"Et var da yemedik mi?"
Oğlum, bütün hikayelerimin "Şöyle yaptım, böyle yaptım, bir şeyler olacaktı, ama olmadı" kalıbına uyduğunu söyler.
Galiba haklı.
Aşağıda bir örnek daha:
1968'de bir "Radyo Kitap Saati" programında, Osman Nuri Koçtürk'ün "Besin ve Beslenme" kitabı tanıtılıyordu.
Kitabı alıp okuduktan sonra, hemen çevremdekilere "Şu kadar süt iç, bu kadar et ye!" demeye başladım.
Kimse "Et var da yemedik mi?" diye sormadı ama, işin içine girince, bir alttaki problemin hayvansal üretim olduğunu farkettim.
İlgim, insan beslenmesinden, hayvan beslenmesine kaydı.
HAYRABOLU HAYVAN PAZARI
O yıllarda, Türkiye, tarımsal üretimde kendine yeten yedi ülke arasında sayılıyordu.
Nüfusumuz 34 milyondu ve bunun % 60'ı köylerde oturuyordu.
Küçükbaş hayvan sayısını 34 milyon, büyükbaş sayısını da 17 milyon olarak hatırlıyorum.
Hayrabolu hayvan pazarı, Salı günleri, bizim sokağın sonundaki meydanda kurulurdu.
Kış aylarında sadece kuru samanla beslenen hayvanların çoğu bakımsız ve verimsiz halde olurdu
Bazılarının derisinde ceviz büyüklüğünde parazit (nokra/hypodermosis) tümsekleri görülürdü.
Robert Kolej'in zengin kütüphanesinde, hayvan yemleri konusunu araştırmaya başladım.
Kütüphanenin süreli yayınlar bölümüne, hayvancılıkla ilgili, "Journal of Animal Science" dergisi bile gelirdi.
İŞKEMBEDE ÜRE
Beni heyecanlandıran ilk bilgi, işkembeli hayvan yemlerine üre katılması oldu.
Çünkü, işkembedeki mikroorganizmalar, üreyi amino asit sentezinde kullanabiliyor.
Hayvan beslenmesi konusunda ana kaynaklardan, Maynard ve Loosli'nin "Animal Nutrition" kitabını ve TÜBİTAK tarafından yayınlanan Veterinerlik araştırma özetlerini dikkatle okudum.
O zamana kadar Türkiye'de üre ile ilgili sadece iki çalışma yapılmış.
1970 yazında, varillerden yaptırdığım karıştırma aletleriyle, kepek, melas, üre, mermer tozu ve iz minerallerden oluşan bir karışım ürettim.
Covid-19 aşısının Faz I, Faz II aşamaları gibi yemi, önce bahçede beslediğim keçiler üzerinde, sonra kuzenim Mehmet'le, Soylu köyünde, dedesinin inekleri üzerinde denedik.
Bu arada, "Hayrabolu'nun Sesi" gazetesine hayvancılıkla ilgili yazılar yazıyordum.
SONRA NE OLDU?
Sonra okul başladı, İstanbul'a döndüm.
Yaptıklarımı Kimya bölümünde, bir seminerde anlattım.
1970-71 ders yılı, 1968 eylemlerinin uzantıları, 12 Mart, Robert Kolej'in Boğaziçi Üniversitesi'ne dönüşümü ile dolu, hareketli bir yıldı.
Bir gün, bütün üniversitelerin katıldığı bir yürüyüş için Taksim Meydanı'na çıkmıştık.
Biz elimizde pankartlarla geçerken, kaldırımdan biri "Bunlar da tatlı su solcuları" diye laf attı.
Boş sözler edip durmak yerine, kendimi problem çözmeye çalışan biri gibi gördüğüm için "tatlı su solcusu" sözüne aldırmadım.
O yıl üreli yem konusu, ikinci planda kaldı.
Bu yazıyı yazdığım gün, tesadüfen, İnc. Dergisinde, birçok kere çuvallayan, ama sonunda başaran Zain Subhani'nin hikayesi yayınlandı (1).
Yazının sonunda Zain Subhani, başarı için en önemli şeyin, iyi bir ürün ve iyi bir iş arkadaşı olduğunu anlatıyor..
Üre katkılı yem, 50 yıl önce çok yeni bir üründü, doğrusu cesaret edemedim.
