Prof.Dr. M.Mehdi ERGÜZEL - TÜRK OCAKLARININ KURUCU BAŞKANI

Hamdullah Suphi Bey; Milli Edebiyatımızın, fikirleri, eserleri ve şahsiyeti üzerinde yeteri kadar durulmamış dikkate değer simalarındandır. Biz bu ismi, kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla, Maarif Vekili olduğu sırada, 1921 Mart'ında İstiklal Marşı'nı TBMM kürsüsünde, alkışlarla tekrar tekrar okuması ile hafızalarımıza resmetmişizdir. Halbuki Tanrıöver, bu resimden daha zengin, idealist, 81 yıllık hayatına nice hayırlı ve başarılı hizmetler sığdırmış, fikri ve edebi bakımdan incelenmesi ve tanınması gereken bir insandır. O, her şeyden önce, kuruluşunun 109. yılında bulunduğumuz, Bir Fikir Hareketinin Kalesi Olan Türkocakları'nın - kısa ve mecburi fasılalar dışında- hayatı boyunca adeta değişmez genel başkanı ve hamisi olmuş, ömrünü Türklük ve onun yükselmesi davasına adamış istisnai bir şahsiyettir. Yine 108. yılını idrak ettiğimiz Balkan Harbi'nin ıstıraplı günlerinde Türk vatansever ve aydınlarının toplandığı, fikir birliği ederek felaketlere çare aradığı mekanlardan biri olan Türkocağı, onun liderliğinde milli davaların istikamet kazandığı bir yer olmuştur. Ana ve baba tarafları itibariyle aile kökleri Kafkaslar'a ve Balkanlar'a dayanan Tanrıöver'in bütün hayatı, bu iki önemli coğrafyanın kalbi demek olan Anadolu'nun istiklali yolunda yani Milli Mücadele'nin içinde geçmiştir. 1885'te, Abdüllatif Suphi Paşa ve Ülfet Hanım'ın oğlu olarak İstanbul-Horhor'da bir konakta doğan Hamdullah Bey, Galatasaray Sultanisi'inden mezuniyetinden sonraki memuriyetinde; Rüştiye, Darül-muallimin, Bahriye, Darül-bedayi ve nihayet Darül-fünun'da "Hikmet-i Bedayi, Lisan-ı Osmani, Türk ve İslam Sanayi-i Nefise Tarihi" gibi ilerde bütün parlaklığıyla meyvelerini verecek ve milli karakterini şekillendirecek olan derslerin hocalığını yapar. İzmir'in işgaliyle başlayan milli direniş hareketlerinde Türkocağı reisi olarak İstanbul'daki toplantı ve mitinglerde öndedir. İstanbul'un işgalinde son Osmanlı Meclis-i Mebusanında Felah-ı Vatan grubundadır, Misak-ı Milli'yi destekleyen konuşmalar yapmaktadır, Malta Sürgünleri arasında iken garip bir yanlış adres tespiti yüzünden şans eseri, gece vakti yakalanmaktan kurtulur, gitmeyi planladığı Ankara'ya Nisan 1920 başlarında ulaşır. 23 Nisan Cuma günü dualarla açılan İlk Meclis'e Antalya milletvekili sıfatıyla katılır. İki defa Maarif Vekilliğine getirilir. Milli heyecanları diri tutan konuşmaları, "İstiklal Marşı" yazma yarışmasına katılmaya Akif'i ikna etmesi, "Türk büyüklerinin türbelerinin kapatılması"na muhalefet etmesi ve bazı cesur çıkışları ile 1930'daki Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı desteklemesi, yıllardır genel başkanı olduğu Türkocakları'nın kapatılarak yerine Halkevleri'nin açılması, kendisinin de 1944' e kadar 13 yıl sürecek Bükreş Büyükelçiliğine gitmek zorunda kalması, bu yılların ardı ardına gelen iniş çıkışları arasındadır. 1945 ve 1946'da CHP'den Mersin ve İstanbul milletvekili olarak milli ve muhalif tavrını sürdürür, dini eğitim verilmesi ve Halkevlerinin milliyetçi faaliyet yapmasını ister, yadırganır ve partisinden ayrılır, Mayıs 1949'da Türkocağı'nı tekrar açar, vefatına kadar Ocak'ın başkanıdır. 1950-57 arası Demokrat Parti milletvekilidir, sonra siyasetten çekilir, doğduğu konağı Türkocağının faaliyetleri için değerlendirir. 