KOALİSYON HÜKÜMETİ İSTEMEYEN KİM?

Hükümet kurulmasını isteyenler, istemeyenler, günahkâr arayanlar, günahı birinin üzerine yıkmaya çalışanlar...  Tüm bunlar, karışık siyasetin akıl karıştıran  unsurları haline gelmiştir. Herkes benim yoğurdum ekşidir demeye getiriyor. Unsurlar belli; AKP, CHP, MHP ve HDP. Hükümet kurma sürecinde kendini en saf yapan partimizse AK Parti´dir. Adama sorarlar: HDP ile hükümet olmak istemeyen kişi gerçekten samimiyse,  CHP veya MHP ile ne eder, ne yapar hükümet kurmaz mıydı? Adama sorarlar: Kendini HDP ile hükümet kurma noktasına getirene kadar sürekli ipe un serdin, diğer partilerin şartlarını  neden hiç kaale bile almadın? Adama sorarlar: Bu halkı 75 gün oyalarken sizlerin hiç mi kusuru yoktu? Oysa... Sayın Davutoğlu her defasında, "Bize başka seçenek bırakmadılar" Diyor. Acaba öyle miydi? Davutoğlu´ na göre;  AK Parti koalisyon kurmaktan yanadır, ancak diğer partiler buna yanaşmadılar. Bu, TV kanallarında sürekli taze tutuluyor. Bu hengamede, bu karışıklıkta halk şunu anlamaya çalışmalıydı: İstenen şey,  60 günden başlayarak en fazla 1 yıllık seçim hükümeti miydi? Yoksa 4 yıllık koalisyon hükümeti miydi? Nasıl bir hükümetti istenen? Seçmen nazarında partilerin  niyetleri tam olarak algılanmış da değil... Örneğin; muhalefet partilerine göre, 4 yıllık koalisyona karşı gelen AKP´ dir. AKP´ ye göre de muhalefet partileri tam bir oyunbozandır ve her şeye hayır demektedirler. Yani kafalarda gerçekten bir ikilem var. Ancak, Davutoğlu öyle bir kelime kullandı ki geçenlerde, o kelime AKP´ nin gerçek niyeti ortaya koymaya yetecek güçtedir. Deki CHP için, "İstikşafı görüşmeler" yaptık. Bunun anlamını çözmeliyiz. Gerçek niyet burada, sır burada yatıyor. İstikşafi kelimesinin sözlükteki karşılığı, "keşfe çalışma, araştırma, yoklama" olarak açıklanmaktadır. Ne anlıyoruz buradan? Sayın Davutoğlu, CHP ile hükümet kurmak için değil, bir ön çalışma, araştırma, yoklama için  görüşmeler yapmış. Öyleyse, buradan bir hükümet çıkar mıydı? Hayır. Buna (1) deyip ikinci konuya geçelim: ?Enerji Bakanı Taner Yıldız gündeme dair açıklamalarda bulundu. Yıldız, hedefimiz 1 Kasım´da tek başına iktidar olmak. Sonuç aynı çıkarsa CHP ve MHP ile olan konuşmalar dikkate alınacaktır." Demek ki, CHP ve MHP ile yapılan görüşmeler dikkate alınmamış, dostlar alış verişte görsün denmiş adeta... Bu niyetten de bir hükümet çıkar mıydı ortaya? Hayır. Sıra 3: Cumhurbaşkanı, hükümet kurma görevini Davutoğlu´na ancak seçimin üzerinden 30 gün geçtikten sonra  verdi. Bu kadar bekletmesinin sebebi süreyi doldurmak için değilse başka ne olabilir sizce? Sıra 4: CHP ile görüşmeler 32 gün sürdükten sonra olumsuz sonuçlandı ve Sayın Kılıçtaroğlu´ nun ifadesine göre, AK kendilerine koalisyon teklifi yapmamıştı. Sıra 5: MHP´ nin ileri sürdüğü 4 şartın her biri somut değil, soyut içeriklere sahipti ama tümüne reddiye yapıldı. Nitekim AKP´ li Bakan Faruk Çelik bile birkaç gün sonra bu dört şarta nitelik olarak "görüşülebilir" diyecektir. Sıra 6: Davutoğlu´ ndan sonra görev CHP liderine niye verilmedi? Verilseydi bu hal hem yasalara, hem teamüllere  uygun olacaktı. Ama 45 günlük süre çeşitli bahanelerle tüketildi ve görev tekrar Davutoğlu´ na dönderildi. Değerli okurlarım; CHP ve MHP ile yapılan İlk görüşmelerde dikkate alınmayan hususlar, eğer 1 Kasım´da da yine aynı sonuçlar çıkarsa bu defa dikkate alınacakmış. Kim diyor bunu? AKP´li Bakan Taner Yıldız diyor. Yani galip gelinceye kadar maçı tekrar etmek sürecini yaşıyoruz milletçe! Ayrıca çok önemli bir ayrıntıyı daha gözden kaçırmayalım;  276´ ya ulaşmak için AKP´ nin sadece1 8 vekile ihtiyacı var. Bir erken seçimde biraz MHP´ ye, biraz HDP´ ye yüklenirse, 18-20 vekil fazla çıkarma ihtimali çok kuvvetlidir. Öyleyse, AKP 75 günü sahada top çevirmekle geçirmesi çok normal ama halk bu ince siyaseti nereye kadar ayırabilir? Hükümet kurmaktan kaçışları saydık bir, bir... Evet...Rakamlar ortada, psikolojik etkenler ortada, yeniden kazanırım inancı ortada... O halde AKP kendine yeni bir şans kapısı daha açmayacak da ne yapacaktı? Hızlıca alınan 1 Kasım erken seçimi AKP için böyle bir şans kapısı niteliğindedir. Tabi, bu bahsi artık kapatıyoruz; yeni hükümet kurulunca deniz bitti, kara göründü oluyor. Bundan sonra siyasetin akışı ve şartları değişecektir. Bakarsanız, bugünden yaptığımız erken yorumlar erken bir seçimle boşa gitmiş olabilir.  Herkesin bir hesabı var.  Bekleyip göreceğiz.