içinden.
-Silahım sessiz, gelsinler hele bu gece uyumayacağım. Tek hamlede ?tak? bitireceğim işlerini, dedi.
Fal taşı gibi açtı gözlerini tüm algıları açıktı. Bir ses titreşimi duydu ve oraya yöneldi silahıyla.
-Mıhhh!!! Tamam işte geliyorlar. Onları fark ettiğimi, elimde silahım beklediğimi bilmiyorlar, diyerek içinden kendinle konuştu, hafif bir uğultuydu kulağına gelen.
Dizlerinin üzerinde doğruldu, güzelce bir yerleşti. Kendini sağlama aldı. Sonra,?tak,tak ? iki el rastgele patlattı. Hamleleri boşunaydı saldırganlar kaçıp gittiler.
Pes edecek değil di. Elinde silahı indi yataktan,sessizce bakındı sağına, soluna. Pusuya yatacak yer aradı. Gözlerini dört açtı. Yine geleceklerini biliyordu. Bekledi?
Derken, bulundukları yerde onları, sokak lambalarının aydınlattığı loş ışıkta fark etti. ?örgütleniyorlar, saldıracaklar yine ?diye içinden geçirdi. ?Çok dikkatli olmalıyım hiçbir şey yokmuş gibi odama gitmeliyim.? Dedikten iki dakika sonra odasına geçti. Mevzilendi. Bir iki prova yaptı. O sırada gelmekte oldukları hissine kapıldı.
-Sağ elimle mi vurursam isabet ettirmem daha kolay olacak? Yoksa sol elimle mi ? diye düşünürken ; baktı saldırganlar öyle bir yere konuşlandılar ki!
- Sol elimle nişan alsam tam isabet olacak gibi. dedi ve nişan aldı. ?pat ,patt? yetmedi, iki eliyle birden peş peşe gelen ?patt ,pattt? sesleri arasında bir boğuşma yaşadı. Duvara sıçrayan kanlar garip şekiller oluşturdu . Etraf sessizdi, evde ondan başkası yoktu. Elinden silahı bıraktı. İçinde tuhaf bir rahatlama hissiyle mutfağa yöneldi. Dolabın kapağını açtı, bir şişe suyu eline aldı, başının üstündeki raftan su bardağını indirip içine buz gibi suyu doldurdu. Kanıncaya kadar böyle yaparak üç bardak içti.
-Ne gece ama! diye içinden geçirdi. Hala daha eli ayağı titriyordu. ? Ohhh!! su iyi geldi, biraz daha kendime gelmem lazım,? dedikten sonra, salona geçti. Bir elinde buz gibi su şişesi sıkıca avcunun içinde, ısınması için kavramış, diğer elinde bardağı. Geçti, sonuna kadar açık duran pencerenin önüne oturdu. Dışarıyı seyre daldı. Bir ara iki eliyle su şişesini yokladı ısındığını anladı. Dayadı şişeyi ağzını lakır lakır içti bitirdi.
Salonun penceresinden görünen parka baktı. Güllerle çevrili bahçenin şu solundaki masada dün oturan çift, nasıl da tatlı, tatlı birbirlerine bakıp şakalar yaptı. Onu hatırladı, gülümsedi. Biraz ötede çocuk oyuncakları vardı. Dün parktan gelen sesler ilgisini çekmiş, yine böyle pencereden seyretmişti. Yaramazın biri büyükçe bir panelin üzerinde, basılınca farklı renk ışıklar veren ve müzikli sesler çıkaran butonlara , eliyle basması gerekirken üzerine tek tek tırmanarak en tepeye çıkmış ta inememişti yaa! Ortalığı inletmişti, ? annem gelsin indirsin? derken iki gözü iki çeşme ağladığı anı hatırladı. Parkın içinde yanıp sönen rengarenk ışıkların sarısı söndü, yeşili yandı, moruyla ortam biraz karanlığa kaldı. Işıkların pembesi yandı? işte o an içinde çocukça farklı bir duygu uyandı. Kendi kendine gülümserken, karşı sokaktan yansıyan ışıltılar dikkatini çekti. Bekledi? Gelen bir itfaiye aracıydı. Öyle sessiz, marur, aheste, aheste ilerledi. Belli iyi işler yapmış belki de canlar kurtarmıştı. Şu an da gecenin bu vakti sabaha iki saat vardı. İtfaiye aracı, görevden dönüyor içindeki memurlar, canı, malı kurtarmanın mutluluğunu yaşıyorlardı. Göründüğü gibi de sessizce yöneldiği diğer sokakta kayboldu.
Uykusu kaçmıştı artık ?biraz daha oturayım? diye düşündü. Gözleri parkın ağaç dallarına takıldı. Akşam üzerleri orada öten serçeyi aradı, karanlık gölgeli ağacın dallarında serçeyi nasıl bulurdu?
Kulağına bir insanın, telaşlı ayak sesleri, hızlı, hızlı nefes alışları çalındı. Dikkat kesildi bakışlarıyla karşı sokağa yöneldi. Bekledi? Hızlı hızlı koşar adamlarla gelen bir gençti. Saatler öncesi olması gereken yerde değildi. Bütün telaşı o yere yetişmekti. Koşar adım kayboldu sokağın sessiz, sokak lambalarının aydınlattığı loş yerinde.
-Şimdi odama dönüp duvarları mı temizlesem? Diye düşündü içinden. ?Sabah olunca temizlerim? dedi gidip odasına uyumak istedi.
Sabah olduğunda ilk işi belediye yetkililerini aramak olacaktı.
Yapılacak haşeratla mücadelenin ardından sivri sinek saldırısına uğramadan bir güzel uyuyacaktı.
Nurcan BALIBEY / 27.07.2018