MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, 29 EKİM CUMHURİYET
Mustafa Kemal Atatürk´ün Gözyaşları...
Çok hastaydı. Artık ayağa zor kalkıyor , günün büyük bir kısmını uyuyarak geçiriyordu. Oysa ne zorlukların üstesinden gelmiş, her türlü şartlarda ayakta kalmış, gün gelmiş kar üstünde yatmış , gün gelmiş Sahra çölünde susuzluk ve sıcağa bile galip gelmişti. Hele o savaşlar da ki cesareti yokmu ne bir mermi den korkmuştu ne de vücuduna girmesi muhtemel bir süngüden. Çünkü ölümden korkmuyordu. Belki de kaybedeceği çok şey yoktu o zaman için. . Ama o gün yani 29 Ekim 1938 günü gözyaşları durmuyordu. Trablusgarp ta, Çanakkale´de, Samsunda, Sakarya´da, Ankara´da hic ağlamayan o adam ağlıyordu. Bu göz yaşları ne ölümden korktuğu için ne de yaşadığı acıdandı. O kadar çok sebebi vardı ki aslında. Hayalleri, hedefleri, niyetleri , hepsi yarım kalıyordu.
Zor bir şekilde tutunarak camın kenarına yaklaştı. Güneş öyle güzel parlıyordu ki. Gökyüzünde gezen bir kac bulut ta sonsuz maviliklere motif gibiydi adeta. Farkındaydı, hissediyordu. Sondu. Son Bayramdı bu. Hafızası öyle güçlüydü ki. 15 Yıl olmuş dedi kendi kendine. Bugün 29 Ekim 1938.
Neler gelmedi ki aklına. Öğretmen olarak girdiği her sınıfta her öğrencinin o saf ve hayran bakışları. Öğretmenim deyişleri. Belki de en Mutlu olduğu anlardı öğretmenlik olduğu anlar. Onun Mustafa Kemal Atatürk olduğunu bir an unutan öğrenme azmiyle yanan o çocukların öğretmenim diyerek kaldırdığı parmaklar. Hele Minik Hatice yi hiç unutmamıştı. Öğretmenim siz mi geleceksiniz bundan sonra derslerimize diyişini gülümseyerek hatırladı . Ben bundan sonra bütün okul hayatında tahtanın hep üstünde olacağım ne zaman kendini başarısız hissedersen benim gülümmsememi hatırla demişti. O an yine Gülümseyen yüzünden aktı bir damla göz yaşı daha.
Çiftçi Bekir Amcayı nasıl unuturdu. O titreyen elleri ve kısık sesiyle Kemalim; benimde oğlumun adı Kemal´di Sakarya´da öldü ama senin gibi asla ölmeyecek bir oğlum daha var oda sensin Kemal´im demesi aklından hic çıkmıyordu. Elleri titreyerek Oğlum sayende artık üretiyoruz çok şükür Önce Allah´a sonra sana diyen Bekir amca goz yaşlarını daha da arttırmıştı.
Hele 1933 teki tören de Savaş Gazisi Sedat Çavuşu asla unutamazdı. Gözlerini şarapnel parçalarıyla Kütahya civarinda kaybetmiş yanına gelmiş ve Mustafa Kemal´in Yüzüne elinle dokunarak Paşam artık ölsem gam yemem çünkü sizi görmek çok mutlu etti demişti. Gözlerim yok evet ellerim var. Onlarda olmasa bu ülke icin verilecek canım var. Hepsi kurban olsun diyişini asla unutamamıştı. Hüngür hüngür ağlıyor du ama ağrılarından değil Haticeyi, Bekir Amcayı , Sedat çavuşu bir daha göremeyeceği içindi.
Dolmabahçe sarayının Camından uzun uzun boğaza baktı. Onu selamlamaya gelen Gemilerde ki insanlara el salladı. Yorgun düşmüştü yine ve Yağverinin yardımıyla yatağına yattı. 29 Ekim 1938 di o gün. Atatürk için Artık Doktorların da yapabileceği birşey kalmamış Hastalığı çok ilerlemisti. Uyudu uzun bir süre. Saatlerce uyudu. Sonra uyandı. Doğruldu ve Yağverinin çağırdı. Çok acayip bir rüya gördüm dedi o gökyüzü mavisi gözlerini kocaman açarak. Yagveri şaşkınlıkla ne gördün Paşam dedi. Biz galiba büyük işler yaptık. Büyük İşler başardık. Çok sevildik ve cok saygi duyulduk. Yağveri tabiki paşam dedi. Baksanıza herkes Sarayın önünde, boğazda size ulaşmaya çalışıyor. Mustafa Kemal Atatürk Bugün böyle olması normal elbette dedi ama çok ilginç ti bu rüyam. Rüyamda Cok uzun yıllar sonra , bir Adam benim için Bir hikaye yazıyor ve bunu okuyan o kadar cok insan varki okuyor , beni düşünüyor , özlüyor, hatta ağlıyor. Hatta bunu bir adam da yapmıyor, binlerce insan benim için birşeyler yazıyor ve binlerce adam , kadın , çocuk her bayram beni anıyor, benden bahsediyor. Ahmet, Mehmet, Mustafa , Ayşe , Zeynep diyor ki biz bu adami cok seviyoruz diyorlar. Bu nasıl mümkün olabilir bu nasıl bir rüya. Ah be Yağverim iyi olaydım da Allah´ım bana imkan tanısaydı da ben bu adamları tanısaydım, yanlarına gitseydim, onları dinleyip uzun uzun sohbet etseydim diyerek gözlerini kapatmıştı. İyice yorgun düşmüştü ve o gün den sonra Ne Yağverine ne çevresine pek bir sey demedi. O pencereden son baktığında gözleriyle zaten anlatmıştı tüm acısını...
Atatürk böyle bir rüya gördümü bilmiyorum ,bu hayal gücümün bir ürünü ama Atatürk kendisini tüm sevenleri eminim ki tek tek tanımak isterdi. Haticeleri, Bekir Amcaları, Sedat Çavuşları ve Onun için hikâyeler yazan Ozanları tanımak isterdi. O bizleri tanımadı ama biz onu cok iyi tanıdık. Ve öyle çok ozledik ki. O 29 ekim 1938 de ki Bayram icin son Cumhuriyet bayramım demişti. Hayir onun ve bizim asla son Cumhuriyet bayramımız diye birşey hic bir zaman olmayacak.. Cumhuriyet ilelebet devam edecek.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun
HAVADAN DOĞADAN GRUBUNDAN-ALINTI