Atasözleri, milletlerin hayat tecrübelerinin söz ışıltılarıdır.

Asırların imbiğinden süzülüp gelen bu güzel, anlamlı, kısa ve zevkli sözlerle kendimize çekidüzen veririz, olgunlaşırız. Atasözlerimiz şiirli bir anlatıma sahiptir. Saz eşliğinde söz söylemeyi Asya'dan beri gelenek halinde sürdüren atalar, o zamanlar "sav" dedikleri bu ince, nükteli öğüt ve yorumları belki de koşuklar arasında söylüyorlardı: "Sakla samanı, gelir zamanı. Aç ne yemez, tok ne demez. Can çıkmayınca huy çıkmaz. Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar. Alet işler, el övünür. Ava giden avlanır." Ataların binlerce sözü yüzyılların havanında dövüle dövüle kıvam kazanır ve günümüzdeki kısa, öz güzelliğine erişir. Bu halka has karar ve değerlendirmeler üzerine yazılanlar çoktur. Atasözleri manaları bakımından her derecedeki okullarımızda, özellikle ilköğretimde geniş şekilde işlenmeye çalışılmıştır. Çünkü bu sözler öğretmen ve öğrenciler için birer kurtarıcıdır. Atalar bu yolla, sonraki zamanlarda gelen çocuklarını da eğitmiş olmaktadır.Anaların, babaların, nine ve dedelerin dilinden torunlara taşınan bu söz armağanları dil eğitimi için de yararlıdır. Kısa cümleler çocuğun zihnine Türkçe yapıyı yerleştirirken sağlıklı düşünmesine de temel hazırlamaktadır. Atasözlerimizin değeri azalmamalı, modası geçtiği sanılan bazı değerler gibi eskilerin malı sayılmamalıdır. Bilinmelidir ki ana dilimizin ender güzellikleri türküler, maniler, masallar, bilmeceler kadar atasözlerimizde de saklıdır. Araştırmacılarımız zengin kültür kaynaklarımızı kendi alanlarının elverdiği çizgide tekrar tekrar ele almalı, farklı yorumlar getirmeye çalışmalıdırlar. Biz, kısa bir çalışma ile atasözlerimizin kelimeler dünyasına sayılara dayalı bir bakış yönelttik. Bu verilerden yola çıkarak zihnimizde uyanan sorulara bazı cevaplar aradık.Kaynak olarak Ö.Asım AKSOY'un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü'nden faydalandık. Daha önce TDK Yayınları arasında çıkan bu eserin son cildi "Dizin ve Kaynakça" idi. Bu eserin ilk cildi atasözlerimize, ikinci cildi deyimlerimize ayrılmıştır. Biz dikkatimizi daha ziyade önceki baskıda yer alan dizin bölümüne yönelttik. İleride daha ayrıntılı bir şekilde kelime gruplarına ve cümlelerine de girerek yapmayı düşündüğümüz bir çalışmaya giriş olan bu denememiz bir bakıma dilimizin temel kaynaklarının söz servetini meraktan doğmuştur. Acaba bu kadar güzelleşen, arınan, ayıklanan atasözlerimizde ne kadar kelime var? Kaç tanesi isim kaynaklı, ne kadarı fiildir? Özellikle fiillerin kendi içindeki durumu nedir? Hangi kelimeler, hangi sıklıkla geçmektedir? Bu çok tekrarlanışın ne gibi sebepleri olabilir? İşte bu ve benzeri sorularla eserin üçüncü cildine eğildik. Son bölümünde, 41 tanesi yazma eser, 335 tanesi basılmış kitap, 354 tanesi de yazı ve makale olmak üzere toplam 730 parçalık alanının en geniş kaynakçası diyebileceğimiz zengin bir bibliyografya bulunan bu cilt teknik olarak bazı kusurlar taşısa da hareket noktası olarak yararlıdır. Kendinden