AK PARTİ"NİN SANDIKLA İMTİHANI VE TAŞRA
AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan Sandık konusunda çok hassas olduğunu her fırsatta şöyle dile getiriyor: “Sandıkla gelen sandıkla gider” Ama sandığa giden yolların olabileceği, olması gerektiği hakkında pek kelam etmez.
Ben o konuya tekrar döneceğim ama 9 Kasım günü Tekirdağ’da yapılacak temayül hakkında birkaç değerlendirmede bulunmak istiyorum:
Önce minik bir girizgah… İmtihan önemli; geçmek var, kalmak var. Hayatımız, başarmak ile başaramamak arasında bir ince yerde duruyor ama daha önemlisi, öteki dünyayı kazanmak için bu dünyanın bir imtihan yeri seçilmiş olmasıdır. Ruhlarımızdan Kalu bela’da söz alınmadı mı? Verdiğimiz sözü tutup tutmayacağımız hakkında sırayla dünyaya gönderilmiyor muyuz? İşte hepimiz birer imtihandayız.
Cumartesi günü AK Parti delegeleri sandığa davet edildi. Haftalık olduğumuz için bu yazımız imtihan bittikten sonra da okunacaktır. Belediye başkan aday adaylarına bakalım teveccüh nasıl, ancak biz bunun sonuçlarını asla göremeyeceğiz, sandığın bu keyfinden mahrum kalacağız. Ancak biz her aşamada tekrar Başbakanımıza teveccüh etmek zorunda kalıyoruz. Demişti ki: “Biz bu sandıklarda nelerin döndüğünü çok iyi biliriz!” Ay Allah diyorum! Neydi dönen? Dolap mı, hile mi, kapkaç mı? Mesela biz de biliriz ki; AK Parti her defasında temayül yoklaması yapar ama sandıktan çıkana hiç bir zaman riayet etmez. Ne yapar mesela? 1 çıkanı 2’ye kor. 8 çıkanı 1’e getirir… Yani arap saçına döndürülür sıralamalar. Başka bir garabet daha yaşanır bu sandıklarda; oy zarfları toplanır, hiç açılmadan paketlenir ve doğruca Ankara’ ya gönderilir. Niye? Burada bunun sayımı yapılamaz mı, yapılamıyor mu? Sebep arasan çok… Ankara kendi adamına güvenmiyor mu denebilir mesela… Hadi orada açıldı, sayıldı diyelim ya sonuçları hakkında bir malumat gelmez mi geriye? Ne gezer.
Bunları aslında birebir bildiğim için yazmıyorum. Böyle olduğunu defalarca yana yakıla oy verenlerden, teşkilat mensuplarından dinlediğim için ifade ediyorum. Yanlışımız varsa yetkili arkadaşlar bir düzeltme gönderirler ve biz de hatalı olmuş diyerek tekrar yazarız.
Evet… İleri demokrasi gereği bizim bu temayül sandığı her şey demek olmayacak tabi, ardından birkaç kez de gizliden gizliye kamuoyu araştırması yapılarak bir nevi “kiminle kazanırız” yoklamasına gidilecek... Demek ki sandık-mandık hak getire, “ Büyük lokma ye ama büyük konuşma” atasözü AK Parti’de ne kadar geçerli olduğu yorumunu siz yapın. Her şey sandık olsaydı şayet temayül yoklamasıyla adaylar bir güzel sıralanır, sen de ilk üçü Ankara’ya çağırır, içinden uygun olanı aday ilan ederdin.
Tüm bu vargeller bana bir deyimimizi daha hatırlatıyor: “ Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete” Yani her şey Ankara, tek söz Ankara. Ankara ne derse o. Zaten bunun demokrasiyle bağdaşmazlığı akıllara getirilmesin diye bir yeni icat çıkarılmıştır: İleri demokrasi.
Bir de “ yok sayma” tabiri çok kullanılır bu partimizde. Ağız birliği etmişçesine diyorlar ki; bu devlet 90 senedir Kürtleri yok saymış. Yani; sözleri hiç geçmemiş; hadi ona da haklısınız diyelim. Peki… Taşra siyaseti, taşra oyu, taşra sandığı Ankara’da ne kadar geçerli olmakta? Tüm mesele iplerin kimin elinde olması gerektiğidir. Konuya esas bu zaviyeden yaklaşılmalıdır; ne dersiniz?