"itibari ilçe"

Fransız liselerinde felsefe eğitimi önemlidir. Lise bitirme ve üniversiteye girme aşamasında yapılan bakalorya sınavlarında, öğrenciler, zor felsefe sorularını, çoktan seçmeli değil, bir makale yazarak, yanıtlamak zorundadırlar (1). O nedenle Fransız okullarından gelenler, soru sormayı, kendi fikirlerini geliştirmeyi ve savunmayı iyi becerirler. Bunu tanıdığım Galatasaray mezunlarından biliyorum. Parti Socialiste ve Parti İçi Demokrasi Parti Socialiste, kısaca PS, Fransa´da 1969 yılında çeşitli sol fraksiyonların birleşmesiyle kurulmuş bir parti. Bugünlerde solun Avrupa´da görülen genel düşüşüne paralel sıkıntılar içinde. Ama Fransızların canlı zihinsel dünyası, parti içi demokrasiyi tam uygulayan PS´de karşılığını buluyor. PS´nin bütün merkezi ve yerel organ seçimlerinde, bizim "çarşaf liste"ye denk, orantılı çoğulcu (pluralist) yöntem kullanılıyor (2). Yalnız başkanların seçiminde, bazen iki turlu, çoğunluk (majoritarian) sistemi uygulanıyor. Çoğulcu yöntem, demokrasinin işlemesi için şart olan bir ahlak anlayışının, Alexis de Tocqueville´in ifadesiyle, bir "yürek alışkanlığı"nın uzantısı. Parti Socialiste içinde, Türkçe´ye "akım" olarak çevirebileceğim "courant"lar, düşünce grupları, var. Bu akımların "motion" denen ayrı politik açıklamaları oluyor ve kimse onları "Vay, bölücülük yapıyorlar!" diye suçlamıyor. Seçimlerde, akımlar dikkate alınıyor ve her aşamada temsil ediliyor. Düşünün, PS´in "akım" örneğini CHP´ne uygularsak, "altı okçu", "sosyaldemokrat", "sosyalist", "ulusalcı", "demokratik solcu", "müslüman sosyalist", "liberal sosyalist" gibi bütün görüşlerin parti yönetim kurullarında, kavga etmeden, güçlerine göre orantılı temsil edilmesi ne hoş olurdu, değil mi? Parti Socialiste Örgütü ve bir Tüzük Önerisi Parti Socialiste hem coğrafi alanlara göre, hem de bazı temalar üzerine örgütleniyor. İlçe, mahalle örgütleri gibi, üniversite örgütü, "kapı-kapı" örgütü olabiliyor. Bu örgütler farklı yönetim biçimi ve yaklaşımları bir araya getirerek, toplamda daha başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlıyor. Örneğin büyük bir ilçede, tek bir ilçe yönetimi belli bir performans gösterebilir. Fakat, il yönetimine karşı eşit sorumlulukta, ilçe seviyesinde, kadın, gençlik, 60 yaş üstü kolları gibi birkaç yönetim biriminin ortalaması muhakkak daha başarılı olur. Ülkemizde 2002 yılında yayınlanmış bir kitapçıkta bu düşünceye yaklaşan bir örgüt modeli ve tüzük önerisi yapılıyor (3). Önerilen tüzüğün "İlçe Birimi" başlıklı 17. Maddesi şöyle diyor: "...Seçmen sayısı 200 bini geçen ilçelerde üye sayısı 400´ü aşmışsa ikinci ilçe kurulur. Fabrikalarda, organize sanayi bölgelerinde, üniversite kampüslerinde çalışan ya da okuyan kişi sayısı, 10 binin üstünde ise o kurumda bulunan seçmenlerle partinin iletişimi, o birim adına kurulacak "itibari ilçe"yle sağlanır" Bana göre, araştırmaya değer bir öneri. Fransa´da yapılıyor, burada neden olmasın? Namık Kemal´in "Barika-i hakikat müsademe-i efkardan çıkar" sözünü biraz değiştirelim: En iyi yönetim, farklı yöneticilerin birlikte çalışmalarından doğar. (1)https://www.haberturk.com/yazarlar/volkan-yucel/2502946-fransiz-bakalorya-sorulari (2)https://fr.wikipedia.org/wiki/Parti_socialiste_(France) (3)İlhan Tekeli,Tarhan Erdem,Yiğit Gülöksüz. Dönüşen Dünyada Özlenen Türkiye İçin Yeni Bir Siyasal Oluşum. (2002). ISBN 975-93218-0-7