sonraki araştırıcılar için yol açıcıdır. Hazırlayanları saygıyla anmak ve onlara teşekkür etmek borcumuzdur. Sekiz bine yakın atasözü ve deyimden derlenen kelime kadrosu; isimler 2078, fiiller 843, özel isimler 43 ve birleşik kelimeler 35 olarak tespit edilmiştir. Üç bin civarında madde başı bulunan dizinde fiillerin manzarası tek heceli, iki heceli ve türemiş olmalarına göre şu dökümden takip edilebilir: A)Tek heceli fiiller (166): aç-, ağ-, ak-,al-, an-, as-, aş-, at-, az-, bas-, bil-, bin-, bit-, boğ-, boz-, bul-, bur-, bük-, büz-, çak-, çal-, çat-, çek-, çel-, çık-, çiz-, çök-, çöz-, dal-, değ-, del-, de-, der-, deş-, dik-, dil-, din-, doğ-, dol-, doy-, dök-, dön-, döv-, dur-, duy-, düş-, düz-, eğ-, ek-, em-, er-, es-, eş-, et-, ez-, geç-, gel-, ger-, gir-, git-, göç-, göm-, gör-, gül-, güt-, iç-, iv-, kaç-, kak-, kalk-, kal-, kan-, kap-, kas-, kay-, kaz-, kes-, kır-, kıs-, kıy-, kız-, kok-, ko-, kop-, kork-, koş-, kov-, kur-, kus-, küs-, ol-, on-, ov-, ölç-, öl-, öp-, ört-, öt-, piş-, saç-, sağ-, sal-, san-, sar-, sav-, say-, ser-, serp-, sev-, sez-, sık-, sız-, silk-, sil-, sin-, siy-, sok -, sol-, sor-, soy-,sök-,sön-,söv-, sus-, sürç-, sür-, sürt-, süz-, şaş-, şiş-, tak-, tart-, taş-, tep-, toz-, tut-, uç-, um-, uy-, üş-, ver-, vur-,yağ, yak-, yan-, yap-, yar-, yat-, yay-, yaz-, yed-, yel-, ye-, yen-, yer-, yet-, yık-, yıl-, yırt-, yol-, yont-, yor-, yu-, yum-, yut-, yüz-,. B) İki ve daha fazla heceli fiiller (431): 1) -l- ekiyle oluşanlar (104): açıl-, anıl-, anlaşıl-, anlatıl-, asıl-, atıl-, ayıl-, ayrıl-, bakıl-, basıl-, bayıl-, bıkıl-, biçil-, binil-, boğul-, bozul-, burkul-, bükül-, büzül-, çağrıl-, çakıl-, çarptırıl-, çekil-, çekişil-, çıkarıl-, çıkıl-, çözül-, dağıl-, daral-, değiştiril-, denil-, devril-, dikil-, diril-, doyul-, dökül-, dönül-, dövül-, durul-, duyul-, dürül-, düzel-, düzül-, eğil-, ekil-, ezil-, geçil-, geril-, gidil-, giril-, giyil-, gizlenil-, görül-gösteril-, güvenil-, ısırıl-, incel-, inil-, kapıl-, katıl-, kavrul-, kazanıl-, kesil-, kırıl-, kısıl-, kıyıl-, koşul-, kotarıl-, kovul-, kurul-, küçül-, onul-, öpül-, övünül-, pekişil-, sağıl-, sakınıl-, satıl-, savul-, sayıl-, seril-, serpil-, sıkıl-, sıyrıl-, sorul-, soyul-, sürtül-, süzül-,tartıl-, tutul-, varıl-, veril-, vurul-, yakıl-, yanıl-, yapıl-, yarıl-, yayıl-, yazıl-, yedil-, yediril-, yıkıl-, yorul-, yutul-. 2) -n-, ekiyle oluşan filler (91) : ağırlan-, aldan-, alın-, arlan-, aşın-, avlan-, bağlan-, beslen-, bilin-, boşan-, budaklan-, buğulan-, bulan-, bulun-, bürün-, çatallan-, çelin-, çemren-, çiğnen-, dağlan-, dallan-, davran-, dayan-, dilen-, dillen-, dinlen-, dolan-, donan-, dökün-, dövün-, düşün-,eğerlen-, ellen-, erin-, esirgen-, eşin-, evlen-, geçin-, gerin-, giyin-, gizlen-, gönen-, harcan-, hoşlan-, haşlan-, ıslan-, iğren-, incin-, isten-, kanatlan-, kanlan-, kapan-, kaşın-, kirlen-, koklan-, kösteklen-, kurcalan- kuşan-, nallan-, olun-, oynan-, öden-, öğren-, övün-, paralan-, parçalan- paslan-, sakın-, saklan-, sallan-, soyun-, söylen-, sulan-, takın-, taşın-, tatlan-, tavlan-, toplan-, tuzlan-, tüken-, ulan-, usan-, uslan-, utan-, uzan-, yağlan-, yakalan-, yalan-, yen-, yıkan-, yuvarlan- 