"Hadi beraber yapalım !" diyen bir arkadaşım da çıkmadı.
Mezuniyetten sonra, gazetedeki yazılarımı gönderdiğim Cornell Üniversitesi, beni doktora programına kabul etti.
Fakat, yurtdışında Biyokimya doktorası için kazandığım bursu, Milli Eğitim Bakanlığı, Hayvan Beslenmesi alanında kullanamayacağımı söyleyerek geri çekti.
Ben de, asistanlık bursu veren Michigan Üniversitesi'ne gittim.
TARIMIN ÖNEMİ
Covid-19 salgını nedeniyle, ülkelerin kendilerine yeterli olması bakımından, tarım daha da çok önem kazanıyor.
Kırsal kalkınma ve tarım politikaları konusunda, hep bilinen sorunları tekrarlamayacağım.
Son yıllarda çok tartışılan saman ithali nedeniyle, saman konusuna değineceğim.
Malkara'da çiftçilik yapan eğitimli, genç bir arkadaşımın, üreli saman silajı yapmayı bilmediğini duyunca çok şaşırdım.
Fakültelerdeki hocalarımız yayın telaşında, birbirlerine güzel sunumlar yapıyorlar ama köylere gidip basit yöntemleri anlatmaya, nedense, pek vakit bulamıyorlar.
Ziraat mühendislerimiz de, ne yazık ki iş aramakla meşgul.
2016 yılında, Trakya Kalkınma Ajansının, genç girişimciler için yaptığı çağrıya katılarak, bu konuda bir proje sundum.
TRAKYA KALKINMA AJANSI
İtiraf edeyim, Tekirdağ'daki Trakya Kalkınma Ajansı, çok gösterişli bir yer.
Oraya gittiğinizde, ajansın bir elemanı sizi giriş kapısının hemen yanındaki bir odaya alıyor.
Elemanın "Bu ölümlü, Olimpos'umuzda ne arıyor?" edasıyla yaklaştığı görüşmeden de bir sonuç çıkmıyor.
Neyse...
Projem; Trakya'da köyleri gezerek, "üreli saman silajı" tekniğini, seçilmiş çiftçilere gösterecek bir ekip kurmak ve onun finansmanı ile ilgiliydi.
Biliyorsunuz, bizim çiftçiler bir şeyi görmeden, pek kabul etmezler.
Önerimin, ajansın amaçlarına uygun olacağını sanıyordum.
Fakat gençlerin sunduğu, "İnstagramdan traş makinası satmak" gibi "start-up" projelerinin yanında, herhalde, benim gibi yaşlı bir adamın ne demek istediği pek anlaşılmadı.
Aslında, böyle bir alan çalışması 1990'da Konya köylerinde yapılmış (2).
Görünen o ki, eğitim çalışmalarını sürekli tekrarlamak, yaygınlaştırmak gerekli.
ÜRE-MELAS YALAMA BLOKLARI (3,4,5)
Üreli yemlerin hazırlanması ve hayvana verilmesi hassas bir konu.
Besi değeri zayıf kaba yemlerle beslenen hayvanlara, yem desteği sağlamak için yalama blokları kullanılıyor.
Ancak, ülkemizde yaygın değil.
Mineral bloğu yapan birkaç firma var ama üreli, melaslı blok bulunmuyor.
Mevzuatta bir engel yoksa, üreli blokların imalatı iyi bir girişim fikri olabilir.
Hayvan, bu bloğu yalayarak gün boyu yavaş yavaş, zararlı olabilecek seviyeyi aşmadan, yeterli üre miktarını ve mineralleri alabiliyor.
İlgilenenler, blok yapım formül ve yöntemlerini, aşağıdaki kaynaklarda bulabilir..
***
Can boğazdan gelir, boğazdan gider.
Beslenmenize dikkat edin!
(1)https://www.inc.com/magazine/202009/leigh-buchanan/skyline-brands-zain-subhani-2020-inc5000.html
(2)http://www.fao.org/ag/aga/agap/frg/lrrd/lrrd9/5/pak951.htm
(3) http://www.fao.org/docs/eims/upload/agrotech/1906/UMB_English.pdf
(4)https://pdfs.semanticscholar.org/3642/73f37bdfff43b7ece6dd4aa8a2992e23cadb.pdf?_ga=2.267773070.1006892696.1597480218-787759321.1597480218
(5) https://youtu.be/pj8pNL0hgUk