ANITKABİR: MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Seratonin, Dopamin, Oksitosin Endorfin hormonlarının hepsinin aynı anda zirve yaptığı sizde oldu mu hiç? Bende oldu. Çünkü çocukluğum o büyük insanın kahramanlıklarını Vatanımızı düşman işgalinden nasıl kurtardığını ailemden dinleyerek geçirdiğim Ata´mı ziyarete gelmiştim. İçime sindire sindire her köşesini adım adım gezdiğim, her ayrıntısını tek tek inceleyip gözlemlediğim, gururlandığım, zaman zaman burnum sızlayıp gözlerimin dolduğu anıtkabirdeydim. Merdivenlerden çıktığımda ilk gördüğüm Atamızın gençliğe hitabesi oldu. Yabancı ziyaretçileri bilemem ama bende her Türk genci gibi Atamın huzuruna çıktığımda benim tavan yapan hormonlara birde hüzün eklendi. Dua edip Mozaleye Karanfilimi bırakıp Atamın huzurundan müze kısmına geçtim. Müzede Atamızın kullandığı Eşyaları, Savaşta kullanılan Silahlar ve Kılıçlar kısmını geçtikten sonra geldiğim bölüm tam anlamıyla Kurtuluş Savaşının içine çekti beni. Maketleri o kadar gerçekçi yapmışlar ki etkilenmemek mümkün değil. Çanakkale´de gördüğümüz siperleri içindeki askerleri, askerlerin yara bere sargı içindeki yüzlerini, yaralıları tedavi etmeye çalışan anaları incelerken bu Savaşın ne zorluklarla kazanıldığını, bu uğurda nelerin feda edildiğini tüm gerçekliği ile önümüze sunmuşlar. Müzenin bir bölümünde Atamızın Bal Mumundan heykeli vardı. Heykelin gerçek boyutlarında olduğunu sorup öğrendiğimde dönüp bir daha baktım. Onu ölümsüzleştiren o şanlı Orduya hükmettiren vücudunun heybeti değil, içindeki Vatanına milletine duyduğu sevda, kıvrak zekâsı, azmi ve sonsuz cesareti olduğunu anladım. Durdum düşündüm. Bu ülke kolay kazanılmamış. Bu uğurda ne canlar, ne evlatlar feda edilmiş, analar kendi elleriyle kınalayıp savaşa yollamışlar çocuklarını. Ne için bizler özgür bir ülkede yaşayalım, hiçbir milletin esiri olmayalım diye. Özellikle biz Yurtdışından gelenlere neden geldiniz dönüp gitsenize, Avrupa´da rahatça yaşamak varken burada işiniz ne diyenlere cevabım: ?´Bu Ülkeden ilk gidebilecek olanlar, en kolay kaçabilecek olanlarız. Ama biz bir yere gitmeyiz. Neden çünkü biz Türkiye Cumhuriyeti denilen Gemide fare değil kaptanız. İlk önce dümeni bizim tutmamız gerekiyor. Biz bu Ülkeye niye geldik, Yurtdışında yaşayıp, Yurtdışında okuyup neden buraya geldik. Çünkü bu Ülke için bu kadar Savaşlar boşuna olmadı. Biz bu Ülkede özgürce yaşayalım diye binlerce Şehit verildi. Biz atamızın bize emanet ettiği Ülkeye kaçarak sahip çıkarsak, Türkiye Cumhuriyetine ihanet etmiş oluruz. Önce bu Ülkeyi yoluna koyacağız, nasıl bizden öncekiler bizim özgürce yaşayabilmemiz için mücadele vermişseler, bizde bizden sonrakilerin bu Ülkede özgürce yaşayabilmeleri için mücadelemizi vereceğiz. Hep geçmişteki dedelerimizin başarılarıyla övünüyoruz. Diyoruz ki Çanakkale´den kurtuluş savaşından bahsediyoruz. Şöylede bir şey var, bizden sonraki nesillerin bizimle gurur duyabilecekleri bir şeyler yapmamız gerekiyor. Yani bundan 100 sene önce yaşamış olan Mustafa Kemalin hatırası ile biz bugün yaşıyorsak bundan 100 sene sonra da aynı hatıra ile yaşanmamalı. Onun yanına, onun önderliğinde ve onun fikrinin devamında bizim yaptığımız ve onun yolunda gittiğimiz başarılarımız konuşulmalı. O yüzden biz en kolay gidebileceklerken en son gidecek olanlarız, hatta hiç gitmeyecek olanlarız.´´