3) -t-, ekiyle oluşan fiiller (42) : acıt-, ağart-, ağlat-, ağrıt-, akıt-, aldat-, arat-, atlat-, beklet-, benzet- bollat-, boşalt-, çatlat-, çıkart-, çıtlat-, dedirt-, doğrult- ekşit-, eskit-, genişlet-, gıcırdat-, ısırt-, kabart- kapat-, karart-, kaynat- korkut- körlet-, kurut-, oynat-, öğret-, öğüt-, parlat-, sapıt-, sarkıt-, sıçrat-, sivrilt-, söylet-, tüket-, uzat-, ürküt-, yürüt- 4) -r-, -ar/-, er ekleriyle oluşan fiiller (17) : aşır-, bitir-, çıkar-, doğur-, düşür-, eğir-, evir-, geçir-, gider-, kaçır-, kopar-, savur-, şaşır-, şişir-, yatır-, yetir-, yitir-, 5) -tır-,/-,tir-,, -,tur-,/-,tür-,; -,dır-,/-,dir-,, -,dur-,/-,dür-, ekleriyle oluşanlar (69): acıktır-, acındır-, açtır-, aşındır-, attır-, barıştır-, bastır-, bildir-, bindir-, bulundur-, buluştur-, buruştur-, çektir-, daldır-, dedir-, değdir-, değiştir-, dillendir-, dolaştır-, doldur-, dondur-, döndür-, dövüştür-, durdur-, eğlendir-, gezdir-, giydir-, güldür-, güttür-, indir-, kaldır-, kandır-, kaptır-, karıştır-, kaydır-, kıstır-, kızdır-, kondur-,koştur-, küstür-, oğuştur-, öldür-, saldır-,sardır-, saydır-, sevdir-, sevindir-, sıkıştır-, sızdır-, söktür-, söndür-, sürüştür-, takıştır-, tuttur-, unuttur-, usandır-,utandır-, uyandır-, uydur-, veriştir-, yağdır-, yakıştır-, yaktır-, yapıştır-, yaptır-, yarıştır-, yedir-, yeldir-, yuttur-, 6) -ş- ekiyle oluşan fiiller (17): ağırlaş-, bakış-, bulaş-, çekiş-, dolaş-, eğleş-, güreş-, koklaş-, ölçüş-, öpüş-, savaş-, söyleş-, tokuş-,yaklaş-, yapış-, yatış-, yetiş-, 7) -la-/-le-, ekiyle oluşan fiiller (60): ağırla-, alla-, atla-, ayıkla-, bekle-, belle-, bitle-, cızla-, çabala-, çatla-, çınla-, damla-, dinle-, esle-, fırla-, gizle-, gönülle-, harmanla-, havla-, hazırla-, hesapla-, hırpala-, hopla-, ısmarla-, ilerle-, karışla-, karşıla-, kokla-, kucakla-, martla-, ofla-, otla-, pakla-, parala-, parla-, patla-, planla-, pufla-, pulla-, püsle-, sakla-, salla-, serinle-, sızla-, söyle-, süsle-, tasla-, taşla-, tazele-, telle-, terle-, teyelle-, topla-, tuzla-, tütsüle-, üfle-, yağla-, yokla-, yolla-, yumurtla-, Bu sıralama yapı bakımından fiillerin bir görünümüydü. Ama bu fiillerin söz ve deyimlerdeki yer alış durumu nasıldı ? Hangi fiiller niçin bu kadar sık tekrarlanıyorlardı ? Bu tekrarlanışın bir psikolojisi mi vardı ? Çok tercih edilen kelimeler acaba dikkat ve ilginin o manalar üzerine yoğunlaşması mı demekti ? Bu soruları bir ölçüde aydınlatabilmek, fiil ve isimlerin dökümünü yaparak düşünmek maksadıyla bir deneme yaptık. Niçin bazı fiiller sekiz bin söz içinde bir iki kere geçiyordu da bazı fiiller kırk, elli, yüz, iki yüz ve hatta yedi yüz seksen defa geçiyordu? Bütün fiilleri sıralamak yerine tekrarlanış derecesine göre kırk civarında fiili örnek seçtik ve sunduk. Düşündük ve anladık ki, kelimelerin kullanım sıklığı yaşanan hayatla ilgilidir. Nasıl bir yaşama biçimi içindeyseniz