Eskilerin bir bildiği varmış.

Eski bayramlarda, amcalar, halalar, dedem tahsildar Necip Okur'un, Selvili Mescit Sokağındaki evinde toplanır, bütün sülale yemeğe otururduk. Kuzenlerle gevezelik ederken fazla gürültü yapınca, dedem sert bir şekilde "Yemek yerken konuşulmaz!" diye bizi uyarırdı.. Sonraları, ağır ağır sohbet ederek yemek yerken sosyalleşmek moda oldu. Bu günlerde ise COVİD-19 salgını nedeniyle, özellikle toplu yemek yenen yerlerde, Osmanlı terbiyesine uygun, yemeği sessizce yemek daha sağlıklı bir davranış. KİŞİSEL GÖZLEMLER Bir gün, işyeri hekimi olarak gittiğim bir tesisin yemekhanesinde, çalışanların maskesiz gelip, mesafeye dikkat etmeden itiş kakış sıraya girdiklerini, birbirlerine el şakaları yaptıklarını, masadan masaya yüksek sesle konuştuklarını gözlemledim. Herkes sanki hiçbirşey yokmuş gibi dakikalarca sohbet ediyor, yemekhanede rahatsız edici bir gürültü oluşuyordu. Normal bir zamanda, böyle neşeli bir işyerinde bulunmak beni mutlu ederdi. Ancak, gördüklerime dayanamadım, çatalla bardağı çınlatıp ayağa kalktım ve virüs tehlikesi ile sessiz yemek yemenin gerekliliği hakkında uyarıda bulundum. Sonra tesisin müdürüne, yemekhane düzeni ile ilgili önerilerimi bir mesajla bildirdim. Yanına, virüsün konuşurken nasıl yayıldığını gösteren bir de video ekledim. "Acaba fazla ileri mi gittim?" diye düşünürken, bu olaydan üç hafta sonra çıkan bir gazete haberi haklı olduğumu gösterdi. BİR GAZETE HABERİ "Zonguldak'ta tekstil fabrikasında çalışan 155 işçiden 43'ünde koronavirüs tespit edildi. Koronavirüsün yemekhanede bulaştığı saptanırken, fabrikada üretim durduruldu" (1) . Aslında virüs korkusunun fazla, ama riskin belki daha az olduğu Mart ayında bazı tesisler yemek yerine kumanya vermeye geçmişlerdi, daha dikkatli davranıyorlardı. Haziran ayındaki gevşemeden sonra, yukarki olayın geçtiği Temmuz'da, riskin daha fazla olmasına rağmen gelinen durumu anlamak zor. Yemek yerken maskeler çıkıyor, insanlar 50 cm mesafede karşılıklı oturuyorlar, konuşuyorlar, parmaklar ağıza gidiyor; sürahi, tuzluk gibi ortak şeylere dokunuyorlar. Bulaşma riskinin yüksek olduğu açık. Virüs tehlikesi tamamen geçene kadar, bazı alışkanlıklarımızı bırakmalıyız. New York Times gazetesinin web sitesinde 2 Eylül 2020'de yayınlanan bir videoda da, dikkat etmemiz gereken yeni yaşam biçimi ile ilgili mesajlar var (2). YENİ YAŞAM BİÇİMİ Videoda, salgını kontrolda başarılı olmuş Yeni Zelanda, Vietnam, Almanya gibi ülkelerden örnekler veriliyor, toplumları yeni yaşam biçimine yönlendirmek için iletişimde üç noktanın önemi belirtiliyor. Bunlardan birincisi toplumda güven yaratmak. Politikacıların tehlikeyi küçümsemeleri, bilimi geri plana atmaları güveni sarsıyor. İletişimde ikinci önemli nokta, hedef kitleye en doğru şekilde ulaşmanın yollarını bulmak. Üçüncü önemli nokta da, bu tehlikenin uzun süreceğinin bilinciyle hareket etmek. Videonun beşinci dakikasından sonra, Japonya'nın halkı eğitmek için hazırladığı posterler gösteriliyor. Bunlardan "Günlük hayatta yeni yaşam biçimi" başlıklı bir poster, alışveriş, boş zamanlar, ulaşım, yemek, düğün, vefat gibi durumlarda nasıl davranılacağını anlatıyor. Yemek alt başlığında, açık havada yemeyi tercih edin, karşılıklı oturmayın, yemeğe odaklanın, sohbetten kaçının gibi öneriler var. *** Demek "eski"lerin bir bildiği varmış. Herkese sağlık dolu günler dilerim. *** (1)https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/fabrikada-calisan-155-isciden-43unde-koronavirus-tespit-edildi-1760081 (2) https://www.nytimes.com/video/opinion/100000007313396/coronavirus-pandemic-communication.html