Prof.Dr. M. Mehdi ERGÜZEL

"Aru sudan abdest aldılar, ak alınların yire kodılar." "Aru sudan abdest aldılar, ak alınların yire kodılar, iki rekat namaz kıldılar, adı görklü Muhammed'e salavat getürdiler, bi-tekellüf kafire at saldılar, kılıç çaldılar." (Dede Korkut) Diller; insanların değişik hallerini ve yaptıkları işleri, kendi kuralları içinde yahut başka dillerden faydalanarak anlatma ve isimlendirme imkanına sahiptir. Bir dilin zenginliği ve gücü, asırlar içinde geliştirip olgunlaştırdığı ifade tarzlarındandır. Kelimeler; yüzlerce yıl milletin ruhunda, beyninde, vicdanında yoğrula yoğrula bugüne ulaşırlar. Biz onları cümlelerde, mısralarda hikmet ve menkıbelerde okuya, dinliye, düşüne milli dil zevkine ereriz. Kelimeler yalnız değildir. Onları sözlükteki yalnızlığından kurtaran hayattır, konuşulan ve yazılan dünyadır. Biz metinler yoluyla dilin macerasını takip ederken aynı zamanda o kelimelerin dünden bugüne hangi yönde değişip geliştiğini de anlarız. Temel söz varlığı bir dilin gücünü temsil eder. Söz varlığı deyince ilk akla gelen kelimedir. Doğan Aksan'a göre, "Bir toplumun pek çok özellikleri, yaşayışı, gelenekleri, dünya görüşü, hayat felsefesi inançları, bilim, teknik ve sanata katkıları o toplumun dilinden izlenebilir. Söz varlığı; aynı zamanda o dili konuşan toplumun kavramlar dünyası, maddi ve manevi kültürünün yansıtıcısı, dünya görüşünün bir kesiti olarak düşünülmelidir." Söz varlığı bir dilin servetidir. Yüzyıllar içinde dilin kendini işleye işleye kazandığı bu zenginlik çeşitli özellikteki sözlüklere ve örneklendirilmiş kaynaklara aktarılmadıkça, yaşayan nesiller ve sonradan gelecekler dillerinin inceliklerini tanıyamazlar, sadece kendi dönemlerinin sınırlı anlatım imkanlarıyla yetinmek zorunda kalırlar. Türkçe cümle yapısında kelime gruplarının da önemli bir yeri vardır. Hele isim ve sıfat tamlamaları neredeyse cümlenin vazgeçilmez unsurları halindedir. Tek kelimeyle anlatılamayan duygu ve düşünceler "kelimelerin izdivacı" denilen ustaca bir araya gelişlerle ifade edilir. Türkçe anlatımın sayısız güzel örneklerini isim ve sıfat tamlamalarında buluruz. Her millet hayatı kendi penceresinden görür. Bu bakış tarzı toplumların dili oluşturma ve geliştirme yolunda hareket noktasıdır. Yaşama üslubu ile dil arasında da yakın bir ilgi vardır. Aynı nesneler farklı zamanlarda ve değişik dillerde ayrı kelimelerle anlatılmış bazen da söz grupları ortaya çıkmıştır. Türkçenin adlandırma ve farklı durumları söz oyunlarıyla anlatabilme yeteneği de çok yüksektir. Zaman içinde kullanıla kullanıla yeni anlamlar kazanan, bazen daralan bazen genişleyen kelimelerin iç yapısı, araştırmacılar için tükenmez kaynaktır. Dilciler; kelimelerin edebi eserdeki dizilişlerine, bir araya gelişlerindeki mantığa söz dizimi dedikleri pencereden bakarlar ve o dilin bazı özelliklerini keşfetmeye, izah etmeye çalışırlar. Kavram yahut klasik ifadesiyle mefhum; kainattaki mücerret, müşahhas var oluşların dilden dile değişerek ifade ediliş tarzıdır. İnsan zekası, kendi idrak sınırları içindeki her var oluşu isimlendirmiştir. İlimden sanata, kültürden edebiyata binlerce sahaya yayılan insan ilgisi, farklılıkları isimlendirirken yeni anlatım kalıpları kullanmak durumunda olmuştur. Nüansları; kelimelerle, kelime gruplarıyla, mevcut kelimelere yeni anlamlar yükleyerek anlatmak çarelerini aramış ve bulmuştur. Evrendeki nesneler ve zihni gelişmeler isme