TÜRKÇÜ TURANCI RECEP TAYYİP ERDOĞAN!

 Gerçek sesler duyuyoruz, duymaya başladık, sevincimiz çok büyük!?  En yetkili ağızca, Milli ülkümüz dile getirildi.  Şimdi bu yazıda bu durumu ele alacağım... Ama önce, misakı milli nedir ona bir göz atalım: ?Misak-ı Millî ya da Millî Misak (Günümüz Türkçesi ile Millî Yemin ya da Ulusal Ant), Türk Kurtuluş Savaşı´nın siyasî manifestosu olan altı maddelik bildirinin adıdır. İstanbul´da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920´de oy birliği ile kabul edilmiş ve 17 Şubat´ta kamuoyuna açıklanmıştır. Bildiri, I. Dünya Savaşı´nı sona erdirecek olan barış antlaşmasında Türkiye´nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içerir. (?)Türkiye Cumhuriyeti´nin sınırları, büyük ölçüde, Misak-ı Millî ilkeleri doğrultusunda oluşmuştur.?Kaynak, Vikipedi, özgür ansiklopedi Bu bildiri, İstanbul´dan Ankara´ ya ikişerli, üçerli olarak gelen milletvekilleri ile Mustafa Kemal arasında görüşülmüş, müzakere edilerek Meclis tarafından da kabul edilmiştir. Bugün neden bu konular gündeme geliyor, gelmeye başladı? Tarihi gerçekler saklanamaz, gün gelecek ak kara ortaya çıkacaktır. Çıkmaya başlamıştır da? Önümüzde Suriye meselesi, bugünlerde de yoğunluk kazanan Musul Harekâtı meselesi var. ABD´ nin başını çektiği koalisyon güçleri Türkiye´ yi Musul operasyonuna katmak istemiyor. Dost görünen ama aşireti itibariyle aslen Yahudi olduğu sürekli tekrar edilen Barzani de çark etti, Türkiye aleyhine açıklamalarda bulunuyor. Ancak durum öyle bir nazik noktaya geldi ki, İngilizlerin sinsi planları sonucu Misak-ı Milli içinde iken, baskılarla dün elimizden alınan Musul, bugün yeniden paylaşım masasına kondu, kondu ama Türkler masada olmasın diye herkes çırpınıyor.  O bölgede terör kol gezmekte, orada milyonlarca soydaşımız yaşamaktadır. Bunlarla birlikte tarihi hakikatleri de dikkate alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her ne pahasına olursa olsun bu oldubittilere göz yummayacağımızı dünyaya cesurca haykırmaktadır. Sayın Erdoğan´ ın tarihi Rize konuşması var, o konuşma muhteva itibariyle tam bir Pantürkist, tam bir Turancı üslubudur. Alın o altın sözleri, nerede bir duvar varsa oraya tablo gibi asın! Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer bakanlıklar bu fırsatı kaçırmasın. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15.10.2016 tarihinde Üniversite Akademik açılış töreninde yaptığı o konuşmadan satırbaşları şöyledir: "Tarih kitaplarımızda Misak-ı Milli okuyoruz değil mi? Misak-ı Milli´ de ne var? Eğer Misak-ı milli diye bir derdiniz varsa kusura bakmayın, o zaman bu soruyu kendi içimizde birbirimize soramayız, tam aksine burada üzerimize düşen görevler var demek durumundayız.  İşin gerçeği budur, aynı dili konuştuğumuz, aynı kültürü paylaştığımız, Orta Asya´yı ta Sibirya´ya kadar, kendimizden ayrı düşünebilmemiz için, aslımızı inkâr etmemiz lazım.  Bizim kültürümüzde aslını inkâr eden haramzadedir. Onun için bizim Irak ile de Suriye ile de, Libya ile de Kırım ile de, Karabağ ile de, Bosna ile de diğer kardeş bölgelerle de ilgilenmek, bizim hem görevimiz hem de hakkımızdır. Bunlardan vazgeçtiğimiz gün, istiklalimizden ve istikbalimizden vazgeçtiğimiz gündür. Bizim buna hakkımız olmadığı gibi milletimiz de böyle bir duruma asla rıza göstermez. Türkiye sadece Türkiye değildir. Türkiye 79 milyon vatandaşı ile birlikte, köklü tarihi, kültürel ve insani bağlarla iç içe olduğu, geniş bir coğrafyadaki yüz milyonlarca kardeşine karşı da sorumludur. Buradan Rize´den ana baba yurdundan ülkeme sesleniyorum:   ?Önce kendimize güveneceğiz, kendimize inanacağız. 80 milyonluk Türkiye olarak, biz kimiz, biz neyiz? Hani şair diyor ya: ?Bir Zamanlar, Biz de Millet, Hem de Ne Milletmişiz." Böyle demiş Cumhurbaşkanımız....  Sevinmeyelim mi? Milli vicdanımıza ses olan Türk Birliği ülküsünü bir bahaneyle dile getiren Sayın Recep Tayyip Erdoğan´a, en kalbi duygularımızla  binlerce teşekkür!