AK PARTİ´NİN KOZMİK ODALARI

AK Parti´ nin iki  ?Kozmik Odası? var:  ?Oslo Görüşmeleri? ve ?17/25 Aralık? yolsuzluk dosyaları. Her iki odaya da AKP ile HDP´ den başka hiç bir güç girmez, giremez. 7 Haziran seçimlerinin üzerinden henüz 3 gün geçmişti ki, ?AK Parti+HDP Antlaşması Kapıda? başlığıyla bir yazı yazmıştım ve aradan geçen 75 gün sonra AKP ile HDP aynı hükümette yer alacakları kesinleşti. Öylece; alavere, dalavere kürt memet nöbete tekerlemesi bir nevi hakikat oldu. Neden yazmıştım? AK Parti+MHP hükümetini savunuyordum aslında, ancak ikisi arasında sırlarla dolu kozmik odalar olmadığı için arzu edilen maya tutmadı. Seçimlerden hemen sonra ileri sürülen 3 şart bu hükümetin ancak HDP ile mümkün olabileceğini göstermekteydi bizlere. AKP´ nin o şartları neydi? -Paralel yapıyla tavizsiz mücadele etmek, -Açılım sürecini devam ettirmek, -Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan´ ın meşrutiyetini tartıştırmamak. Kime yarar bu şartlar? Hangi adresi gösteriyordu bunlar? MHP´ ye "Neden?!" Diye kızıp dövünen vatandaşlar AKP´ nin şartlarına nedense hiç takılmadılar. Oysa CHP ile MHP görüşmeleri buna göre yürüyordu. Halkımız,  ?Kozmik Oda? lafzını ilk kez AK Parti iktidarında duydu. Bülent Arınç´ a suikast yapılacağı iddialarını araştırmak üzere savcılar 27 Aralık 2009 tarihinde Genel Kurmayın kozmik odasında aramalar yapmıştı. Oslo görüşmeleri ve sonrasında devam eden İmralı görüşmeleri de sır hükmündedir ve yarın da aynı kalacaktır.  HDP sözcüleri her ne kadar ?Açıklarız ha!? tehdidini savursa da karşısında o resti duymayan, görmeyen bir AKP var. HDP´ nin başka yönden de destekleri söz konusudur. Her seçim öncesi PKK ateş kes ilan eder, çatışmazlık sağlanır, AKP seçimi kazanır ve ardından gizli görüşmeler, tavizlerle birlikte devam edip gider. AK Parti´ye seçimleri ben kazandırdım diyen APO´ yu bu arada pas geçmeyelim.  TBMM´ de yapılan oylamalarda HDP grubu çekimser kalınca AKP´ li 4 bakan Yüce Divana gitmekten kurtulmuşlardı. Olay Yüce Divana gitseydi eğer AK Parti´ nin seçim meydanlarında düşeceği durumu tahminde güçlük çekerdik ama perişanlığı kaçınılmaz olurdu.  Bunların her biri AKP ile HDP arasındaki romantik bağı veya vefalı davranışı göstermeye yeter durumlardır. Neye rağmen birliktelik sorusu önemli,  AK Parti iktidarı; Tüm hızıyla PKK hedeflerini bombalamakta iken... 45 günlük sürede 1 gün dahi HDP ile görüşmemiş iken? 32 gün süren müzakerede CHP´ nin tozunu attırırken? 2,5 saat süren görüşmesi sonunda MHP´ yi tam hükümet kaçağı ilan ederken? Gözün üstünde kaşın var denilmiyor, hiçbir bahane üretilmiyor ve bugünden geleceğin eş-başkanlık hükümetinin de temelleri atılıyor. AKP´ li Yalçın Akdoğan, MHP yüzünden HDP ile hükümet kurmak zorunda kalıyoruz gibi hüzünlü bir laf etti birkaç gün evvel; oysa aynı Akdoğan daha öncesinde HDP´ yi kast ederek, ?Bunlar, AK Parti´ yi zorda bırakmak için şeytanla bile işbirliği yapar? Demişti. Şeytan dediği paralel yapıydı. Bugün gelinen şu aşamada şeytan bunun neresinde diyebilirsiniz? Şeytan, Siyasi Kozmik Odada fink atıyor değerli okurlarım!  AK Parti´ nin bilerek, kasten, taktik olarak CHP ve MHP ile yollarını tıkadığı,  HDP´ yi de yıpratmadan, üzmeden, dipdiri olarak geriye bıraktığı bir vakıadır. Seçim sonrası siyasi tablo fazla değişmeyecek, bugün kurulan hükümetten daha güçlüsü sayısal güvenceli olarak 1 Kasım´ dan sonra da devam edecektir. Ta ki, fiili başkanlık resmiyet kazanana ve bölgeye özerklik, APO´ ya serbestlik getiren anayasa değişikliği yapılana kadar. AKP seçmenine rahatlık verecek bir adres Yalçın Akdoğan tarafından bulunmuştur. Artık vur gitsin Bahçeli´ye!!!