Milletlerin hayatında iz bırakmış, dönemlerine damga vurmuş, çığır açmış, bahtımız, alın yazımız, yazgımız olmuş kişiler ve onların tarihimize kazıdığı olaylar vardır.
"Dahili ve harici bedhahları " nefretle anarken, tarihimize değer katan kişileri de kahramanlarımız olarak kabul eder, minnet duygularımızla hatırlar, kalplerimizde yaşatırız. Batı Trakya Türklerinin lideri Gümülcine Milletvekili rahmetli Dr.Sadık Ahmet onlardan biriydi. Ne zaman geçeceği bilinen bir ana yola tali yoldan çıkan ( muhtemelen planlanarak çıkarılan) traktörle trafik kazası süsü verilerek kahpe bir pusu ile şehit edildi
" Acı, sızı, keder, gam dolu Batı Trakya'm" diyerek yollara düşmüş, yok edilmeye çalışılan, göçe zorlanan, anlaşmalara rağmen hakları gasp edilen Balkanlardaki TÜRK varlığının sesi olmuştu Sadık Ahmet. Davet edildiği her yere koşarak gidiyor, hakları çiğnenen Batı Trakya Türklerinin davasını anlatıyordu.
Uzunköprü Kültür Sanat ve Tanıtma Derneği'nin davetine de seve seve evet demişti. İpsala sınır kapısından Uzunköprü'ye kadar unutulmaz bir sohbet olmuştu. 9 Mayıs 1993 tarihiydi. Köprü başındaki düğün salonu dolmuş, kalabalık yollara taşmıştı. "Batı Trakya ve Balkan Türklüğünün Meseleleri" adını taşıyan konferans defalarca alkışlarla kesilmiş, Uzunköprü 'de tarihe not düşülmüştü." Suçumuz; Yunanistan'da Türk olmak ." diyordu. " Benim önüme bir tabak iyi yemek koyup da boynumdan istedikleri yere çekeceklerse, dağdaki zayıf kurt gibi yaşamayı, o hali vakti yerindeki köpeğinkine tercih ederim ." diyen bir bozkurttu o güzel adam.
Defalarca tehdit edildiğini biliyorduk. Sahnenin arkasındaki fona, ömrü çok kısa süren Batı Trakya Türk Cumhuriyeti bayrağını asmıştık. Bir taraftan da " Onun için sakıncalı olur mu acaba?" diye düşünüyorduk. "O bayrak bizim gururumuzdur. Rahat olun. Zaten nefes alan her Türk sakıncalıdır Yunanistan'da." demişti. O gece misafirimiz olmuştu. Televizyonlardaki haberleri izleyen Yunan istihbaratı tarafından ertesi gün sınır kapısından girer girmez gözaltına alınmış, fondaki bayrak için sorguya çekilmişti. Ama gerçekten o bir serdengeçti idi ve korkusuzdu. "Biz Anadolu'nun sigortasıyız. Eğer biz orada boyun eğersek,oradaki set yıkılırsa sizi burada rahat bırakmazlar." demişti konuşmasında.
Adaşım, kardeşim, dava arkadaşım, ülküdaşım , şehidim.Ölüm yıl dönümünde, gecenin nemini içen gözlerim, içimdeki volkanı söndürmeye çalışıyor. Davana Sadık, adı Ahmet olan daha nice soydaşlarımız var ama, lider kolay yetişmiyor, yerin dolmuyor. Sadece kıymetli ve fedakar eşin Işık Ahmet, evlatların Levent ve Funda değildir yetim kalan. Tüm Batı Trakya Türkleri gittiğin günden beri çaresizlik içindedir, öksüzdür.
Gümülcine'de bir gün Türk Gençler Birliği Lokalinin bahçesinde, zamanı eleyen ulu çınarların gölgesinde seni konuştuk gençlerle, senden konuştuk. Türk Ocağı üyeleriyle daha sonraki yıllarda yine mezarının başındaydık. Makberini dualarımızla okşadık, toprağını göz yaşlarımızla suladık. Eminim ki ruhun ziyaretimizden haberdardı ve bizimle beraberdi.
Tarihimizin kilometre taşlarından biri de Lozan Antlaşmasıdır. İlginçtir antlaşmanın imzalandığı tarih ile Sadık Ahmet'in şehadeti aynı güne denk gelmiştir: 24 Temmuz. Birinin yılı 1923, diğerinin ki 1995'tir. Gümülcine Türklerinin mübadele dışında kalması ve doğdukları topraklarda yaşamaya devam etmeleri de Lozan sayesinde mümkün olmuştur. Yani Sadık Ahmet'in ve Batı Trakya Türklerinin hak ve hukuk mücadelesinin temelinde de Lozan'ın güvencesi vardır.
Her ne kadar Fesi püsküllü Kadir, Yunan galip gelemedi diye üzülse , onun kafasındaki bazı siyasetçiler Yunan'ı denize döken Kuvva'cıların ve onların Selanik doğumlu şanlı kumandanı Mustafa Kemal'in zaferini yok sayıp inkar etseler de tarihi gerçekler ortadadır. Lozan; yedi düvele meydan okuyan genç cumhuriyetçilerin, Anadolu'nun kahraman çocuklarının zaferini taçlandıran tarihi bir belgedir. Lozan Antlaşması; içeride ve dışarıda bağımsız yeni bir Türk devleti kurulduğunun, tüm dünya tarafından onaylandığını gösteren hukuki bir belgedir. Bu özelliği ile Lozan Barış Antlaşması; Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olarak değerlendirilebilir. Keşke padişahlar imparatorluğu o durumlara düşürmeseydi, keşke masaya daha güçlü şekilde oturabilseydik. Sevr Antlaşmasındaki defin maddelerini bilmeyenlere Lozan'ın önemini anlatamazsınız.
Sadık Ahmet makberinde rahat uyu sen. Yunan'a güzellemeler yapacak kadar müptezelleşen Fesli Kadir ve onun hayranları, bugün yeni kuşatmaları görünce Lozan'ı hatırlatıyorlar emperyalist hergelelere. Hem de Atatürk ve İsmet Paşa'ya övgüler ve dualar göndererek.
Sözün doğrusunu doğru adamlar söyler. Ne demiş Mustafa Kemal; ''Bu antlaşma, Türk ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir yok etme girişiminin yıkılışını bildirir bir belgedir. " Ne güzel adamlarmış bu kutsal Cumhuriyeti kuranlar.Ne kadar ileri görüşlü, ne kadar yürekliymişler.Yattıkları yerden bile birilerine ders vermeye devam ediyorlar. Allah onlardan razı olsun.