bürünmek için dilde kendine ifade kalıpları bulurken somut yada soyut mana renkleri ortaya çıkmıştır. Fikreden, felsefe yapan, edebiyat ve sanat hareketleri geliştiren, maddenin sırları peşinde ilmin ayrıntılarına uzanan zekanın en yakın müttefiki daima lisan olmuştur. Lisan, mananın ses ve şekil halinde sembollerini sunar. Kelimeler, kavramlar, isimler, fiiller. farklılıkları anlatmak üzere vardır. Bazen formüller, denklemler maddenin ilişkilerini temsil eder bazen da kelime veya kelime grupları insanın iç ve dış alemini anlatmak üzere dil sembolüne dönüşür. Tarihten günümüze ortaya konulmuş eserler incelenmedikçe hangi mücerret veya müşahhasa hangi ifade tarzlarıyla yaklaşıldığı ve hangi kavramlara hangi hallerde hangi yeni manaların hangi sebeplerle yüklendiği anlaşılamaz. Çünkü dil, mana sırlarının kapılarını sabırla inceleyenlere aralık tutmaktadır. Biz bu yazımız vesilesiyle "Türk Kültüründe Ayrıntılar" ın "temizlik" boyutunda düşünmemizi ve çalışmamızı sağlayan bir gayretin içinde olduk. "Her dilin kendine özgü bir dünyayı anlama ve anlatma yolu" olduğu ve Özcan Başkan'ın "dil-içi dünya görüşü" adı altında ele aldığı kimi yazarların "dil ve gerçek" kavramı etrafında "dil içi yapısı" nı değerlendirdiği dilden dile anlatma farklılıkları "temizlik ve etrafındaki kavramlar" için de söz konusudur. "Temizlik" kelimesinden hareketle ilk yazılı kaynaklarımızla sınırlı tutarak seçmeler halinde taramalar yaptık ve kelimenin maddi ve manevi iki cephesinin olduğunu tespit ettik. Türk Dil Kurumu "Türkçe Sözlük" ün son baskısı hareket noktamızdır. Günümüzden bin yıl önceye doğru ilk Türkçe sözlüğümüz Divanü Lügati't-Türk'te bu kavramı anlatan veya bu kavram etrafında gelişen kelimeler de aranmış ve bazı tarihi metinlerin dizinlerinden faydalanılarak "temizlik" kavramının anlam macerası değerlendirilmeye çalışılmıştır. "Temiz" sözü, Arapça "temyiz" kelimesinden gelmektedir. Asırlar içinde, bu kelime önce beden sonra da ruh ve ahlak saflığını, ayıp ve kusurlardan, eksik ve zaaflardan arınmış olmayı anlatır bir yönde gelişir, zamanımıza doğru anlam değeri zenginleşir. "Temiz" kavramı Türkçede "arı, arıca, arılık, ak, duru, halis, has, musaffa, pak, pakize, saf, safilik, sağ, öz, tahir, tathir, takdis, tayyib, temyiz, tesbih, mukaddes, subhan, zekat, nezih, necib, asil ." gibi isimlerle; "arın-, arıt-, arındır-, durul-, durula-, safi kıl-, saflaştır-, pakla-, temizle-, yu-, yun- ." gibi fiillerle kendine geniş bir çağrışım alanı oluşturmuştur. Bu kavram alanı içinde ilgili kelimelerin bazılarının önce Türkçe Sözlük'te yer alan anlamlarına yer verdik , sonra DLT'den, Kutadgu Bilig'den, Dede Korkut ve Yunus Emre'den aldığımız bazı seçmelerle, metin içindeki kullanımların dikkat çekmek istedik. Diğer tarihi metinlerden örneklere daha geniş bir çalışmada temas ettik : Türkçe Sözlük'te "temiz" kavramı etrafındaki kelimeler: ak (mec.) Temiz, namuslu "alnı açık, yüzü ak" / arı 1.Temiz, münezzeh 2.Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız saf, halis 3.günahsız / arılama, arılanma ayıp ve kusur bulunmadığını bildirme / arılaşma, saflaşma, özleşme / arılaştırma; özleştirme, tasfiye / arılık Temizlik, 2.Katışıksızlık, 3. Günahsızlık / arındırma ; arınış arınma 1.Temizlenme 2. Fel. Ruhun tutkulardan temizlenmesi / arıtıcı; Arıtma özelliği olan / arıtım (sıvılar için) Arıtma işi, saflaştırma / arıtma evi ; tasfiyehane (rafinaj) / arıtılmış (musaffa, müberra, Mustafa) duru1. Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak 2. (ten) pürüzsüz 3. mec. (dil.üslup için ) arınmış, karışık olmayan / durula- / durulan- (daha temiz sudan geç-),durulaş-/durul- (sakinleş-), din- (sükun bul-/duruluk (katışıksızlık, karışıksızlık) / halis (Ar.) karışık olmayan, katışıksız, saf / halisane (Ar./Far.) temiz yürekle, içtenlikle / halis, muhlis (Ar.) katışıksız, eksiksiz, öz / halisüddem (Ar.) Saf kan, katışıksız / has (Ar.) Katışıksız, en iyi cinsten,saf / pak (Ar.) temiz / pakla- temizle- / paklık ; temizlik / saf (Ar.) 1. Katışıksız, arı, halis, saf 2. mec. Kurnazlığa aklı ermeyen, aldatılabilen 3. mec. İyi niyetli, art niyetsiz safi 1. Katışıksız, duru, temiz 2. Net 3. Yalnız, sadece, tek / safiyet ; saflık, temizlik / saflık ; temizlik, arılık / saflaştırma ; arılaştırma, tasfiye / saffet (Ar.<safvet) ; temizlik arılık / sağ; 1. Sağlam 2. Katkısız (sağ yağ) / nazif (Ar.) ; saf, temiz / nezafet (Ar.); temizlik, saflık / öz İçine; arılığını, saflığını, bozacak, hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı / kir 1. Nesne veya vücutta biriken pislik 2. Utanılacak durum kir, pas / kirlen- / kirlet- / kirli / kirlilik / pis1. Leke, toz ve kirle kaplı, murdar, mülevves 2. Beğenilmeyen, kötü, zararlı3. İğrenilen 4. Çirkin, sevimsiz 5. Dinleyenleri utandıran (söz) 6. İçinden çıkılması zor, karışık durum / pisi pisine / pis pis / pis su / pis boğaz / pisle- / pislik / temiz (Ar<temyiz) 1.Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, pak 2. Özenle yapılmış, yanlışsız 3. Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış, özürsüz, 4.Ahlakça lekesiz, necip, nezih 5. İyi, düzgün, yoluna yöntemine uygun şekilde 6."bir" sıfatıyla kullanıldığında alay yollu; iyice, adam akıllı, çok / t. -e çek- / t. -e çık- / t. -e havale et- / t. -e çıkar- / t. para, t. raporu, t. yürekli / temiz temiz, temiz pak / temizle-1. Pakla- 2. Sonuçlandır- 3. Tüket- 4. Öldür- 5. Kes- 6. Almak / temizlen- / temizlet- / temizleyici ; temizleme işini yapan kişi veya yer / temizlik 1. Temiz olma durumu, saffet, nezafet 2. Temiz durma ve tutma durumu 3. Temizleme işi 4. mec. Öldürme, yok etme / t. yap-, t. işleri, t- malzemesi , temizlikçi/lik Divanü Lugati't-Türk (DLT )' te : arıg ; temiz / arıglık ; temizlik, / arı- ; temizlemek, temiz olmak / arıt- ; temizletmek / arıtgan ; her zaman temizleyen, ayıklayan / arın- ; temizlenmek istemek ve yunmak; iyileşmek, ot tutunmak / arıt- : çocuğu sünnet etmek iğdiş etmek, / arıtış - ; temizlemekte yardım etmek / arıgla - ; bir şey içinden iyisini seçmek, / arugla - ; toplamak; iğdiş etmek / pis ; dagar ve tulum gibi şeylerin dibinde kalan çöküntü, tortu / kir ; kir / kirik - : kirlenmek / kirlen- ; kirlenmek / yu -; yıkamak Kutadgu Bilig (KB)' de : arı - ; temizlenmek, temiz olmak / arıg a. bol - "togar kün arıg ya arıgsız timez" a. tut - kamugka yarukluk birür eksümez"/ arıglıg ; Temiz,arı / arıgsız a. bol - "Urugsuz kişiler arıgsız bolur / a. + nı yu- Arıgsız vezirka yaragsız bolur"/ arıglık; temizlik / arın - a. + gu kılın - " Arılıknı barça kişiler tiler, arıglık bile er bulur edgü at" / arıt - temizle -, temizlet - a. - mak tile - " Açıldı yarup köngli, kögsi, közi / " Yuva kılma emdi bu kalmış kününg, Arılmak tiledi bu köngli tözi"/ Özünglin arıtgıl yazukung mününg" / " Bu er ölmegince arımaz kiri .." / " arıgsıznı yalnguk suvun yup arır." / " köngül til arıttıng arıdı özüng" / "Kimine bogzı egni barerse arıg / Arıdı anıngdın yazukı arı" / "yazıkun arıgay muyan bulga sen" Dede Korkut Kitabı'nda : aru arı, temiz "Aru sudan abdest aldılar, ag alınların yire kodılar, iki rekat namaz kıldılar, adı görklü Muhammed'e salavat getürdiler. Bi-tekellüf kafire at saldılar, kılıç çaldılar"/ ".ahır vaktında aru imandan ayırmasın."