Başarının anahtarı

EKİP ÇALIŞMASI 2013 yılında, CHP Parti Okulu eğitimlerinde, konu takım çalışmasına gelince, "Oz Büyücüsü" filminden parça gösterirdim. Hikayesini biliyorsunuz: Bir tayfun Dorothy'yi evinden alıp Oz Ülkesi'ne uçurur. Evine dönmek için büyücüden yardım istemeye giden Dorothy, yolda bir korkuluğa, bir teneke adama ve bir aslana rastlar. Birlikte birçok zorluğu aşarlar. Her eleman, yeri geldiğinde, kendinde olmadığını zannettiği becerilerini ortaya koyarak, problemin çözümüne katkı sağlar. Bu yazıda ekip çalışması konusunda Patrick Lencioni'nin fikirlerinden bahsedeceğim. İDEAL EKİP OYUNCUSU Lencioni ideal bir ekip oyuncusunun üç sıfatı olmalı diyor. 1-Alçakgönüllü (humble):Alçakgönüllülük, kendinize odaklanmak veya şişirilmiş bir egoya sahip olmak yerine, daha büyük, iyi bir amaca odaklanmak anlamına gelir. Alçakgönüllü insanlar, başarısızlıklarına veya kusurlarına sahip çıkar, hataları için özür diler, başkalarının özürlerini kabul eder ve başkalarının güçlü yanlarını / becerilerini içtenlikle takdir eder. Harika bir takım oyuncusu olmanın en önemli özelliği alçakgönüllü olmaktır. 2-Aç (hungry): Aç olmak, her zaman daha fazlasını aramanız anlamına gelir. Örneğin daha fazlasını yapmak, daha fazlasını öğrenmek veya daha fazla sorumluluk almak gibi. Aç insanlar, çok çalışmak, inisiyatif kullanmak ve görev çağrılarının ötesine geçmek için kendi kendine motive olurlar. 3-Akıllı (smart): Burada özellikle insan ilişkileri alanında akıllı olmak anlamındadır. İnsanlar hakkında sağduyuya sahip olmak, onların farkında olmak ve onları algılamak, iyi sorular sormak, iyi dinlemek ve etkili bir şekilde nasıl yanıt verileceğini bilmek, iyi bir takım oyuncusu olmak için gereklidir. İdeal takım oyuncusunda bu özelliklerden biri bile eksik olmamalı. Eğer takım oyuncusu alçakgönüllü değilse, arkadaşlarını manipüle eden, kendini ön plana çıkarmaya çalışan "becerikli politikacı" tipi ortaya çıkar. Eğer "aç" değilse, bir iş üretemeyen "sevimli kaytarıcı" olur. Eğer "akıllı" değilse, işleri yüzüne gözüne bulaştıran bir "sakar"a dönüşür. EKİPLERİN BEŞ TEMEL AKSAKLIĞI Lencioni bu işlev bozukluklarını, birbiri üzerine inşa edilen ve birbirini etkileyen, temelinde "güven" olan bir piramit şeklinde ele alıyor. 1: Güven (trust) Yokluğu Ekipte güven ortamı yoksa üyeler, hatalarını, zayıf yönlerini veya yardıma ihtiyaç duyduklarını kabul edemezler. Ekip üyeleri arasında rahatlık yoktur. Bu durumda lider, ekip üyelerinden yardım isteyerek, zayıflıklarını ve sınırlarını kabul ederek örnek olur. Bir hata varsa ilk kabul eden kişi o olur. Üyeler, lideri takip eder. Yavaş yavaş, bu alışkanlıklar kültüre dönüşür ve ekip, piramitteki ilk temel olan güveni inşa etmiş olur. 2: Çatışma (conflict) Korkusu Güvensiz takımlar, önemli konular üzerinde tartışmalara giremezler. Ekip üyelerinin fikirlerini açıkça dile getirmedikleri bir çalışma ortamında, zaman boşa harcanır, toplantılar yetersiz kararlarla sonuçlanır. Çare olarak, çatışmanın hoş karşılanacağı ve bir amacı olduğu bilinmeli. Sağlıklı tartışma ve diyalog kurma kurallarına dikkat edilmeli. 3: Bağlılık (commitment) Eksikliği Ekip üyelerinin verimli tartışmalar yapamadığı, belirsiz ortamlarda bağlayıcı kararlar çıkamaz. Bu sorunun üstesinden gelmek ve bir sonraki seviyeye geçmek için, netlik ve kapanış çok önemlidir. Net son tarihler belirlemek, toplantıların sonunda kilit kararları gözden geçirmek, anlaşılır planlar oluşturmak yararlı olur. 4: Hesap Sormaktan (accountability) Kaçınma Net bir eylem planına rağmen, bazı üyeler, sorumluluklarını yerine getirmede geri kalabilir. Ekipler bu noktaya kadar gelmişlerse, güven ve bağlılıkları var demektir. Bu bağlılık, ekip üyelerinin birbirleri ile yüzleşmelerine ve hesap sormalarına olanak tanır. Bu yüzleşmeler kişisel saldırı olarak anlaşılmamalıdır. 5: Ortak Hedeflerin (results) Gözden Kaçması Ekip üyeleri, hesap verme zorunluluğu hissetmezlerse, ego, kariyer gelişimi, tanınma gibi ihtiyaçlarını ekibin ortak hedeflerinin önüne koyma eğiliminde olabilirler. Piramitte, güven, sağlıklı çatışma, bağlılık ve sorumluluk temelleri iyi oturmuşsa, ekip üyelerinin, ekip uğruna kendi ihtiyaçlarını bir kenara bırakmaları daha kolay olacaktır. Ortak amaca yönelik çalışmalar teşvik edilmeli, iyi performans gösterenler ekipte tutulmalı ve sonuç daima göz önünde olmalıdır. Bir futbol takımı ne kadar iyi oynarsa oynasın, gol atamazsa başarısız sayılır. Özetle, başarılı ekiplerde üyeler: 1. Birbirlerine güvenirler. 2. Fikirleri çekinmeden tartışırlar. 3. Kararlara ve eylem planlarına bağlı kalırlar. 4. Uygulamada, çekinmeden birbirlerin­den hesap sorarlar. 5. Ortak hedefe odaklanırlar. Patrick Lencioni kurduğu danışmanlık şirketinin web sitesinde (https://www.tablegroup.com/ ) kısa videolarla düşüncelerini açıklıyor, ayrıca bir TED konuşması var: https://www.ted.com/talks/patrick_lencioni_are_you_an_ideal_team_player SONUÇ 2018'de kabul edilen CHP Tüzüğünün beşinci maddesi, üyelere, "politika oluşumuna katkıda bulunma" görevi veriyor. Yerel ve merkezi yapılarda, partinin başarısını, ülkenin iyiliğini isteyen, iyi niyetli, farklı düşüncede olanların bulunması doğaldır, hatta demokrasinin gereğidir. Fakat bu gruplara hemen, hizipçi, bölücü gibi isimler takılıyor; partililer çekinerek bir araya geliyor, açıkça fikirlerini ifade etmekten kaçınıyor. Farklılıkları bir zenginlik gibi görüp, güven içinde birlikte çalışma ortamı yaratmış olan Fransız "Parti Socialiste" örneğini bir yazımda anlatmıştım: http://59haber.com/kose-yazilari/parti-socialiste-ps-6397.html Böyle gruplar, başarılı ekip çalışması yaparak seslerini duyurmalı, parti organlarında yer almalı, parti politikalarına katkıda bulunma fırsatı kazanmalı. Ekip çalışması hem siyasette, hem iş dünyasında başarının anahtarıdır.