KİME OY VERECEĞİM?

  Gecenin bir vakti, kime oy vereceğimi düşünüyorum! Aklıma bir sual geldi kendimce: Ben kimim, Bana benzeyen var mı?   Evet… Kimim ben ve cevap aramaya buradan başlamam gerek!   Türkçe konuşuyorsam… Türkçe düşünüyorsam… Ve… Hayallerimi Türkçe kuruyorsam… Ana dilim gibi Milli dilim de Türkçe ise... O halde Ben bir Türk’üm!   Ezanlar okundu sağ kulağıma… Kaametler getirildi sol kulağıma… Adıma “Hasan!” Dendi, üç kez…  Ve Ben Peygamber torunlarıyla adlandırıldım.   (Merhum) Ziya Babam gerçekten “ Ziyalı” adam imiş! Daha kucağında gezdirirken Beni: “Hasan ile Hüseyin’i almış dizine, Kuzularım size olsun elveda” Beyitini makamla okur, inceden inceye ağlardı. Güzel sesliydi, yanıktı, içten ağlardı… Ben de ağlardım. Camileri gördüm sayesinde... Anladım ki Ben bir Müslüman’ım.   Türk Tarihini okudum. Emiryakup Köyünü, köyümü pek severim. Çocukluğumun kahve duvarları muhteşem tablolarla süslüydü. Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Mareşal Fevzi Çakmak, Gazi Osman Paşa, Kazım Karabekir Paşa… Niğbolu Meydan Muharebesi, Kosova Meydan Muharebesi…   Hamurum böyle yoğrulmuş…   O halde… Türk"üm, Müslüman"ım; kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin bu yolda yürümeliyim. Ömrünü çobanlıkla, öküzlerle çift sürmekle geçiren Babamızdan vatan, millet, din aşkını nasıl en güzel miras olarak almışsak, Ben de evlatlarıma; Türklüğümü, Müslümanlığımı miras olarak bırakmak istiyorum. Mal-Mülk önemli değil… Onlardan ciddi anlamda miras olmaz. Batarsın, çıkarsın ama milli kimliğin, dini kimliğin varsa ruhunda, hep kazanırsın; çünkü güçlüsün.   Atatürk’ü onun için başbuğ kabul ettim. Mehmet Emin Yurdakul’ u, Ziya Gökalp’ i bunun için sevdim. Gaspıralı İsmail Beyi, Atsız’ ı, Türkeş’i bu sebeplerle su gibi içtim. Mehmet Akif Ersoy’u, Ömer Seyfettin’i, Arif Nihat Asya’yı kendime pınar bildim. Oğuz Kağan’ın, Bilge Kağan’ın ülküleriyle yaşıyorum. Ortaçağı açan Atilla, Ortaçağı kapatan Fatih gururumdur. Kutsal emanetleri Mısır’dan İstanbul’a getiren Yavuz’un ruhaniyetinden güç alıyorum.   Nasıl oy vermem gerekiyor öyleyse? Soru böyle olsun! Ziya Gökalp’ in dizeleri ne diyor ona bakalım::   “Yoksa şu yaprakta Yavuz… Yoksa şu sayfada Oğuz… Biz de yoğuz, biz de yoğuz. Elimizden siz tutunuz. İmdadımıza koşunuz. Daha çoğuz, daha çoğuz.”   Sayfalarda, yapraklarda kıyamete kadar var olmak için oyumu elbette vereceğim. İşte adresim, işte oy sandığım! Hepsi, gecenin bir vaktinde yazdığım bu yazının içindedir.