BEN BİLE ŞAŞIRMIŞ İSEM...
Oyumuzu Hanımla birlikte Tekirdağ Anadolu Lisesi’nde kullandık.
Sıramı beklerken Büyükşehir için ayrı, Belediye Başkanlığı için ayrı, Belediye Meclis üyeliği için ayrı oy kullanacağımı düşünüyordum.
Hanıma da böyle anlatarak gittim.
Ancak… Hiç de öyle olmadı.
Sandık görevlisi 3 tane oy pusulası verdi; her biri upuzun!
Kabine girdim ve pusulalara mühür vurarak zarfa koydum.
Bir taraftan da hatalı olmasın itinası içindeyim.
Ne gibi mesela?
Mürekkep oraya buraya bulaşıp da iptal olmasın diye mühürlü kısmı açıkta bırakıyor o şekilde katlayıp zarfa koyuyorum.
Baktım bir de muhtar adaylarının pusulası var; ona da işlem yapmalıyım dedim.
Aynı zarfın içine bir de ondan koydum.
Kabinden çıktıktan sonra görevlilere: Muhtar oy pusulasını da aynı zarfa koyduğumu söyleyince, “Ona ayrı zarf veriyoruz” Denmesin mi? Hani, ben öylesine rastgele sormuştum; biliyoruz ya güya…
Ve ikazı alınca tekrar geri dönüp işlemimi tamamladım.
Bunu Ben yapabildim, hatamı konuşarak fark etmiş oldum… Ya başkaları için de aynı mıydı? Neyse...
Vatandaşlık görevimizi ifa ettikten sonra Eşim yaşadığı zorluğu dile getirerek, “Ne kadar saçma!” dedi ve ekledi, “ Bu kadar olur mu? Niye ayrı - ayrı sandık koymamışlar? Vallah millet bunları karıştırır… Yaşlılar, hastalar, köyde, mezrada yaşayan vatandaşlar… Kim bilir nasıl oy kullanıyorlar? Mümkün değil doğru yapsınlar!”
Oradan, güzel havayı hoşnutluğa çevirmek için Köfteci Güner Usta’nın Barbaros yolu üzerindeki mekânına gittik. Masamıza kurulmuştuk ki, can dostum Mustafa Üstbaş’ dan bir telefon geldi; konu aynı!
“Hasan Bey, oyunuzu kullandınız mı?”
“Evet, kullandık; hayırdır?”
“Yaa kardeşim bu nasıl iş... Üç oy pusulasını bir zarfa koyduruyorlar, muhtarlık çok önemli imiş gibi ona ayrı zarf! Bu ne yaa, çok insan beceremez bunu Vallahi...Göreceksiniz, hep birlikte duyarız akşama, bu uygulamadan çok oy iptal olur!”
Evet… Bu minval üzere bir sızlanış da böyle gelince, “Neden acaba?” Diye düşünmeye başladım! Ve iki gündür çözülemeyen Ankara seçimleri problemini bu noktalarda mütalaa ettim. Ayrıca birkaç oyla el değiştiren ve itirazlara sebebiyet veren Iğdır, Artvin seçimleri buna örnek!
YSK, bu devirde, bu imkânlara sahipken 9 kişiye bir gazoz misali neden zor olanı seçmiş? Seçimlerde hatalı oy kullanılsın da ortalık daha karışsın diye mi? Elbette bu değil… Ancak vatandaşın elini rahatlatacak bir uygulama neden yapılmamış? Çok mu zordu? Gecesinde ve takip eden haber bültenlerinde şaibelerin daha fazlası veriliyordu... İmzalı, mühürlü boş oy tutanakları, elektriklerin aynı saatlerde kesilmesi… Kullanımı zor oy kullanma sistemi… Çöplüklerde bulunan evet mühürlü oy pusulaları… Tutanaklarda söz konusu edilen sütun kaymaları vs.
Tüm bunların, seçimlere yüzde olarak ne kadar etki edeceği belirsizdir, ancak sütün içine bir damla da olsa idrar karıştırılması o sütü içilmez kılar; yanlış mı?