Prof. Dr. M.Mehdi ERGÜZEL
Prof. Dr. M.Mehdi ERGÜZEL
Bu yazımızda 20.yüzyıl Türk Edebiyatının önemli şair ve yazarlarından olan Ahmet Haşim'in, sözlüğünü hazırlama öncesinde yapılan çalışmaların merhaleleri söz konusu edilmiş, bu üslup ustasının eserlerinin tek tek kelimelerine kadar inen genel dizininden, kelimelerin tekrar sayıları demek olan sıklık/frekans manzarasına dair bilgiler verilmiştir. Ayrıca "Türkçenin Büyük Sözlüğü" ne doğru gidilirken en az bin yıllık edebi şahsiyetlere ve eserlerine de dayanmak gerektiği hususuna dikkat çekilmiştir. Eksiksiz bir sözlük, o dilin tarih boyunca verdiği bütün eserlere ve bu eserlerdeki bütün nüanslara, örneklerle yer vermek zorundadır. Bize göre bu örnekler sadece tek tek kelimeler değil onların yeni manalar kazandıkları, hatta bazen kavramlaştığı kelime gruplarıdır. Ahmet Haşim'in bir yazısının başlığı da olan "Müslüman Saati" artık yazarımızın Türkçeye madde başı olabilecek hususi bir söyleyiştir. Yine en beğendiği şiiri olan "Bir Günün Sonunda Arzu" da geçen "altın kuleler" yine şairin özel sözlüğünden genel sözlüğe geçebilecek güzel bir ifadedir. Üslup sahibi olması gerekenler için zevk kaynağı değerindedir. "E-kitaplar"ın artık yayıldığı, hacimli kitaplar basma ve çoğaltma zorluklarının bu yöne çevrildiği zamanımızda binlerce sayfalık çalışmaların mali bakımdan ürkütücü olmayacağı anlaşılmaktadır. Bu takdirde teknik kolaylıklarla muhteva uzmanlıkları bir araya gelirse Haşim Sözlüğü'nün yanısıra yapılacak bin yılın Türkçesinin zirve şahsiyetlerinin eserlerine dayalı söz varlıklarının önce dizinlerine sonra da "metne dayalı sözlükler"ine gidilebileceğini düşünmekteyiz. Az sayıda yapılması denenenler sınırlıdır, seçmedir. Sonra da aynı kelime veya kavramın farklı yazar ve şairlerin hangi eserlerinde nasıl geçtiği de görülebilirse hayaller gerçek olur. Bizim bu yazı sınırları içinde anlatmak istediğimiz, Ahmet Haşim üzerinde danışmanlığını yaptığımız artık tamamlanmış olan (2019) bir tez çalışmasının başlangıç noktalarını hatırlatmak ve özellikle tek kelimelerin de üzerinde, yazara-şaire has kavramları sözlük maddesi olarak teklif etmek ve yazarın bütün eserlerinde geçen kelimelerin sıklık sayılarının genel içindeki tercih ve değişim sebeplerini tespite çalışmaktır.
Sözlükler, her milli dilin söz servetinin bir araya getirildiği kelimeler mahşeridir yahut kelimeler aleminin edebi, fikri şenlik meydanıdır. Orada milletlerin asırlardan asırlara yansıyan, anlatabilme zevkinin renklerini temsil eden "sessiz gibi duran" mana renkleri bekler. Bu sessizlik, sözde ve yazıda canlanır, hayatiyet kazanır. Bir dil için her devirde hazırlanmış çeşitli sözlüklerin bir araya getirilmiş en mütekamil söz varlığı örneklerine ulaşılmak istenir ama bu iş çetindir, yıllara yayılacak mütehassıs ve hasbi emekleri gerektirir. Bin yıllık sözlük tecrübesi olan Türkçe, yakın gelecekte belki de "bir milyon kelime ve kavramdan oluşacak" maziden gelen yarınki tekamül etmiş zenginliği ile hem sahip ve mensuplarına hem de evrensel bilim ve kültür alemine olduğundan daha çok açılmaya hazır hale gelecektir.
Biz, son yarım asırdır gitgide artan çalışmalarla muhtelif alanlarda hazırlanmış genel ve özel mahiyetteki Türkçe sözlüklerin, eksiklerini tamamlaya tamamlaya ümit edilen hedeflere yaklaşacağını düşünüyoruz. Bu eksiklerden biri ve çok önemlisi de bize göre "şair ve yazar sözlükleri" dir. Bir dili, asırlar içinde gerçek sahibi olan millet inşa etmekle beraber, milletin sanatkar, mütefekkir evlatları olarak bilinen alim ve ariflerinin, bilim-fikir-sanat adamlarının eserlerinde "kendine mahsus özel söyleyişler olduğu gerçeği" herkesçe malumdur. Millet fertlerinin hepsince bilinen ve anlaşılan kelimeler, onların üslubu içinde şairin dediği gibi "açmış yeni bir söz" kabilinden güzelliklerle "özel bir dil" e dönüşür. Edebi eserlerde "deryaya akarken coşan ve sonra sözlüklerde susan" bu kelimelerin, kavramların ve yeni ifade tarzlarının örneklerle "madde başı" veya "madde içinde nüans oluşturduğunun ortaya konulması" gerekir. Bunun için de sabırla, iğneyle kuyu kazarcasına, proje ve tezlere konu yaparak muhteşem Türkçenin, günümüzden düne doğru, nesillik, asırlık ve bin yıllık "şairler, yazarlar ve eserler sözlükleri " yapılabilir, sonra da bu çalışmalar binlerce sayfa halinde e-kitaplarla dahi yayılabilir.
