MÜFTÜLÜK ÖNCE KENDİ SÖKÜĞÜNÜ DİKMELİDİR!

Günlerden cuma... Yeni Sanayi Sitesi Mescidinde namazı eda ettik. Dinlediğimiz vaazın sonunda yapılan duyuru notuna oldukça içerledim. Karadeniz illerinin birindeki cami için yardım toplanacakmış.  (İl adı önemli değil) Hoca efendi memur olduğu için verilen görevi yapmak zorunda; kınamıyorum. Ancak Müftülüğe herkesin iletmek istediği bir konuyu ben şimdi burada sırası gelmişken tevcih edeyim: Öncelikli olarak; -Siz niye Müftülük Camisini ısıtmıyorsunuz? -Abdest yerlerinde sıcak su neden akıtamıyorsunuz? Cemaatinizin çoğu yaşlı, muhtemelen sağlıkça da arızalıdır. Bin kilometre ötedeki camiye yardım toplayacağınıza elinin altındaki cemaati mahrum etmek neyin nesi? Cumhurbaşkanımız dün ABD´ ye AB´ ye ?Bizim alnımızda enayi mi yazıyor?? Sözleriyle çıkıştı. Biz de aynısını Sayın Müftü Vekilimize hatırlatalım: Bu cemaatin alnında sizce ne yazıyor? Hani konuşmuyoruz, yazmıyoruz, hatırlatmıyoruz diye herkes ortalığı serbest pazara çevirdi. Acaba alın yazımızda ?Enayiler? kelimesi mi kazılı? Bir konu daha? Sanırım 10 gün önceydi; yeni restore edilen şadırvanda abdest alayım dedim, yine soğuk bir gündü. İnanın ne paltomu, ne ceketimi asacak bir çengel bulabildim. Yetkililer bunu fark etmemiş olabilirler mi dersiniz? Beyler, önce kendi söküğümüzü dikelim? Ha burada, ha orada hepsi bizim camilerimiz, ayırım yapamayız, ancak ağaç önce kendi altına gölge verir, meyvesini sahibine ikram eder. Tamam! Verenden Allah razı olsun ama bu kış günlerinde şu fedakâr cemaate soğuk suyla abdest aldırmak ne kadar vicdani? Eleştiri alıyorum diye sakın üzülmeyiniz sevgili hoca efendiler! Tekirdağ, susan Tekirdağ değil artık. İdarecilik aktif olmayı gerektirir. Ve halkın sizden duyarlılık bekleyen görevleri istemeye hakkı vardır.