1966'nın 10 Haziran'ında "Türklük için çarpan kalbi bir krize boyun eğer." Kabri, İstanbul Merkezefendi Mezarlığındadır. ESERLERİNİN SÖZVARLIĞI "Söz varlığı, en kısa tanımıyla kültürün aynasıdır. Bir toplumun yaşayışına, yaşayış şekline, hayata bakış tarzına, maddi ve manevi değerlerine, inançlarına kısacası kültürüne ilişkin ilk bilgileri söz varlığından elde edebiliriz. Söz varlığı toplumun konuştuğu dilin sözcüklerini, deyimlerini, hazır söz kalıplarını, atasözlerini kapsar. Bir dilin söz varlığı, aynı zamanda o dili konuşan toplumun kavramlar dünyası, dünya görüşünün bir kesitidir" (Aksan :1996). Aynı şekilde toplumun önemli birer ferdi olarak şair ya da yazarların eserlerinden hareketle yapılan söz varlığı çalışmaları da bu açıdan bakıldığında ilgili yazar ya da şairin kavramlar dünyasını ve dünya görüşünü yansıtması açısından oldukça önemlidir. Bu görüşten hareketle, bu yazımızda, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında Meclis'te yaptığı coşkulu konuşmaları nedeniyle milli hatip ve Cumhuriyet hatibi olarak tanınan bir siyaset adamı ve yazar Hamdullah Subhi Tanrıöver'in Dağyolu ve Günebakan adlı kitaplarındaki yazılarından yola çıkarak söz varlığı yani onun kültürünün ve hayata bakış tarzının eserlerindeki yansıması dikkat nazarlarınıza sunulmaya çalışılacaktır. Hamdullah Suphi Bey'in sağlığında basılmış iki önemli eseri vardır: Dağ Yolu 1-2 ve Günebakan.Onun dışında çeşitli toplantılardaki konuşmalar, meclis zabıtlarında kalmış hitaplar, gençlik yıllarına ait şiir ve nesirler bu kitaplarda yoktur. Kendisinin seçtiği 60 kadar yazı ve nutuk burada yer almaktadır. Biz bu önemli toplantı vesilesiyle hem Türkocakları hareketinin liderini hatırlatmak hem de o devrin bir aydınının dil ve üslubuna dikkat çekmek bakımından eserlerinde kullandığı kelimeleri, bunların kullanım sıklıklarını, tercih özelliklerini, belli seviyedeki mahiyetlerini, mücerret yahut müşahhas oluşlarını, özel isimlerin hangi eğilimi yansıtır şekilde seçildiklerini, fiillerin ve temel bazı kelimelerin yayılımını anlamak istedik. Yazılarından yola çıkarak söz varlığı yani yazarın kültürünün ve hayata bakış tarzının eserlerindeki yansıması dikkat nazarlarınıza sunulmaya çalışılan bu bildiride, Tanrıöver'in hatip yönünü daha iyi yansıttığını düşündüğümüz konuşmaları ve Günebakan adlı eserde topladığı düz yazıları dikkate alınmıştır. Yani bu çalışmada biz onun sözvarlığının sadece bir cephesini değerlendirebilmiş oluyoruz. Bir yazar veya şairin kullandığı kelimeler çok değişik açılardan tasnife tabi tutulabilir. Türk, Türklük, Türkçe ve Türkiye kavramlarının geçtiği kelime gruplarından bazıları: Türklük ateşi, Türklük çerçevesi, Türklük fikri, Türklük hissi, Türklük ve istiklal fikrinin bayrağı, Türkün Türkü düşünmesi, unutulmuş bir Türk diyarının bir köşesi, yarınki Türkiyenin istikbale aid bütün ümidleri, yeni Turanın Türk kadınlariyle temsiline teşebbüs, yeni Türk devirleri, yeni Türk nesilleri, yeni Türkiye teceddüd vasıtaları, yüksek ve kurtarıcı Türklük mefkuresi, zarif Türk işlemeleri, zihninizde mevcut olan Türk Batı Türklerinin medeniyet ve san'at tarihi, bedbaht Türk vatanının ufukları, bu günkü Türk ordusu, bugünki Türkiye, bugünkü Türk nesli bütün mazlum Türk alemi, bütün tarihinde parayı istihkar etmiş görünen Türk, bütün Türk dünyası,