ALAVERE DALAVERE SİYASETİ!
Türkçe´ de şöyle bir deyim var. ?Alavere Dalavere Kürt Memet Nöbete?
Hikayesini sorduğumda Rahmetli babam şöyle anlatmıştı: ?Askerde sırayla nöbetler tutulur... Nöbeti asmak isteyen uyanık askerler arasında safça temiz kalpli, garip, bir Memed varmış; ona, ?Ben hastayım, nöbetimi tutar mısın? Tutarsan sana sigara, akide şekeri, bisküvit vs.vereceğim´ Diyormuş arkadaşları... Napsın Memet? Hatır deyip iki saat daha nöbet tutuyormuş. Böyle sürüp giderken Memet durumu anlar ve etmeyin yapmayın dese de dinleyen olmazmış.Bu durumdan sıyrılmak isteyen Memet komutana gidip sıkıntısını dile getiriyor:
- Komutanım hep nöbetteyim
- Nasıl oluyor bu?
- Valla komutanım, ? Alavere Dalavere Kürt Memet Nöbete, oluyor.?
Hikaye kısa olsa da manası derin, devam edip konuyu günümüze uyarlayalım: AK Parti, 2002´ den beri aynen bu siyaseti uygulamaktadır. Her seçimde öyle bir slogan buluyor ki, millet cazibesine kapılıp yeniden oyunu vermek zorunda kalıyor. Mesela, iktidarda geçen iki dönemin sonunda üçüncü dönem seçimleri için mealen şöyle bir mazeret uydurmuşlardı; ?Ey millet; ilk dönem, çıraklık, sonrası, kalfalık, şimdi USTALIK dönemine geldik; yani oylar bize!?
Napsın halk? Esnaf ruhuna sahip olduğundan olayı kavradı, haklı bularak oyunu seve seve bir kez daha gidip oyunu verince iktidar, 12. Yılını da garantiye aldı, ama günler çabuk gelip geçiyordu ve karşımıza 4. Dönem seçimleri çıktı. BU defa halkın karşısına ?Eski Türkiye, Yeni Türkiye? tabelası konuldu. Sebepleri öyle ustaca işlendi ki milletin feleği döndü türlü çeşit vaatlere.. Ruhumuz yeniliğe açık olduğundan öyle ya dedik, ne işimiz vardı eskiyle? Yeni Türkiye´ de vaat edilen tüm güzelliklere kavuşacaktık, yeter ki fırsat verelim, yeter ki başka partileri araya sokarak tılsımı bozmayalım ve 4. Dönem için tıpış, tıpış gidip oyları tekrar AK Parti´ ye vererek iktidarlarının 16 yıla giden yolunu açtık.
Yetmed, hedefler tutmadı ama seçim kapıya dayandı. Dediler ki, ?Ey millet niye kalkınamıyoruz biliyor musun? Biz parlamenter sistemde kaldığımız sürece kalkınamayız... Olmuyor, bir arabada iki şoför olmaz, bir gemide iki kaptan olursa gemi batar vs. Meclis sistemi var oldukça, başbakanlık var oldukça çift başlılık bize zaman kaybettirmeye devam edecektir; güç bölünmesin, gelin bu gücü tek kişide birleştirelim!?
Hatta, 20 yıl ıl evvel yaşanan anayasa kitapçığı fırtlatma olayı örnek gösterilmişti. Eee, napacağız sandıkta? Efendileri dinlemekten başka çare olmadığından evet dedik ve önlerindeki tüm engelleri kaldırmış olduk.Yani en fazla 3 dönem önlerde olma şartını bizlere ezberletilmişken ebedi başkanlığa doğru pupa yelken açtık. Geçenlerde ilçe kongresine giderken bir afiş asmışlardı caddeye, diyordu ki, "İkinci yarı henüz başladı " (Veya başlamadı) gibi bir cümle yazıp asmışlar. Eyvah, eyvah! Geçen 15 yıl ilk yarıydı haa!? Desenize 30´ a gidiyoruz.
Lise 1 öğrencisi torunumun sosyal olaylara bakışında biraz açılım gördüm. Dedi ki; "Dede, Tayyip Erdoğan´ dan önce kim vardı başta?"Saydım şunlar bunlar vardı...Cevap: Oooo çok önceymiş onlar, biz daha dünyada yokmuşuz.
Değerli dostlarım, evet torunlar büyüdü, 2002´ de 10 yaşında olanlar şimdi çoluk sahibi oldular yani her şeyler çok değişti ama bizim sıkıntılarımız tek parti istikrarına rağmen dip yapmaya devam ediyor.
Sayın başkanımıza gör il başkanlarında, belediye başkanlarında ve dahi kimi işaret buyururlarsa onların bir tamamında metal yorgunluğu olabilir, doğrudur ama milyonlarca insanımızın bizatihi kendileri çok ağır metal yorgunudur veya daha netini söyleyelim: Aynı şarkıları dinleye dinleye kafamız iyice ambale oldu; iyi mi?.