Biz bu sağlığımızda ulaşamayacağımızı düşündüğümüz tatlı hayalin bir ucunda "deryada damla kabilinden" önce "tam dizin" çalışmalarıyla girdiğimiz "şair-yazar-eser sözlükleri" meselesinde daha çok başlardayız. Şimdilik "şair ve yazar sözlüğü" iddia ve anlamında tez olarak danışmanlığını yaptığımız, 2019 ve 2020 başlarında tamamlanan, biri Yahya Kemal, biri Ahmet Haşim, diğer ikisi de Nihal Atsız ve Gaspıralı İsmail ile ilgili olanları hatırlatmak, bu yazı vesilesiyle Ahmet Haşim'in kelimeler dünyasına bir kapı aralamak, konuya dikkat çekmek istedik.
HAŞİM'İN SÖZ VARLIĞI yahut KELİMELER DÜNYASI
Yazar ve şairlerin kullandıkları kelime kadrosu, sayısı, kavramlar oluşturma meziyetleri, son zamanlarda onların üsluplarının tespit ve tayininde, dikkate alınmaya başlanmıştır. Bir edebi şahsiyetin cümle kuruluşlarının ve metin oluşturmasının temeli, ana malzemesi olan kelimeler ve kelime grupları, istatistiki bakışlarla ne kadardır, fiil ve çeşitleriyle, isim rolündekilerin mana renkleri, nüansları ne yönde ve hangi sıklıktadır ? Özel isimler, genel görünüş içinde hangi tabloyu yansıtmaktadır, yabancı ve arkaik kelimeler ne haldedir ? Bu ve benzeri veriler tasnife tabi tutulduğunda, o edebi şahsiyetin söz varlığından hareketle üslubuna ve fikir-sanat dünyasına dair ipuçları tespit edilerek farklı değerlendirmeler yapma imkanı da vardır. Bir edebi, fikri şahsiyete, edebiyatçının, dilcinin, felsefecinin, siyaset bilimcinin veya psikoloğun bakışları aynı olmaz. Her birinin yaklaşımı bir diğerini zenginleştirebilir. Haşim'in eserlerinin kelimeler ve kavramlar dökümü yapıldığında; çıkan kelime sayısı 13-14 bin civarındadır. Bunun onda birini (1500 kadar) fiiller, yüzde birini ( tekrarlar dışında 140 kadar) edatlar, zamirler teşkil etmektedir. Kalan kelimeler, yüzde doksana yakın nispetle isim ve çeşitlerine dahil olan 11-12 bin kelimedir. Bunlarla ve fiillerle binlerce kelime grubu oluşmuştur. Yaklaşık bin cümle içinde 4-5 bini aşan kelime grubu dikkate alındığında Ahmet Haşim Bey, yaklaşık olarak 20 bin civarında dil unsuruyla üslubunu inşa etmiş olmakta ve Türkçemize kendi ufkunu açmakta, adını milli sözlüğümüze kaydetmektedir. Zamanımızın üniversite öğrencisi veya mezunlarını en fazla 3-5 bin kelimeye kapatan güya "çağdaş eğitim" mensup ve meyvelerinin, yüz sene önce "Mekteb-i Sultani" den mezun olmuş, on yıl içinde yazar ve şairler kervanına katılmış Bağdatlı Ahmet Haşim'den alacağı çok dersler vardır.
