Birgülce
Ahh güzel ülkem ahh...
Ne hale geldin daha doğrusu ne hale getirildin sonun da...
Kimbilir daha neler göreceğiz duyacağız ve tv lerde izleyeceğiz?
Hangi tv kanalını açıp izlesek içler acısı haberlerle karşı karşıya kalıyoruz.Kadına şiddet ve katliam haberlerinden tutunda,çocuklarının kullandığı ilaçları alamadığı için ölüme mahkum edilen o bebeklerin anne ve babaların hükümet yetkililerine yalvarmalarından,ya da pandemiden dolayı iş yerlerinin kapatılmasından dolayı işsiz kalıp evine ekmek götüremeyen ana ve babaların feryatlarından çıkın...
Haber kanallarını bir kaç gündür izliyorum.Bir haber kaç gündür TV lerde dolaşıyor, yalan haber değil yani yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi.İçlerin de ben de dahil olmak üzere,biraz merhamet ve vicdan kırıntısı kalmış olanlar bu haberi izlerken gözyaşlarımizı tutamadık emin olun.Peki üzülmek gözyaşları dökmek bu olan biten haksızlığa zulme karşı çözüm mü? Tabi ki hayır ama elden başka bir şey gelmiyor ki...
Yani özetle söyleyeceklerim boğazımda,yazacaklarım da kalemimin boğazında düğümlendi sanki...
Olayın üç cümle ile özeti şu değerli dostlarım arkadaşlarım.
Pandemiden dolayı kıraathane işleten bir vatandaş dükkanını kapatıyor,ee napsin bu küçük esnaf kardeşimiz, bakacak çocukları var evine ekmek götürmek zorunda açlıklarından ölecek değiller ya.Bulup buluşturup borç harç bir seyyar araba alıyor ve balık satmaya çalışıyor. Dokuz yaşındaki oğlu da babasına yardım etmek için elinden geldiği kadarı ve çocuk aklı ile çaba gösteriyor.
İstanbul Esenler'de meydana gelen bu olay esnasında anın da ZABITALAR harekete geçiyor.
"Yassah hemşerim"beyanından hareketle,
Bu esnaf kardeşimizi tartaklamaya ve seyyar arabayı ters çevirek balıkları yerlere döküyorlar...
En acısı ise dokuz yaşındaki çocuğu tartaklıyorlar.Feryatlarını duymuyorlar gözyaşlarını görmüyorlar...
Peki bitti mi? BİTMEDİ elbette.
Zabıtalar çocuğu tartaklama esnasında
diyorlar ki "ZABITANIN NE OLDUGUNU ANLAYACAKSIN"diye...
Valla dokuz yaşındaki çocuk zabıtanın ne olduğunu anlar mı anlamaz mı bilemiyorum ama o videoyu izleyenler,ben de dahil olmak üzere zalimliğin ve zulümün ne boyutlara ulaştığını çok iyi gördük izledik ve anladık...
Bu tablo ülkemizde hemen hemen her gün bir yerler de yaşanmaya başladı.Malum "yandaş medya"bu olaylara kör sağır ve dilsiz.Bir iki muhalif kanal dışında nerede ise GERÇEK haber izleyemez olduk.Yandaş medya tv kanallarını izleyenler kendini Danimarka da Fillandiya da olan bolluk bereketlilik içinde yaşıyor sanıyorlardır herhalde.
Ülke gerçeklerinden bu kadar kopuk yaşayan,umursamaz ve duyarsız bir toplum olduk çıktık sonun da...
O Çocuğun gözyaşları benim yüreğimi parçaladı ötesini bilemem...
Zabıtalar onu tartaklarken yapmayın diye ciğlıkları "abi yapmayın ekmek teknemiz"diye yalvarıp yakarmaları kulaklarımdan gitmiyor...
Ne oldu bize?Bizler nasıl insanlara dönüştürüldük? Vicdandan merhametten sevgiden saygıdan kopuk robotlar haline getirildik sonun da.Emin olun o robotların kalbi yok ama bu tablolar karşısında onların bile yürekleri sızlar,fakat bizim kanunları abartıp abartıp uygulayanların en küçük acıma duygusu kalmamış,merhametleri çürümüş vaziyette.Yani deyim yerinde ise "kraldan çok kralcıların"hüküm sürdüğü,ehliyetsiz ve liyakatsız kişilerin iş başına getirildiği bir ortamda yaşamaya çalışıyoruz vesselam...
Hadi buyrun hep beraber haykıralım "yaşasın kraldan çok KRALCI ! olanlar...
İşte öyle...
(Birgülce)