Bayan Bircher nerede?

Geçen hafta CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu "Sağ sol kavramlarına karşıyım" dedi. Sonra Kılıçdaroğlu'nun ne demek istediği, bu sözün ideolojik olarak ne anlama geldiği televizyonlarda saatlerce tartışıldı. Kendini sağda veya solda gören grupların varlığına rağmen bu söz, "arada kalanlara ulaşmak için sağ-sol kavramlarının dışında düşünebilmeliyiz" anlamında söylenmiş olabilir mi? İÇİMİZDEKİ SAĞ-SOL Tarihsel gelişimiyle, "sağ" tutucu, "sol" ilerlemeye açık çağrışımlar yapıyor. Sağ-sol yaklaşımlarının biyolojik ve psikolojik temelleri üzerine yapılmış ilginç çalışmalar var. Daha önce bir yazıda bahsettiğim "Predisposed" başlıklı kitapta çeşitli örnekler veriliyor (1). Mesela solcu ve sağcılar arasındaki fark anatomik olarak, beyin manyetik rezonans grafilerinde de görülebiliyormuş . 2011 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, yeniliklere açık, liberal, solcu öğrencilerin beyinlerindeki "anterior cingulate nucleus" denen bölge daha büyük oluyormuş. Ona karşılık tutucu öğrencilerde "sağ amygdala" daha büyükmüş. Sadece beyin MR'ları çekilerek yapılan tersine incelemelerde, öğrencilerin ideolojik tutumları % 70 oranında doğru tahmin edilmiş. Beyin plastik bir organdır, bu farklar sonradan da gelişmiş olabilir, ama kitapta bahsedilen başka bir özellik, sağ sol arasındaki koku algılama farkının genetik olduğu belirtiliyor. Sosyal psikolog Jonathan Haidt, "Doğru Akıl" başlıklı kitabında (2) doğuştan gelen temel ahlaki kurallardan, şefkat, adalet ve özgürlüğü solcuların; otorite, sadakat ve kutsallığı ise sağcıların daha çok benimsediğini gözlemlemiş. Yani sağ/sol kavramları bir şekilde içimize işlemiş, ama hala arada kalmış gruplar bulunuyor. SAĞ- SOL VE İDEOLOJİLER İdeolojik açıdan sağ-sol çizgisi, daha çok üretim ilişkileri, paylaşım gibi ekonomik olgulara dayanarak ideolojileri kabaca sınıflamaya yardım eder. Anthony Downs, ideolojiyi "iyi bir toplumu ve ona giden yolları tanımlayan bir anlatımdır" şeklindeki tarif ediyor (3). Bu tanıma göre, neredeyse, her parti programı bir ideoloji sayılabilir. Parti programlarını ve çeşitli fikirlerin kombinasyonlarından oluşan, çoğu iç içe geçmiş onlarca ideolojiyi (4) düz bir sağ-sol çizgisi üzerinde anlamlı bir şekilde sınıflamak zor. Faşistleri, muhafazakarları, liberalleri, sosyal demokratları, sosyalistleri ve komünistleri sıraya dizip karşılaştırmanın başka yolları da var. Fransız filozof J.P. Faye, 2002'de yazdığı kitabında, sağ-sol çizgisini büküp at nalı şekline getirmiş (5). Resimde görüldüğü gibi, at nalının uçları olan aşırı sol ve aşırı sağ birbirine yakın. At nalı, halkını ezen Stalin'i ve faşist Hitler'i yan yana getirmiş. Doğru, değil mi? *** At nalı modelinden daha kolay anlaşılır bir model de, ideolojileri iki eksenli bir düzlem üzerinde sınıflamak. Yatay eksen ekonomik anlamda sol ve sağı gösterirken dikey çizgi özgür ve otoriter uçları gösteriyor, ideolojiler, partiler bu düzlemde dört kadrana dağılıyor. Bizim partilerden, CHP sol alt kadrana, İYİ Parti sağ alt kadrana, AKP sağ üst kadrana yerleştirilebilir. Bu durumda CHP-İYİ parti yakınlığı çok daha iyi anlaşılıyor. *** İki eksenli şemanın bir ileri versiyonu, laiklik, mülteci sorunu, çevre gibi eksenleri da katarak, parti ideolojilerini örümcek ağı şeklinde gösteren diyagramlar. Resimde İsviçre Halk Partisi liderinin güncel sorunlara yaklaşımı ve parti politikası görülüyor. Şimdi, Bayan Bircher nerede, sağda mı, solda mı, yoksa hem orada hem burada mı? SEÇMEN DAVRANIŞI Bir ideolojiye inananlar, sorular karşısında, tümdengelim yaparak hemen hazır cevaplar buluyor, oy vermede de pek kararsızlık yaşamıyorlar. Ama günlük davranışlar, olaylara bakışlar her zaman ideoloji ve parti politikası ile uyumlu olmuyor. Bir deneyimimi anlatayım. Birçok ülkede seçmeni eğitmek, onun siyasi görüşünü netleştirmek ve en uygun partiye veya adaya yönlendirmek için programlar var. Örnekler: Almanya'da "Wahl-o-mat", Hollanda'da "Stemwijzer", Türkiye'de "Oypusulası" (6). Bu uygulamalarda, seçmenlere güncel ve genel konularda sorular soruluyor, verilen cevaplar parti politikalarıyla karşılaştırılıyor. Denemek için, Almanya'da 2017 Federal Meclis seçimi için hazırlanmış olan Wahl-o-mat'ın 38 sorusunu cevapladım (7). Cevaplarım, üyesi olduğum SPD ile % 52.5 uyum gösterdi. Çıkan düşük yüzde beni çok şaşırttı, bu durumda ya kendimi biraz daha eğitmem gerekiyor, ya da SPD'nin benim gibi üyelerin yaklaşımlarını değerlendirerek politikalarında bazı ayarlamalar yapması gerekiyor. Benzer durumları, parti eğitim çalışmaları sırasında, katılanlara arada sırada yaptırdığım, "Nolan" politik eğilim testinde de gözlemlemiştim (8). Kendilerini "devletçi" sananlar testin sonunda "liberal" çıkınca çok şaşırıyorlardı. Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir sistemle seçmenlerin ve üyelerin bakış açılarını izleyip, politikalarını gözden geçirebilir veya o konularda eğitim çalışmaları yapabilir. Bu çalışmalar ağırlıklı olarak ideolojilerin günlük sorunlarla ilişkilendirilmesi şeklinde olabilir. Örneğin Liberalizm'in "kişisel sorumluluk" ilkesi, parti politikasında, "küçük girişimcilere banka destekleri teşvik edilecek" şeklinde ifade edilebilir. Bu şekilde ideoloji-parti-seçmen ilişkileri canlanabilir (9). *** Özetle, ideolojileri sınıflamada ve oy verme eğilimlerinde sağ-sol kavramlarının bir ölçüde aşılmış olduğunu söyleyebiliriz. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu herhalde bu durumu kastetmiştir. (1)J.R. Hibbing et.al."Predisposed".Routledge Publ. New York. 2014 (2)J.Haidt " The Righteous Mind" Vintage Publ. New York. 2013 (3)http://home.uchicago.edu/~jlmartin/Papers/What%20is%20Ideology.pdf (4)https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_political_ideologies (5)https://en.wikipedia.org/wiki/Horseshoe_theory (6)https://t24.com.tr/haber/prof-dr-ali-carkoglu-oy-pusulasi-ni-anlatti,814403 (7)https://www.wahl-o-mat.de/bundestagswahl2017/ (8)http://nolan.jimeyer.org/nolan_example.php (9) A Blueprint for 21st Century Parties