KRİZDİR İKTİDARA GETİREN KRİZDİR İKTİDARDAN GÖTÜREN

Herkesin dilinde şu var: AK Parti neden iktidardan indirilemiyor, seçmen  iktidara getirecek kadar oyu neden muhalefete vermiyor? Tek cevabı var bunun: Kriz yok! Krizin iki kaynağı var; herkesin cebi, ağzı yanıyorsa bu birinci kaynaktır.  Veya parti içinde büyük çalkantılar, huzursuzluklar, paniklemeler yaşanırsa bu da ikinci kaynaktır. Örnek isterseniz, DSP’ yi gösterebiliriz. Hükümette iken birkaç gün içinde çökertilmişti. 2002 seçimlerinde 3’lü koalisyon neden dağıldı hatırlıyor musunuz? Ekonomik kriz yüzünden… Faizler, gecelik faizler başını alıp gidince, köylüler, memurlar, esnaflar kooperatiflere, bankalara teslim oldu, malını, parasını ağır biçimde kaybetti  ve o kriz üç partiden  DYP ile ANAP’ ı  sandık içinde tarihe gömdü, MHP’ yi de Meclis dışına attı; halkın öfkesi budur. Halk, 12 Eylül darbesine neden rıza gösterdi dersiniz?  %92 oy ile Darbe Anayasasına onay vermesi normal miydi? Evet çok normaldi. O günleri yeniden hatırlayalım: Anarşi  bir yana,  bunun ötesinde şeker, benzin, tüp gaz, mazot, yağ gibi acil ihtiyaç maddeleri karaborsaya düşmüştü. Millet kuyruklardaydı. 1 cente muhtaç olduğumuz resmen ilan edilmişti. Lüksemburg gibi dünyanın en küçük Avrupa ülkesi bile bizim için yardım sepetine 1 milyon dolar koymuştu… Perişandık anlayacağınız. Ortak sıkıntılar, ortak acılar, ortak öfkeler… Ama herkes için, yaygın anlamda herkes için diyoruz. 24 Ocak kararları ile düzlüğe çıkmaya başlayınca  Turgut Özal “Tonton Amca” oluverdi. Sevdik onu ekranlarda…  Rahmetli Anacağım bile TV’lerde onu gördüğünde, “ Bu adam iyi adam” Diyebiliyordu. 1990’lı yıllarda SHP-DYP koalisyonu peşpeşe  krizler getirdi bize… Dolar  bir gecede yüzde yüz fırlayınca nice aile ocakları da aynı gece içinde iflasa uğradı. Tansu Çiller’in başını yiyen, 28 Şubat duvarına  toslatan krizler hükümetleri rahatlıkla deviriyordu. Ne gariptir ki, Güneydoğu’da  paçasını PKK’ya kaptıran AK Parti 12 yıldır hala birinci hala güçlü şekilde iktidardadır. Yarın seçim olsa -Hiç beklemeyin- yerini yine muhafaza edecek güçtedir çünkü dipten sarsıcı ekonomik sıkıntılar yaşanmamaktadır. Buna karşılık muhalefet  ne yapıyor? AK Parti’nin belirlediği gündem çizgisinde ancak yürüyor. Oysa AK Parti kendi içinde sıkıntılar yaşamıyor değil, 15’e yakın vekilin istifası bir minik sarsıntı sayılır ama devirecek kadar mı? Hayır. Olay kriz boyutuna varmadığı için gidenler sinek vızıltısı hükmünde kalıyor.  Gidenler bir de partiler kurunca hepten AK Parti’nin ekmeğine bal kaymak sürmüş oldular. Halk diyor ki: Onların derdi başkanlıkmış! Parti kuracaklarına MHP’ ye girselerdi  7 değil ama 5 şiddetinde bir siyasi deprem oluşturabilirlerdi. Geçelim varsayımı, peki ne yapılırsa AK Parti iktidardan düşer? Muhalefet, AK Parti’de bir yumuşak karın bulmak zorunda, başka alternatif yok...  PKK ile yürütelen ve tamamen meçhul tutulan müzakereler bir yumuşak karındır. Halk verilecek tavizleri tahmini olarak konuşuyor, facebookta dile getiriyor ama asıl gerçeği bilen yok! Süreç tamamen gizli tutulduğu için halk şimdilik bu görüşmelerden ciddi anlamda etkilenmiyor. Muhalefet, bu gizliliği açığa çıkarmak zorundadır.  Müzakereler,  “ Oldu-Bitti” şeklinde tecelli eder AK Parti hemen akabinde yoğun propagandayla bunu bir zafere dönüştürürse Türkiye o zaman tam bir yenilgiye uğratılmış olacaktır. Bu safhada dahi muhalefete buradan bir galibiyet payı düşer mi? Meçhul. Değerli okurlarım… Ufukta, AK Parti açısından kötü bir durum görünmediği gibi muhalefet  de güçlü çalışmalar içinde olamıyor; iltihaklar, ilhaklar yok, birleşmeler yönünde en küçük işaretlere rastlanılmıyor. Yüzde itibariyle CHP ile MHP yükselişte mi, değil mi, bunu kestirmenin yolu var: Partiler üye sayılarına baksınlar … Artış halindeler mi, yerinde mi sayıyorlar? Durum vaziyetlerini  buradan anlamak mümkündür. Krizden başka olağanüstü durumlar tabi ki gözardı edilemez.