HAŞİM'İN SÖZ VARLIĞINDA KELİME GRUPLARININ ZENGİNLİĞİ
Yazar ve şairler, üsluplarını kurarken, cümleye doğru giderken, tek tek kelimelerle yetinemezler. Banarlı'nın güzel ifadesiyle "kelimelerin izdivacı" na ihtiyaç duyarlar ve bu mesut beraberlikten "nurtopu gibi" şahsi ve yeni anlatım tarzları doğabilir. Herkesin bildiği kelimeler bazen şair ve yazarların dilinde hem malum hem orijinal edalara bürünebilir. Yazarımızın on üç bin civarında tespit ettiğimiz kelime sayısının yanı sıra kelime grupları da neredeyse yarısı kadardır. Üslübunun teşekkülünde bilhassa kavram oluşturmaya müsait olanlar; belirsiz isim tamlamaları, sonra belirliler ve sıfat tamlamalarıdır. Diğerleri cümlenin akışı içerisinde mana ve vazife temsil etmektedirler. Bu sayıca önde gelen kavramların birinci veya ikinci kelime içinde, sözlükte madde altı olarak yer alabileceği gibi ayrı bir madde başı olacağını da düşünmekteyiz. Anlaşılacağı üzere, 13-14 bin kelimelik söz dağarcığının bütün kelimelerinin sıklık sayısı bakımından ilk bin sırada yer alanlarının tablosu, Haşim'in söz varlığının ipuçları hakkında da fikir verecek mahiyettedir. Sıklık sayısı bakımından ilk bin kelime içinde Türkçe asıllılar , 150'si fiil ve 205'i isim olmak üzere toplam 355 tir ve bu %35'lik bir nispeti temsil etmektedir fakat yabancı kaynaktan gelen % 65'in tespitlerimize göre % 55'i Türkçeleşip millileştiğinden , "fethedilmiş topraklar gibi" kazanıldığından, bizimdir ve asırlar içinde hayatımıza girerek kolay anlaşılır hale gelmişlerdir. Tıpkı dünyanın medeni diğer dil ve milletlerinde olduğu gibi. Bu ilk bin kelimenin ancak %10 kadarı hususi bir kültür ve bilgi gerektirdiği için ortalama aydın seviyesini aşmış sayılabilir. Demek ki Haşim'in dili ve üslubu ; tekrarlarla 180 bine yaklaşan kelime sayısının ilk bin kelimede, tekrarlarla üçte ikilik nispeti olan 120 bin kelimede, % 90'lık bir anlaşılır olma durumundadır. Bu imparatorluğun gün batımında yetişmiş Bağdatlı çocuğu, İstanbul'da aldığı 10-12 yıllık eğitimle ana dili Arapçanın üzerine öğrendiği Fransızcanın yanısıra yazar ve şair olacak derecede bir Türkçe kazanmıştır. Haşim, yazı ve şiirleriyle sağlam cümle yapıları, yanlışa düşmeyen kelime grubu renkleri, hatasız ek düzeni ile örnek teşkil edecek edebi bir şahsiyettir.
Şair ve yazarların eserlerinde kullandıkları kelime sayılarının tekrarlara göre sıklık sayıları ortaya konulduğunda ilgi çekici sayılarla karşılaşılabiliyor. Mesela, Haşim'in dizininde üçte ikilik yer tutan ilk bin kelimenin anlaşılır olma kolaylığı belirttiğimiz gibi iken son bin kelimenin, yani neredeyse birer ikişer defa ancak geçebilen kelimelerinin aynı kolaylıkla anlaşılabildiği söylenemez. O zaman devreye Haşim'in ancak erbabınca anlaşılabilecek çok daha hususi lügati girmektedir. Nispet o zaman % 50 ve hatta % 40'lara kadar inebilecektir. Anket yapılmasını gerektiren bir konudur ve yapacağız..Ayrıca Haşim dizininde şahıs, yer ve eser adlarının da ilk binde, % 1'lik (10 kelimede) geçse de sonraki 12 bin içinde bu nispetin %10 'lara (1300'lere) doğru çıktığı görülmektedir. Sebep, özel isimlerin; az başvurulan, şahsi kültürü, içerde ve dışarda gezilere çıkmayı, sosyal çevre sahibi insan olmayı gerektiren kelimeler olmasıdır.Bunların yanı sıra bir önemli husus da ; şair ve yazarın söz varlığında ehemmiyet arz eden özelliklerin sadece tek tek kelimelerle sınırlanamayacağı, mevcut sayıya yakın miktarda "kelime grubu"nun söz zenginliğine, şahsi sözlüğüne madde başı yapılacak özellikte olduğudur. Bu noktada Haşim'in sözlüğü 20 bin kelime ve kelime grubuna ulaşabilecektir.
Önümüzdeki 10 yıl içinde yapılacak çalışmalar; dil ve edebiyatımızın zirve şahsiyetlerinin eserleri ve söz varlıkları, bilgisayar kolaylıkları ve dizin proğramlarına hakim olan konunun uzmanlarınca ele alındığında, bin yılın muhteşem Türkçesi örnekler ve kaynaklar gösterilerek bir milyon kelime ve kavramlık "Büyük Türkçe Sözlüğü" hayalimizi gerçek yapacaktır. Biz bu çalışmamızla, "deryada damla" kabilinden yirminci asırda bize, Türkçede sesler ve renkler bırakmış, sevilerek okunmuş ve okunmakta olan Ahmet Haşim'in eserleri vesilesiyle bir başka zaviyeden düşüncelerimizi dikkat nazarlarınıza sunmak istedik.