MİLLİ EĞİTİMİ TSUNAMİ VURDU!

Genelleyelim, aslında bu dev dalga ülkeyi vurdu. Milli Eğitim demek, ülke demektir. Bu bakanlığa bundan sonra ne kadar  “Milli” denir o da ayrı mesele! Hükümetin getirdiği yeni yasayla ortalık dünden itibaren allak-bullak! Bunun sonucu olarak… Tüm okul müdürleri görevden alındı. Dün, bir Ulusal gazetenin verdiği rakam 7 bin idi. Kamu-Sen Genel merkezi mağdur sayısının 100 bin olacağını önceden duyurmuştu. Bakanlık cevaben, “Hayır, sadece 39 bin personel etkilenecek”  Şeklinde doğrulamıştı. Ve... Dünden itibaren bakanlık tsunami yedi.   Milli eğitim için getirilen bu yasanın ne kadar “Adil” olup olmadığını tespit için, ister büyükleri, ister küçükleri tartıştırın varılacak sonuç adaletsizliktir. Dünyanın en büyük mahkemelerine götürün davayı buna yine adaletsizlik diyecektir. Ben Süleymanpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürüne masasına oturduğunun haftasında Türk Ocağı Başkanı olarak bir nezaket ziyaretinde bulunmuştum. Kendisinde şu hususiyetleri gördüm: Genç… Halim-selim... Çelebi… İstanbul Beyefendisi... Kendini o makama getirenlere sadık olacağını da -Tabi ki- bizim anlamamız gerek! Ancak ne olursa olsun bir yerde ayar kaçmamalıdır. O sohbette, “geleli bir hafta oldu, henüz hiçbir yeri bilmiyorum” demişti. Ancak, görev gereği, 20 yıllık, 30 yıllık okul müdürlerine puan verecektir. Nitekim, beklenen an gelince görüldü ki çok sayıda köklü idareci 75 sınırın altına çekilmiş! Buna, Kamu –Sen’ in tepkisi sert oldu. Ben olayları siyasi neticeler itibariyle tahlil etmeyi yeğlerim. Uygulama ne getirir, ne götürür ona bakmak lazımdır: Tekirdağ gibi yerde AK Parti en az %10 zarar görecektir! Partililer burada "Biz niye ikinci partiyiz?" diyor. Mesele, "içkici bölge - sahil kesimi" Şeklinde  geçiştirilemez. Oysa, "Ben adalet üzerine miyim!" dense çok daha gerçekçi olunacak! Gelelim yeni pozisyonlara… Eğitim siyasallaşmıştır, zararı partiyedir. Bundan böyle, camia yayık gibi çalkalanır, durulmaz!. Memur Sen’ in telakkisi, “Ele geçirme” şeklinde mütalaa edilecektir.  Trakya’da, Tekirdağ’da bu hamleler sonuç vermez! Bir Süleyman Karagöz’ e, bir Dursun Ali Yılmaz’ a, bir Süreyya Başbuğ’ a,  bir Cavit Nişancı’ ya hiç tanımadığı halde düşük puan veren bir kaç aylık şube müdürleri vicdanen rahat olmayacaklardır. Öyle ergin, tecrübeli müdürler gökten zembille inmiyor. Adaletsizlik üzerine kazanılan galibiyete zafer denmez. Duyumlarıma göre... O genç müdürler mahkemeye verilecek, yargı önüne çıkmaları talep edilecektir. (Kamu Sen İdari mahkemeye başvuracak) Onlar ateş hattına sürülürken esas müsebbipler perde arkasında, sütre gerisinde duruyor. Konuyu genelleyelim... Birileri “Bizim mücadelemiz yeniden milli mücadeledir” demişti. Sanıyorsunuz karşıda İngiliz, Yunan düşmanı var. Evet… O sözün sahibi doğruya yakın bir kelam etti etmesine ancak… Dikkat edilecek bir ayrıntısı da var: O yıllarda birbiryle çarpışan iki kuvvet vardı... Biri Kuvva-ı milliye ve Önderi, Atatürk! Biri,  İngiliz işbirlikçisi Damat Ferit! Bu incelik görülmezse herkes kendini “Hak” sanır. Yeni bir siyasetle ayrışma derinleştiriliyor. Ülke normal siyasetin dışına çıktı gibi! Siyasette, Ya Herru - Ya Merru noktasına getirildik. Rahmetli Erbakan, Türkeş, Ecevit ve sağ olan Demirel… O liderler bu ülkeyi 30 yıl sükûnet içinde idare etmeyi başardılar. Terör sadece sınırdan sızma, vur-kaç şeklindeydi. Öyle bir Türkiye’de yaşıyorduk. 2005" ten beri vahim gelişmelere şahit oluyoruz. Milli varlığımız büyük risk altında... Bu Yeni siyaseti gördükten sonra diyorum ki... O mevtalar öteki âlemden kalkıp gelebilseler halk, ellerini öpmek için uzun kuyruklar oluşturur. Geçmişe yönelik hayal gücünüzü harekete geçirin! Onların devlet adamlığı olmasaydı... 27 Mayıs’tan sonra, tekrar çok partili hayata nasıl sınırdık? İki defa Milliyetçi Cephe Hükümeti (1.MC – 2. MC) ) kurulmuştu... Dikkat buyurun, adı, "Milliyetçi Cephe" Erbakan’ın talebesi olarak Tayyip Erdoğan bugün, Milliyetçiliği ayaklar altına aldığını usanmadan haykırabilmektedir. Heyhat, farkları budur... “Yeni Türkiye’den korkuyorum… Eski Türkiye’ nin dakikalarını özlüyorum. NOT: Kamu sen Başkanına sordum: Milli eğitimde “sorumlu müdürleri” İdari mahkemeye dava edeceklerini söyledi.