REKTÖRÜN ASALETİ!
?Suskunluğum asaletimdendir / Her lafa verecek cevabım var / Ama bir lafa bakarım laf mı diye / Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?
Hz. Mevlana´nın güzel bir sözü! Bu sözü rektör bizler için söylemiş. Adamlığımızı beğenmeyerek asaletinden bahsetmiş. Eyvallah! Diyecek sözüm yok. Kendimizi övmeyecek kadar sağlıklıyız çok şükür.
Gelelim ?asalet? ve ?adamlık? meselesine. Aslında bu iki kelime birbirine anlam olarak çok yakındır. Her ikisinin de toplum nazarında saygınlığı vardır.
Asalet: Ağırbaşlılık, Karakter yüksekliği olarak tarif edilebilir.
Adam olmak: Cinsiyet ayrımı olmaksızın dik duruş ve sözünün eri. Şeklinde toplumda karşılık bulmuş, kabul görmüştür.
Bu tariflere göre: ?Rektör çocuğu yaşında 2 genci yaramazlık yaptı diye mahkemeye verdi?? Bu durumu baba oğul ilişkisine uyarlarsak: Babanın yapması gereken oğlunu yanına çağırması ve O´nu incitmeyecek şekilde nasihat etmesidir. Çünkü adı üzerinde ?Çocuk?. Bu davranış biçimi olması gereken asil bir davranıştır. Bu davranışın sonucunda çocuğun babaya bakış açısı değişir daha fazla saygı duymasını sağlar. Babanın bu davranışı asaletinin göstergesidir. Asalet, ise adamlıktan gelir?
Bir de tam aksini düşünün. Çocuğunun geleceğini karartmaya çalışan, nasihat yerine cezayı tercih eden baba kaç yaşında olursa olsun cahil, tecrübesiz, toy bir babadır. Bu sıfatların karşılığı ?adam? olamaz. Şiddet içerikli davranışlarda çocuğun babasına saygı duymayacağı aşikârdır. Aslında burada ilişkilerin boyutunu, ayarını belirleyen babadır. Baba hoşgörülüyse çocuğu da hoşgörülü olacaktır.
İnsan kendisine istediği iltifatı yapabilir, kendisini dev aynasında görebilir. Bu durumun psikolojide karşılığı vardır ve hastalık belirtisidir. Hâsıl olan toplum nazarındaki yansımasıdır. Makam ve kravat geçici, adamlık ise ebedidir.
Şimdi, beyefendi bizleri ciddiye almadığını belirterek açıklamasına iftiracı, karalamacı sıfatlarını eklemiş. Ekliyor da, uzlaşmak için araya koyduklarının listesini yazsam buradan İstanbul´a duble yol olur sanırım. Kendi mi gönderdi yoksa birileri kendine görev mi edindi orasını Allah bilir.
Sonuç olarak,
Bir kalıp cümle vardır ?Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz? Diye. Biz özür dilemiyoruz. Asil beyefendi!