Ramazan Bayramı dini bir bayramdır. Fakat içinde milli unsurlar, bize has örf ve gelenekler de olduğu için aynı zamanda milli bayramımız sayılır ve her Müslüman ülkede farklı yaşanmakta oluşu bundandır.   Ben bayram namazlarını evime çok yakın olduğu için ( Süleyman Efendinin Yurtlarıdır) Rüstempaşa´da kılarım. Orada huzur ve rahatlık hisseder, uhreviyatını dolu dolu teneffüs ederim. Süleyman Akbulut Hocanın vaaz ve nasihatleri ayrı bir tat, apayrı bir letafettir. Sonunda da konu komşu tümümüz aramızda musafaa yapar en sade biçimde bayramlaşmamızı tamamlarız. Hepimiz için çok mükemmel bir olaydır.   Ramazan Bayramının hayırlar getirmesi dileğimi yazı başlığı yaptım.   Değerli kardeşlerim, Türk Milleti çok yüce, çok asildir. bu konuyu destekleyen çok sayıda hadis ve ayetler mevcuttur. Osmanlı lisanında "Kavm-i Necip" tabiri var; Araplar için mi, Türkler için mi söylenmiştir şimdi bilemiyorum ancak kimin için kullanılmış olursa olsun Türk Milletinin Kavm-i Necip olduğuna inanıyorum. "Üstün, temiz kavim" anlamında olup, rahatlıkla Türkler için -Tarihi görevlere bakarak- kullanabiliriz.    Türk Milleti; şia´ nın aksine sahabaye hakaret etmeyen, küfretmeyen, kafirlikle suçlamayan bir inancı tercih etmiştir. Buna "Ehl-i sünnet Vel Cemaat" denilmekte... 4 Hak mezhebin (Hanefi, Şafi, Maliki, Hambeli) ortak adıdır   Biz Türkler akla önem veren Hanefi mezhebine bağlıyız. Hanefilik, edille-i şeriyye denilen ve gerçeği bulmada 4 kaynak olarak adlandırılan bir metodu kabul etmiştir: (Ayet, hadis, icma, kıyas) Bir meselenin çözümü için başvurulan kaynakların sırası şöyledir: 1- Önce Kur´an´a bakılıp ayet(ler) aranır. Bulunamazsa, 2- Sünnete bakılır, kuvvetli hadisler aranır; bir delil bulunamazsa, 3- sahabelerden birine ait görüşe başvurulur; yine de bir delil bulunamazsa, 4-Kıyas yapılır. yani konuya en yakın, çok yakın bir başka konudan hareket edilerek yoruma gidilir. Akıl, mantık devereye sokularak çözüm bulunur.   Dünyada Müslüman nüfusun sayısı 1 milyar 450 milyondur. 1 milyar 230 milyonu Sunni, 220 milyonu Şia Müslümanıdır. Sunnilerin, %60´ lık kısmı Hanefi mezhebine bağlıdır.    Yani insanlar için din, mezhep, ırk önemlidir. Ancak  bazı kafalar dini, ırkı, mezhebi insanlığa ilme aykırı bir oluşum gibi gösterirler, göstermek isterler. Masonik dünya görüşü ile ateistliği kabul eden Marksizm böyledir. Bugünlerde Tekirdağ bilbaortlarında reklam olarak sloganvari bir söz döndürülüyor. Bir okulumuz yapıyor bunu ve ileri eğitim, ileri anlayış, ileri dünya görüşü imiş gibi kendini tanıtmaya çalışıyor. Ne diyor: "Irk, dil, din, ayırmaksızın dünyada herkesle dost olabilirsiniz"  Yani; Irk, dil, din bir tarafa, dostluk kurmak bir tarafa... Şunu demek istiyor: Eğitimi bizden alırsanız, bizim anlayışımıza uygun bir inanca sahip olursanız insanlarda, dil, din, ırk gözetmez, ayrımcılık yapmamış, dost luk kurmuş olursunuz. Normalde baktığınızda gayet insanidir ama azıcık düşünüp tahlil ettiğinizde epeyce sinsilik yakalarsınız. O cümle sizi; ırkların, dinlerin ve dillerin, kötü bir şey olduğu zehabına kaptırıyor ve dostluk tesisi için bu unsurlardan uzaklaşmak gerektiğine yönlendiriyor. Ayrıca; herkes bize gelsin ve eğitimi bizden alsın, alsın ki dünyada herkesle dost olabilesiniz yönlendirmesinde bulunuyor.Tamamıyla sakat bir mesaj! Oysa ırklar, dinler, diller Allahın birer lütfu, birer nimetidir. İnsanlar birbirini tanısın, arasında dorstluklar oluşsun diye farklı yaratılmışlardır. Yani farklılık dostluğa engel değil, bizzat sebeptir. Aksi mümkün değil! Bir Türk, bir Almanın, Almanlık yönünü bilecek ve ona göre -hoşgörülü- davranacaktır. Kişi, karşı tarafı iyi bilmek zorunda; bilmezse, tanımazsa hata üzerine hata yapar. Bir Türk; Rumluğu, Ermeniliği,  Yahudiliği ne kadar iyi bilirse kendi için bir o kadar da doğru davranışın yolunu açmış olur. Cinsiyet ayırımına giriyor diye bir kadına erkek, bir erkeğe de kadın gibi davranamayız. Çocuğa çocuk, gence genç, bayana bayan, büyüğe ve küçüğe göre davranmak gerekiyor. Dil, din, ırk, cinsiyet farklılıkları ayıran değil, kaynaştıran, yaklaştıran değerli unsurlardır. İlim, saygı, hoşgörü  bu farklılıkların tespitleriyle  beraber doğmaktadır.  Dolayısıyla bizlerin;  her şeyi hakkıyla görmek, değerlendirmek, ele almak gibi bir kesin ve kati mecburiyetleri var. Evet, bayramımız kutlu olsun. Allah Türk Milletini Yüce, Asil, Baki kılsın!  Atamızı ve atalarımızı unutmamak dileğimle; Ne Mutlu Türk´üm Diyene!