PEKİ NE YAPTIK PEKİ HATA KİMİN ?
Ne yazayım nasıl yazayım nasıl ifade edeyim yirmi dokuz harf değil kırk bin kere yirmi dokuz harf şu bir kaç günlük ruh halimi anlatmaya yetmez.Bir anne bir anneanne olarak değil,bir insan olarak haykırıyorum sesimin ulaşabildiği her yere...
Son üç yılda ON ÜÇ BİN çocuğumuz tacize ve tecavüze uğramışlar ve malasef iktidar hep aynı söylemlerle halkı kandırmaya ,saçma sapan açıklamalar yapmaya devam ediyorlar çocuk kandırır gibi... Ağrı Valisi çıkıp basının önünde halkın gözlerinin içine baka baka diyor ki;Leyla kızımız açlıktan ölmüş! "Güneş balçıkla sıvanır sanıyor" aslında o da kendini kandırıyor ama eminim ki onun da belli bir noktaya kadar açıklama yapma yetkisi var.Tam bu yazıyı kaleme alırken üç kayıp çocuk haberi daha geldi tv lerden...Yüce Tanrım sen yardım et, başka yardım edecek bu çocuklarımıza sahip çıkacak kimsemiz kalmadı artık.
Üzülerek ifade edeyim ki, son yıllarda toplumuzda, cinsiyet ayrımı yapmaksızın küçücük bebelerimize el uzatıp, kirletip ve o masum günahsızların canlarına kıyacak kadar merhametsiz, vicdansız ve insanlıktan nasibini almamış soysuzlar türedi.
Şu özlü sözü hatırlatmak istiyorum vicdanlı her insan için, "İnsanlar tuhaftır, fenâ bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa mutlaka en evvel vicdanlarını susturacak bir bahane bulurlar."
Gerçekten de zaman zaman tahmin edemeyeceğimiz özel ya da tüzel kişilerin ve kurumların büyük yanlışlıklar yaptıklarını görüyoruz ve bu insanlar bu kurumlar bu hatayı nasıl yapar diye şaşırıyoruz. Demek ki insanlar kötü bir iş yapmaya kalkıştıklarında, buna karşı çıkan vicdanlarının bir şekilde sesini kısmaktadırlar! Başka türlü "vicdan" o kötülüklerin yapılmasına asla müsaade etmez. İnsan kötü bir iş yaptığında onu yargılamak için gerekli olan hâkim, kanun, şâhit, davacı hepsi o insanın kendi vicdanı olmalıdır." haksızmıyım değerli dostlarım?
İşte kelimenin cümlenin yirmi dokuz harfin son bulduğu yer burasıdır... Keşke toplumumuz da insan olmanın erdemini bilerek vicdanı hakim kılabilsek. İnanın o zaman Adaletli bir toplum olarak ne yeni Anayasaya, ne kanuna, ne savcıya, ne hakime ne de kurumları ve kişileri savunan avukatlara ihtiyaç kalırdı. Ama ne yazık ki maneviyatını kaybetmiş bir toplum için bunları ifade etmek zor olsa gerek. Yüce Tanrı yine de bizleri vicdanını sorgulayabilen ve gerçek vicdan sahibi kullarından olmayı nasip eylesin diyorum...
Son cümleyi içim titreyerek yazıyorum.
Ne Leyla´ ya,ne Eylül´ e,ne Özgecan´a ne de son üç yılda on üç bin minik çocuklarımıza sahip çıkabildik, onları koruduk. "Bir kereden bir şey olmaz, çocuklarınıza sahip olun, kızlarınıza mini etek giydirmeyin" diyen kelli felli akademisyen ya da vekil, bakan olan kişilere sesimizi yükseltemedik ve yeterince örgütlenemedik... Peki ne yaptık? Hata kimin???
(Birgülce)