/ ".akup giden aru sudan abdest aldı."/ ".ölüm vaktı geldüğinde aru imandan ayırmasın."/ "kuşun ala kanını, kumaşun arusını, kızın gökçegini."/ yu- yıkamak ".elin üzin yumadın, tokuz bazlamaç ilen bir külek yogurt gözler." / turı duru ". akan turı sulardan haber kiçe." Yunus Emre'nin ilahilerinde : arıt -"Kalbleri hem arıtsunlar, yusunlar"/ arın - "Muradım budur tevbeden, Günahdan arına beden"/ arı - "Aydan arıdır yüzleri / Misk ü anberdür sözleri / Cennet'de Huri kızları / Gezer Allah diyü diyü"/ " arı "Ol ikindiyi kılanlar, arı dirlik dirilenler" "Derviş olan kişinün dirliği arı gerek" ".. Kıl ta'atun arı yüri"/ "Bizi bir arı vechile yuyanlara selam olsun" "Sen seni hoş tutgıl arı istigfar eyle yarı "Beni arı yuyalar meşhedüme koyalar" "Gevherdur senün özün, güneşden arı yüzün" "Eti, teni arı olur hem palas olur tonları" pak "Sıdkım pakladım Hak bendedir bende" "Allah adın eydelüm, imanı pak idelüm" "Yunus vücudum pak dirken.." "Kalbün pak eylegil / temiz Gah bir müfti, müderris gah mümeyyiz gah temiz "Suret nakşın gidermekle gönül mülki temiz olmaz Akar rahmet suyı çağlar gönül kirin yuyan gelsün" pak "Su ne kadar arıda çün yavuz huyun bile Meger biz pak ide Hak'dan inayetümüz" "Kırdum bu nefsün çerisin bir itdüm burc u barusu" "Pak eyledüm içerüsin mülketini yuyan benem" "Her kime dervişlik bağışlana, gide kalpı, pak ola gümüşlene" "Dildar içün dil şehrini pak eyle arıt gayrıdan Diler isen pak olasın, gönüllerde olgıl baki. yu- "Beni benlikden kodı, varlık defterin yudı" / "Rahmet suyıyla yudı gönlüm evin arıca Hidmet kapusından ana sundı şükür ayağını Gönül pası yunmayınca namaz eda olmayısar Bu murdarı divşürenler bu su ile yunur sanur Yetmiş iki millet dahı elin yüzün yumaz degül / "Yunup günahından pak olur şükür" "Günahı çirkinden yunup/Yüzü bedir aya dönüp" " Şehidin donını, yuyarlar kanını / Dost içün canını, vermege kim gelir" "Hakk'a varmak ister isen / Ol ırmakda yun da var ya hu" "Halkın önünde begeni begeni / Yunacagın hiç gönlüne gelmez mi" "Teneşir üstünde sen döne döne /Yunacağın hiç fikrine düşmez mi "El yumuşam viraneden / Senden dilerem ümmetüm Sözün özü; bugünkü Türkçe Sözlükten başlamak üzere bazı temel tarihi kaynakları tarayarak yaptığımız bu kavram incelemesi, bize şunu düşündürmelidir: Bir dilin anlam incelikleri, geçmişten günümüze doğru yapılacak tespit ve tahlillerle ortaya çıkarılabilir. Bir kelimenin bin yıl içinde geçirdiği macerayı,metinler arasından, mısralardan süzerek keşfedebiliriz. Söz konusu kavramı, cümle içinde,diğer kelimelerle münasebetlerine dikkat ederek, kelime grubu içinde kazandığı yeni nüansları anlamaya çalışarak değerlendirebiliriz. "Temizlik" kavramının Türkçede müşahhastan mücerrede doğru yükselişi en güzel örneklerini "şiirde erişilmez seviye" kabul edilen Yunus Emre'de göstermiştir. Şu mısralar konunun maddi ve manevi boyutunu birlikte ifade etmek bakımından ince nüanslar ihtiva etmektedir : "Suret nakşın gidermekle gönül mülki temiz olmaz Akar rahmet suyı çağlar, gönül kirin yuyan gelsün"