AK PARTİ´ NİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ SIKINTILAR
AK Parti sıkıntılar içinde, AK Parti rahat değil, AK Parti´ de huzursuzluk dalga, dalga yayılıyor.
Sıkıntıların ilk başladığı yılları hatırlamaya çalışın; önce dershaneler kapatıldı, sonra 17-25 Aralık olayları oldu. Ardından Ergenekon, Balyoz gibi askere yönelik büyük davalar başladı. Her bir adım büyük gailelere yol açıyordu. Kumpastı, tuzaktı... Onlar konu dışıdır.
Olup bitenler yetmemiş gibi AK Parti 3 büyük sarmalın içine daha düşürüldü veya bilerek düştü.
Sarmalın ilki MHP´ dir.
MHP lideri, getirin teklifinizi başkanlık sistemine bir bakalım dedi; getirdiler, görüşüp konuş anlaştılar, referandum oldu, kazanıldı ve AK Parti bu sonuçlarla kendini %50+1 oy eşiğine mutlak mahkûm etti. Aslında kazandı mı, kaybetti mi, siyasi tarih bunu ileride cevaplayacaktır.
AK Parti eğer 94 yıllık parlamenter sistemi hiç burkulamasaydı; %45, %40, hatta %35 oy oranıyla belki daha 20 yıl iktidarda kalma şansını devam ettirmiş olacaktı.Lakin çıta birden bire yükseltilince karşımıza arkadan itirilen engelli sandalye görüntüsü çıktı.
İkinci sarmal Zarraf olayıdır.
Zarraf, ABD elinde uluslararası bir kronik vak´a haline gelecektir. Hakkında onca şaibe varken bu zat ABD eline nasıl düştü, sanık iken tanık duruma neden sokuldu, anlatacakları ne denli sıkıntılar oluşturacak gibi birçok soru ve sorun AK Parti´ nin başına birer kaya parçası gibi düşmeye başlayacaktır.
Üçüncü sarmal Yurtdışına para transferi olayıdır...
Kılıçdaroğlu tarafından açıklanan Man adası belgeleri siyasi ortamı haddinden fazla gereceğe benziyor. Sallanan belgeler doğru mu, sahte mi belki hiç anlaşılmayacak fakat suların her gün biraz daha bulanık hale geleceği gün gibi aşikârdır.
Neden bu hallere düştük?
Bir insanın, bir kurumun, bir devletin içten ve dıştan bu kadar sıkışması ya da sıkıştırılmasının en gerçekçi izahını kim, nasıl yapacak? Hangi günahımızdan, hangi hatamızdan dolayı bunca bela başımıza geldi? Bir yere kadar aklımızca, mantığımızca bunları anlatma kapasitesine sahibiz elbette, ancak en doğrusunu şu ayette bulabiliriz, Şura / 30 diyor ki, ?Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.?
Benzeri bir atasözümüz de şöyle demektedir, ?Ne Ekersen Onu Biçersin?
Galiba çok yanlış şeyler yaptık, çok yanlış tohumlar ektik; değerli dostlarım.
Bedellerini hep birlikte ödemeye ne kadar hazırız, mecalimiz var mı?
Bilmek, na´ mümkün.