İbrahim BİREL- 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı.
Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı. 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2: Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oy birliğiyle kabul edildi. Bu günde kadınlar tarafından ya da kadınlar için konferans, gösteri ve eğlence gibi çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kadınlar arası dayanışma ve kadınların toplumdan beklentileri vurgulanır.
Kadınların karşılaştığı güçlükleri ve daha eşit bir dünya için oluşturdukları çözümleri görünür kılmayı hedefleyen 5-7 Mart'ta Türkiye'de ilk kez düzenlenecek olan "WOW Dünya Kadınlar Festivali, Brıtish Council iş birliğiyle düzenlemekten memnuniyet duyduğunu belirtilen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı "Kadının güçlü olmadığı bir toplumda gelişimden söz edemeyiz" dedi. (Sözü, 28.2.2021)
Kadınlarımızın "Dünya Kadınlar Günü'nü, Kadınlar hakkında Hz. Muhammed ve Mustafa Kemal Atatürk'ün bazı sözlerini anımsatarak kutlamak istiyoruz.
Peygamberimizden Kadınlar hakkında bazı sözler:
Erkek hanımına, hanım da beyine sevgiyle baktıklarında, Cenabı Hak ta onlara rahmetle bakar. Şayet erkek, hanımının ellerini ellerine alırsa, her ikisinin de günahları parmaklarının arasından dökülür gider. (Camiüssagir).
Allah, benden evvel herhangi bir insanın cennete girmesini yasaklamıştır. Ancak ben, sağıma baktığımda, beni geçmeye çalışan bir kadın görürüm. Bu kadının benimle beraber cennete girmesinin sebebi nedir? Diye sorarım. O zaman, bana denir ki: Bu kadın, gençliği ve güzelliği yerinde bir kadın idi. Fakat yanında yetimleri bulunduğu için, onları büyütüp işlerini yoluna koyuncaya kadar sabredip evlenmedi. Onun bu şefkatli davranışına Allah'ın mükafatı böyle olmuştur. (İmam Şa'rani, Tenbihu'l - Muğterrin).
Kişi, hanımının, küçük çocuklarının rızkını (helal yoldan) karşılamak için çalışmaya çıkarsa Allah yolundadır. (Taberani)
Kişi sevdiği ile beraberdir. Kişi, birinin yaptığı işten hoşlanırsa, o da onun gibidir. (Taberani). (Mehmet Dikmen, Peygamberimizden Altın Sözler, Cihan Yayınları, İstanbul 2015),
Dünya bir geçimden ibarettir. Bu geçim dünyasının en güzel nimeti de iyi kadındır. (Müslim).
En hayırlınız ailesi için hayırlı olanıdır. Bana gelince, ben aileme karşı en hayırlı olanızım. (İbn Mace)
Müminlerin imanca en mükemmel olanı ahlakça en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davranandır. (İbn Hanbel)
Kadınları ancak kötüleriniz döver. (İbn Sa'd) (Prof. Dr. İbrahim Sarıçam, Hz. Peygamber'in Çağımıza Mesajları, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 2005).
Atatürk'ün kadınlar konusunda bazı sözleri:
Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını çalışmalarımıza katmak, yaşamımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını bilim, ahlak, toplum ve ekonomi yaşamında erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcı ve desteği yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız erdemin gerektirdiği davranışla içimizde bulunur, ulusun bilim sanat hareketlerine katılırsa, buna inanız, ulusun en bağnazı bile beğenmekten kendini alamaz. (1923)
Bir toplum, bir ulus erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelmiştir. Olabilir mi ki, bir kütlenin bir parçasını geliştirelim, diğerini bırakalım da kütlenin tümü gelişmiş olsun? Olabilir mi ki, bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Kuşkusuz ilerleme adımları, dediğim gibi, iki cins tarafından birlikte, arkadaşça atılacak, ilerleme ve yenileşmede aşamalar birlikte aşılacaktır. Böyle olursa ancak devrim başarılı olur. (1925).
Belki erkeklerimiz memleketi ele geçiren düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karşısında bulundular. Fakat erkeklerimizin meydana getirdiği ordunun yaşam kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Yurdun varoluş nedenlerini hazırlayan kadınlarımız olmuş ve olmaktadır. Kimse inkar edemez ki, bu savaşta ve ondan önceki savaşlarda ulusun yaşam yeteneğini tutan hep kadınlarımızdır. Çift süren, tarlayı eken ormandan odun kesip getiren, ürünleri pazara götürerek paraya çeviren, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla birlikte, sırtlarıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, cephenin savaş gereçlerini taşıyan hep onlar, hep o yüce, o esirgemez, tanrısal Anadolu kadınları olmuştur. Bundan dolayı hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle sonsuz olarak sevgiyle analım ve kutsayalım. (1923) (Sabiha Gökçen, Atatürk'le Bir Ömür, Anıları Kaleme Alan: Oktay Verel, Altın Kitaplar, 1.Basım, Aralık 1994)