OYUNCAK EV
İki göz evinin salonunda, oturduğu yerde iç geçirdi Hafize. Sonra da kendi kendine içinden, konuşmaya başladı. Kadife yüzeyi, aşınmış yer yer yırtıkları bulunan koltukta arkasına yaslandı. Sırtının ağrıdığını fark etti. Koltuk öyle genişti ki yandaki yastığı aldı, arkasına yasladı. Ayakları hava da asılı kaldı. Boyu kısaydı da yaşlandıkça daha mı kısaldı?
?Hayat acımasız,? dedi kendine. Sonra:
?Şimdi bu durumun hayatla ne ilgisi var,? diye devam etti.
? Yoksa? Acımasız olan zaman mı? Derken iç sesi konuşmayı sürdürdü:
?Zaman ilerlerken hayatı alır elinden. İkisi de masum değil, sonra da insan en acımasız olan. Yaşlandığım gerçeği aklımın bir köşesinde. Bunu kabul ediyorum da duygular yaşlanır mı? ?İnsan, yaşlıyım deyip,? sevgiyi sakınır mı?? diye söylenirken iki kişilik yalnızlığının içinden. Elinde örgüsü, gözünde gözlüğü, gözlerini belerterek gözlüğünün üzerinden, karşı koltukta, ayaklarını uzatmış, elinde televizyon kumandasıyla oturan Nazım´a baktı.
Kırk yıl önce görücü usulüyle evlendiği Nazım, kahvehaneye çıkmadığı gecelerde olduğu gibi yine, koltuğunda pür dikkat gözünü dikmiş, neredeyse nefes almadan film izliyordu. Hafize:
? Yaş aldıkça insan, sevgiyi azaltmak yerine, çoğalmalı bence. Eksilen enerjinin yerini ilgi alsa, daha çok sevgi olmaz mı?? diye söylendi içinden. Düşündü? Sonra, Nazım´a seslendi. Sesine iliştirdiği nazik, yumuşak ve sevecen tınıyla:
? Sana çay yapayım ister misin?? dedi. Nazım:
?Hayır! İstemeeem! Sus be kadın, sırası mı? Filmin en heyecanlı yerinde,? dedi. Kaba kaba hırıltıyla. Hafize, yine yalnız hissetti.
Nazım, onunla konuşsa, ilgilense yalnızlığını çevreleyen duvarları yıkacak, özgürlüğe erişecek sanırdı. Nazım´ın ilgisini çekme çabasıyla devam etti.
?Omuzlarım tutulmuş benim,? dedi. Kadınca sesiyle.
?Sana kazak örüyorum bak bu kış, yumuşak yumuşak giyersin.?
Nazım, dönüp bakmadı bile. Şefkatle bakıp sadece dokunsa, ilaç gibi gelecekti. Yılların yükünü taşıyan yorgun omuzlarına.
?Böylesi işine geliyor. Belki kırk yıl birlikte olmanın verdiği bezginlikten. Belki sevgisizlikten,? dedi içinden. Elindeki örgüyü bıraktı, gözleri, anılarının içinde ona yaşattığı sevgi dolu günü aradı. Bulamadı? Nazım, ne bilsin! Kadın, küçük bir kız çocuğudur aslında her yaşında.
Yine umduğunu bulamayan Hafize, kendi iç dünyasında, oyuncak evine sığındı. Kapılarını kapadı. Donuk bakışları, hareketsiz bedeniyle öylece seyretti, oyuncak evinin penceresinden geçip giden zamanın fulu renklerini. Öyle bir fululuk ki, kirli, isli puslu, gri? Kabalık zorbalık, hay huyla geçen esir hayatına baktı. Tüm renkler solmuş, sesler susmuş. Yaşadığı dünyanın her tarafı duvar, nereye dönse kendine çarptı.
?İnsanın özgürlüğü, kendi yolunu seçmektir,? diye bir ses ilişti kulağına, kendine geldi. Oyuncak evin duvarları, kara bir duman olup dağıldı. Önce göğe yükseldi, sindi sonra, salondaki kolçakları paslı, kadifesi dökülmüş koltuklara. Sonra, yerde serili duran, rengi solmuş, yıpranmış halının tüylerine.
Hafize, oturduğu yerde, ağarmış saçlarından kayan, ucu boncuk oyalı, tülbentti düzeltti. Omuzları düşmüş, koltuktan aşağıya sarkıttığı ayakları uyuşmuş bir halde. Başını kaldırdı, televizyondan gelen sese baktı. İnsanın Kendi yolunu seçmesi kolay bir şey miydi? Başını yere eğdi bir süre gözlerini diktiği yıpranmış halının silinmiş desenlerinde sevgiyi aradı.
Kendi içine döndü yeniden. Evli insanlar, birbirlerine sevgiyi, şefkati, dostluğu, arkadaşlığı göstermezler miydi? Hafize, kırk yıl önce kendi yolunu seçip Nazım´la özgürleşmek istedi evlendi.
Nazım, gezmeyi sevdi. Yıllarca gezdi de güneyi kuzeyi? Hafize, hiçbir yeri bilmedi. Sadece pazara gidip geldi. Elinde filesi başını kaldırmadan yürüdü.
Yıllarca Nazım: ?Karı kısmı sokakta önüne bakar,? dedi. Gözdağı verdi.
Hafize, sevgiyi, dilde, tende, yürekte, yansımasını Nazım´ın gözlerinde görmek istedi. Bu istekleri, ? basit, gereksiz, bayağı,? gören Nazım´a ters geldi.
Hafize, çaresiz, kendi yalnızlığının griliğinde sığındığı, zamanın ondan aldığı hayatın içinde sevgisizlikten, oyuncak evin kapısından içeri girdi her seferinde. Gözleri kapalı, boynu bükük, üşüyen yüreğiyle, sakınmadan sevgiyi, çekip alır, çıkarır oyuncak evinden, diye Nazım´ı bekledi.
07.05.2018
Nurcan BALIBEY