İkinci beynimiz barsaklar

İşyeri hekimi olarak çeşitli fabrika ve atölyelerde, çoğunlukla 20-50 yaş arasında kadınlar ve erkeklerden oluşan, yaklaşık 200 çalışanın sağlık sorunları ve çalışma koşulları ile ilgileniyorum. Görev kapsamında, işyeri şartlarının elverdiği ölçüde, basit şikayetlere çare bulmak, devam eden tedaviler için reçete tekrarı yazmak, işçilerin işe giriş ve periyodik muayenelerini yapmak, iş güvenliği uzmanları ile birlikte koruyucu önlemler konusunda yöneticileri ve işçileri uyarmak ve eğitim vermek gibi eylemler var. Günümüzün ana sağlık konusu Covid-19 salgınını saymazsak, bana başvuranlarda en sık karşılaştığım sağlık sorunları: kas-eklem ağrıları, nezle, grip gibi mevsimsel hastalıklar ve mide barsak şikayetleri. Gaz ve yanma yakınmaları olanlara, altta yatan başka bir ciddi neden yoksa, standart olarak midede asit salgısını önleyici ilaçlar verilir ve beslenmelerine dikkat etmeleri söylenir. Bu ilaçlar kısa sürede şikayetleri giderir. Fakat, "proton pompa inhibitörü" denen, etken maddesinin son heceleri "-prazol" olan, bir grup ilacı kullananlar, ısrarla tedaviye devam etmek istiyorlar. En çok yararlandığım ilaç bilgisi kitabında (1) ve prospektüslerde yazmıyor ama, bazı kişilerde bu ilaçlar neredeyse bir bağımlılık yapıyor. PROTON POMPA İNHİBİTÖRÜ (PPI) BAĞIMLILIĞI İnternette yaptığım kısa bir aramada Prof. Dr. Ahmet R. Küçükusta'nın bir mesajı çıktı (2): "Dispepsisi ve gastroözofageal reflüsü olan hastalar yoğun bir şekilde proton pompa inhibitörü kullanıyorlar ve bunun sonucunda mide asidinin salınımı baskılanıyor. Proton pompa inhibitörü ilaçlar, sabah kahvaltıdan önce alındıklarında maksimum etkinliği gösterirler ve gün içinde mide asidinin salınımını önemli oranda baskılarlar. Ancak organizmada vazifesini iyi yapmayan veya yapamayan bir organın çalışmaya başlamasını sağlamak için onu uyaran sistemler vardır. Mide asidinin salınımı bloke edildiğinde, ilacın alınmadığı ertesi gün daha fazla mide asidi salınır, bir rebound etki ortaya çıkar. Dolayısı ile ertesi gün hasta ilacını almazsa mide daha fazla asit salgıladığından, dispeptik şikayetler de artar. Hasta bu şikayetleri kontrol altına alabilmek için ertesi gün proton pompa inhibitörü almak zorunda kalır ve bu hep böyle devam eder. Proton pompa inhibitörü ilaçlara karşı meydana gelen bu alışkanlık, onların sürekli kullanımına sebep olur. Bu alışkanlığı dozu düşük tutarak ve zorunluluk halleri dışında ilaç almayarak yenebiliriz." PPI bağımlılığının gerçekten bir sorun olduğunu anlatan, çözüm önerileri veren ve konuyu toparlayan bir makale 2019'da yayınlanmış (3). Makalede, PPI kullanan üç hastadan ikisinin gereksiz yere tedaviyi uzattığı bildiriliyor. Bu hastalarda ilaç kullanımını azaltmanın veya kesmenin yolları veriliyor. Hastalar bize kolayca ulaşabildiği için, işyeri hekimleri olarak, PPI kullananları takip edip böyle azaltma çalışmaları yapabiliriz. Makalede, ilk reçete yazıldığında, tedavinin yararının bir hafta içinde belli olacağı, bu noktada durmanın uygun olacağı belirtiliyor. Eğer hasta reçete tekrarı için geliyorsa, kullanım sıklığının azaltılması ve dozun düşürülmesi öneriliyor. Daha sonra, hastayı da ikna ederek, arada sırada gerektiğinde kullanma ve tamamen bırakma aşamalarına geçmek tavsiye ediliyor. Kanada ve Avustralya sağlık otoritelerinin önerdiği algoritmalara göre, hasta 12 hafta takip edilmeli. Bu sürede gerekirse geçici olarak diğer asit giderici ilaçlar verilebiliyor. Uzun süre PPI kullanımının ve bunu kesmenin, "kanıta dayalı uygulama" olduklarını söyleyecek kadar kontrollu araştırma yapılmamış. Fakat bazı varsayımlar, biyokimyasal olgular ve ekonomik nedenlerle bu konuda bir şeyler yapmak gerekli gözüküyor. İLAÇSIZ YAKLAŞIM Mide barsak şikayetlerinin çoğu beslenme ve stresle ilgili. Gaz ve şişkinlikte hava yutmanın, gaz yapıcı besinlerin, ve aşırı yemenin rolü olduğu biliniyor. Hava yutmayı azaltmak için yavaş yavaş yemek, ciklet çiğnememek, pipetle sıvı içmemek, endişeleri kontrol altına almak gibi önlemler tavsiye ediliyor. Gaz yapıcı besinler, "fermente edilebilir oligo-di-mono-sakkaritler ve polioller", kısaca "fodmap" diye ifade edilen maddeler içerir. Fodmaplar ince barsaktan sindirilmeden geçer, kalın barsakta bakteriler tarafından parçalanır, bu arada bol miktarda, doğalgaz ile aynı kimyasal yapıda olan, metan gazı çıkar. Barsakta gaz üretimini azaltmak için "düşük fodmap diyeti" uygulamak yararlı olabilir. Düşük fodmap içeren yiyecekler arasında etler, balık ve yumurta, fındık, badem,yer fıstığı, tahin, muz, greyfurt, üzüm, kivi, limon, mandalina, kavun, çilek, laktozsuz süt, sert peynir, biber, havuç, kereviz, salatalık, patlıcan, yeşil fasulye,marul, patates,ıspanak, kabak, tatlı patates, domates, mısır, yulaf, pirinç sayılabilir. ABD Mayo Kliniğinin bir sayfasında (4), şişkinlik olayının aslında tam anlaşılamadığını, şişkinlik hissinin barsakta oluşan gaz miktarı ile orantılı olmadığını yazıyor. Tek başına şişkinlik, sürekli karın ağrısı, gaitada kan, kilo kaybı gibi ek belirtiler yoksa, rahatsız edici oluyor ama ciddi bir sağlık sorunu olarak görülmüyor, beslenme ve davranışsal önlemlerle kontrol edilebiliyor. Anadoluda "karnından düşünüyor" dendiğini duymuştum. Barsaklarımız sahip oldukları sinir ağları bakımından neredeyse ikinci beynimiz sayılıyor (5). Onlara iyi bakalım. (1)Hitchings,A. et.al. "The Top 100 Drugs" 2nd Ed. Elsevier. 2019 (2)https://www.iyibilgi.com/?artikel,26672 (3)https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6862638/ (4)https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/gas-and-gas-pains/in-depth/gas-and-gas-pains/art-20044739 (5)https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45710933#:~:text=Ba%C4%9F%C4%B1rsak%20ilk%20yan%C4%B1t%C4%B1n%C4%B1z%20olmayabilir%2C%20ancak,mikroplar%2C%20sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%C4%B1%20%C3%A7ok%20yak%C4%B1ndan%20etkiliyor.