ona uygun hareketi anlatan fiiller ve isimler seçiyorsunuz. Acaba yukarıdaki fiillerin aldıkları eklere göre az veya çok tercih edilmesinin sebebi nedir ? Şahıs ve zaman eklerine göre durumları nasıldır ? Bunlara cevaplar, inceleme ve sayısal değerler dikkate alınarak verilebilir. Atasözlerinin üslubu, biraz da seçilen isim ve fiillerle ilgilidir. Sözlerinizde hangi kelimeleri ve ekleri kullanıyorsanız ona göre bir tavır sergiliyorsunuz demektir. Çünkü dil ve üslup, o milletin fertlerinin hayata bakış tarzlarının da aynasıdır. Atasözü ve deyimlerimizde geçen 20 fiil ve 20 isim seçilmiş, toplam 40 kelimenin sıklık sayılarına göre dökümü aşağıda verilmiştir: Fiiller ve sıklık sayıları: İsimler ve sıklık sayıları: 784 defa ol-, 351 defa baş 235 '' al-, 255 '' el 225 '' et-, 187 '' yer 224 '' çık-, 172 '' ağız 211 '' ver-, 170 '' iş 192 '' de-, 163 '' söz 175 '' gör-, 141 '' su 170 '' kal-, 137 '' var 163 '' git-, 134 '' ayak 146 '' ye-, 133 '' can 145 '' düş-, 125 '' yüz 129 " at-, 123 '' iç 124 '' tut-, 116 '' akıl 121 '' çek-, 113 '' at 115 '' bil-, 110 '' üst 114 '' geç-, 110 '' yol 104 '' bul-, 107 '' gibi 97 '' öl-, 87 '' taş 92 '' bak-, 86 '' gün Sözün özü; yukarıdaki tabloyu incelediğimizde isimlerin ve fiillerin ifade ettiği mana bize göre gayet açıktır. Türkler bu kelimeleri atasözlerinde ve deyimlerinde ısrarla tekrarlamaktadır. Hayatlarını bu kelimelerin yönlendirdiği ve onlara dikkat gösterildiği düşünülmelidir. Burada yer almayan bazı kelimelerin neden çok az kullanıldığı hatta bir kısmının birer ikişer defa geçtiği şaşırtıcı gelebilir. Mesela; arıt-, arala-, anlatıl-, ağırlan-, acındır-, birer defa, anıl-, iki defa, acık-, beş defa, acı-, altı defa, konuş-, on bir defa... geçmektedir. Düşünüyoruz ki ünlü şair ve yazarlarımızın eserleri bu bakımdan incelendiğinde ilgi çekici sonuçlar çıkabilecektir. Onların fikir ve duygu dünyalarını aydınlatmada; kullandıkları kelime sayısı, kelimelerin sıklık dereceleri, kelime gruplarının dağılım özellikleri, cümle kalıplarının çeşitliliği önem taşıyacaktır. Bu tür incelemelerin yapılmasını faydalı buluyoruz. Biz bu küçük çalışmamızda bir deneme sunduk. Benzer bir çalışmayı 5500 mani üzerinde sözlük ve dizin halinde meydana getirdik. Çok yorucu bu çalışma sonunda Türk manilerinin 5900 kelimelik bir sözlük ve 20.000 civarında kelime çeşidiyle karşımıza çıktığını madde başı olan altı bine yakın kelimenin zengin bir anlam çeşitliliği arz ettiğini gördük. Özellikle fiillerin anlamlarını verirken zorlandığımızı, nüansları kaybetmemek için manileri tekrar tekrar okuduğumuzu belirtmeliyiz. Cinas bakımından ve edebi sanatlarca çok renkli bir görünümü olan maniler, kelime grupları arasında isim ve sıfat tamlamalarının sevimli manalarıyla da üslup arayıcılarına hazır kaynak sayılabilir. Atasözleri ve deyimler ise daha gerçekçi oluşları açısından edebi sanatlara pek zengin malzeme bırakmış görünmüyorlar. Sınırlı ve ders verici anlatımlarıyla bir hayat felsefesinin ilkelerini, bize öğretici tarzda sunuyorlar.