Saygı değer 59 haber okuyucuları.
Halk oylamasından yaklaşık iki ay öncesinden 16 Nisan a kadar, CHP KK MYK üyesi olarak aktif bir şekilde çalışmalarda bulunduğumdan ve sonrasında ise çeşitli teşekkür ziyartlerinde ve durum değerlendirmelerine katılmam dolayısı ile çok yoğun bur tempo içerisine girdiğimden sizlerle uzun bir süre birlikte olamadigim için çok üzgünüm. Burası Türkiye gündem her saat başı değişiyor.O yüzden nereden ve nasıl başlamalı ,biraz zor... Fakat ben yine de sıcağı sıcağına her tür gelişmeye açık bir çevresel olayla siz okuyucularımla fikir ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Herkes aklının yettığince dilinin döndüğünce kaleminin yazdığınca bir şeyler yazip çizdi bu ZEYTİN konusunda.Bir kenarından da ben bir şeyler eklemek istiyorum özet olarak.Bu kanun Yasa tasarısı Meclis gündemine tamı tamına sekiz kez gelmiş.! Sebebi ne olabilir ki diye düşündüm ve biraz kafa yorunca buldum.Özelllestirme yüksek kurulu ülkede ki hemen hemen bütün kamu kaynaklarını özelleştirdi ve sonuç olarak hiç bir kaynak kalmadı buna yer altındaki madenler de dahil olmak üzere ve ekonomi gittikce kötüye gidiyor.her gün yüzlerce esnaf kepenk kapatıyor ve bir çok ünlü şirket iflasın eşiğinde.Enflasyon giderayak yükselişte yüzde on ikilere dayanmis vaziyette ve issizlik oranlari da enflasyonla ayni paralellikte.Peki durum bu kadar kötü bir tabloya giderken ne yapmak gerekiyordu,özelleştirme ve bir kaynak oluşturmak için? Geriye ormanlar ve ekili alanlar kalmıştı Zeytin ağaçları gibi...Ve suyun kaynağı kuruyunca başka alanlara göz dikildi tabii olarak.Fakat yine her seferinde olduğu gibi bu seferde, çıkarmaya çalıştıkları yasa tasarısıyla çevre örgütlerine ve doğayı koruma kollama sivil toplum öğütlerine tosladılar.Yoksa Yüz binlerce dönüm Zeytin ağaçlarıyla dolu alan yapılaşmaya yönelik yeni bir rant kapısı açılacaktı.Fakat özellikle sosyal medya başta olmak üzere yazılı ve görsel basınımızın çok az da olsa duyarlı bir kesimi ile birlikte,Demokrasi ve Özgürlük mücadelesi veren sıradan yurttaşlar seslerinin çıktığı kadarı ile Anayasal çerçevede hiç bir şiddete baş vurmadan eylemlerini gerçekleştirdiler ve çok büyük başarının altına geçici de olsa imza attılar.geçiçi diyorum çünkü bu konu yine çok geçmeden bir şekilde TEMCİD PİLAVI gibi yeniden gündeme getirilecek..Fakat başta Türk anaları ve Zeytin üreticileri olmak üzere yine zeytine ve zeytin ağaçlarımıza ve dolayısı ile çevremize ormanlarımıza denizlerimize aldığımız havamıza sahip çıkacağız....Evlatlarımız torunlarımız ve ülkemizin geleceği için...Hiç bir şey vatandaşlarımızın gözünden kaçırılarak oldu bittiye getirilemez.Bir metre kare de olsa yüz binlerce dönüm Zeytin veyahut başka arazilerde olsa bizim için aynı şey.Ülkemizde özellikle büyük şehirlerimizde nerede ise bol oksijenli bir alan kalmadı.Simdi buna birde tarım arazilerini kamulaştirarak yok etmeye çalışıyorlar.Illa partili olmak şart değil insan olarak siyasi görüşü ve inancı ne olursa olsun bu yanlışlığa haksızlığa el birliği ile karşı durmamız gerekiyor Anayasal çerçevede kalarak.Zaten Dogayi ve yeşili maviyi seven insanlardan hiç kimseye bir zarar gelmeyeceği herkesçe malum.Dini inancımız da bu var zaten.Bir ağaç diken,bir ibadet hane yapmış kadar sevap kazanır diyor.Hele şu mübarek günlerde insanlarımızın bu çevresel konularda çok daha duyarlı olması ve düşüncelerini insanı bir şekilde dillendirmeleri gerekmektedir.Şimdiden herkesin Ramazan bayramını kutluyor sağlık ve esenlikler diliyorum.Sevgi ve samimi@niyetle(Birgülce)