Ağzımızdan çıkan kötü sözler ve kötü tavırlarımız bu tahtada kalan ve silinmeyen çivi izleri gibi yüreklerde silinmez izler bırakır.
TAHTAYA ÇAKILAN ÇİVİLER
Bir zamanlar çabuk sinirlenen ve ağzına gelen kötü sözleri karşısında bulunan kişiye hemen söyleyen bir çocuk varmış. Babası ne kadar öğüt verse de oğlunu bu kötü huyundan vazgeçiremiyormuş.
Günün birinde babanın aklına bir fikir gelmiş. Oğlunu çağırıp ona:
"Bak evladım evin arkasına iki tane tahta pano koydum. Her kötülük işlediğinde veya birisine kötü bir söz söylediğinde o tahta panoların birine gidip bir çivi çakacaksın; diğeri boş kalacak, tamam mı?" demiş.
Babasının ne yapmak istediğini anlamamasına karşın çocuk o günden sonra söylediği her kötü söz, kırdığı her kalp için tahtaya bir çivi çakmış. 1. gün 37 çivi çakmıştı. 2. gün biraz daha az, üçüncü gün daha da az.
O tahtalara çivi çakmak zor geldiği için öfkesini yeniyor, daha az hata yapmaya çalışıyormuş. Nihayet öyle bir gün gelmiş ki o gün hiç çivi çakmak zorunda kalmamış. Bunun üzerine babası ona:
"Aferin oğlum" demiş. "Şimdi de öfkeni yendiğin, kötü söz söylemektense dilini ısırdığın her olay için bir çivi çıkaracaksın. "
Çocuk bu söylenenleri de yapmış. Artık oldukça sabırlı biri olmuş, kendisine taş atanlara karanfil verir duruma gelmişti. Böyle davrandığı her olay için bir çivi çıkarmış tahtadan. Öyle ki artık tahtada çıkarılacak çivi kalmamış.
Babası oğlunu alıp tahta panoların bulunduğu yere götürmüş ve oğluna:
"Şimdi bu iki tahtayı bir karşılaştır bakalım" demiş. "Aralarında bir fark var mı?" Hiç çivi çakılmamış olan tahta dümdüz, pürüzsüzmüş. Oysa çivileri sökülmüş olan tahtada hala çivilerin bıraktığı delikler ve izler varmış. Çocuk babasının ne demek istediğini çok iyi anlamış. Daha sonra baba da oğluna şunları söylemiş:
"Bir insana ta yüreğinin derinliklerine kadar işleyen bir acı tattırırsak, onun kalbini kırarsak daha sonraki özürlerimiz ve pişmanlıklarımız bu acıyı dindiremez. O yüzden her zaman sözlerimize ve davranışlarımıza dikkat etmeliyiz.