LİSELERDE BAŞÖRTÜSÜ SERBEST
Hükümet başörtüsü serbestliğini tanıdı ve aldığı kararı dün itibariyle duyurdu. Ben şahsım adına bir milliyetçi kişi olarak bunu sevinçle karşılıyorum. Hükümete teşekkür ederim. Kararını her yönden doğru bulduğumu ifade ediyorum. Her yön dediğim bu konuya; İslami açıdan, milli kültür ve gelenek açısından, ferdi hürriyetler ve daha çok da laiklik açısından bakarak çok önemsiyorum.
Benim Anacığım 14 yaşında evlendi, 15 yaşında iken evladı oldu. Erken deseniz de demek ki o yaşlarda kızlar kadın olabildiği gibi anne dahi olabiliyor. Buradan hareketle… Bugün 7 yaşında okula başlayan bir kız çocuğu; 4+4+4=12 yıl hesabına göre 15 yaşında lise 1 öğrencisi, 18 yaşında da lise son sınıf öğrencisidir… Az çok herkes yaşadığı için kabul edecektir ki, temiz, saf aşklar ilkokulda başlar ve sonraki yıllarda bu duygular giderek güçlenir.
O halde bir kız çocuğunun; sevgisine, aşkına, sevdiğini aramasına, bulduğunda karar vermesine nasıl saygı duyuyor anlayışla karşılıyorsak, onun, istemesi halinde başını bağlama arzusuna da aynı şekilde saygı duymak zorundayız. Böyle bir yasak hoş görülemeyeceği gibi insan kişiliğine de çok aykırıdır.
Hükümet, 30-40 yılın kangrenine dün itibariyle neşter vurdu. Başbakan Davutoğlu’nun aynı gece içinde davet edildiği TV kanalında bu konuya verdiği cevapları dinledim. Ele aldığı gerekçeleri makul ve çok mantıklı saydım. Zaten, aşırı bazı kesimler hariç tutulursa bizler de olaya öyle yaklaşıyor ve öyle inanıyoruz.
Konuyu bir başka pencereden ele alırsak siyaseten de hakperest olmamız lazım gelecektir. Bilindiği üzere öteden beri AK Parti başörtüsü konusuna taraftardır… MHP de kesinlikle öyleydi… Hatta bu iki parti bu konuda ortak kanun tasarısı düzenlemiş, 411 milletvekili oyuyla yasa TBMM’den geçmiş ancak, CHP Anayasa Mahkemesine başvurarak iptalini sağlamıştı. Aradan geçen 4-5 yıl sonra bugün CHP’ nin de başörtüsü konusunda artık dayatmacı siyaseti terk ettiğini rahatlıkla ifade edebilirim.
Bunu böyle söylememin sebebi şu: Siyasi partiler nazarında başörtüsü yasağını devam ettirecek zemin artık yok olmuş, toplumun her kesimi bu hususta normalleşmiştir. Belki marjinal bazı gruplar rahatsız olmaya devam edeceklerse de öyle ya da böyle konunun kapandığını, serbestliğin geldiğini kabullenmekten başka çareleri yoktur.
Hükümetin daha evvelinden aldığı bir karar daha var: Okulların içinde mescit açmak! Doğru karara doğru demek yanlışı da eleştirmek bir yazar için önemli bir vasıftır. Ortaöğretim öğrencileri ahlaksızlık ve uyuşturucu tehdidi altına girmiş ve üzerinde ciddi tedbirler düşünülmeye başlanılmıştır. Konu adeta en başta gelen gündem maddelerinden birini teşkil ediyor
Başbakan Davutoğlu, uyuşturucu ile mücadele için her mahallede, ”Narko-tim” lerin kurulacağını açıkladı. Valilikler öncülüğünde kurulacak timler halkla beraber uyuşturucu ile mücadele edecektir. Ben, 1995 yılında Yeni İnan Gazetesi’nde yayınladığım projenin adını, “ Mahalli Kalkınmaya Yeni Yaklaşımlar” koymuştum. İyilikleri ve kötülükleri, kalkınmayı, ıslah edilmeyi, her türlü adımı otokontrol metoduyla yakın plana almak projemin bel kemiğini oluşturmaktaydı. Bugün gelinen noktada görülüyor ki halkı işin içine katmadan hiçbir meseleyi çözemezsiniz. Hükümet bunu gördü ve bir hamle başlatmaya karar verdi: Dert ne olursa olsun halkla birlikte çözmek!
Bugün ilk kez zikredilen Narko timler projesi, Benim 20 yıl evvel serdettiğim projenin adeta bire bir kopyasıdır.
Başka bir husus daha… Kızlarda açıklık, dekoltelik hastalığı aşırı derecede ilerledi. Aileler çocuklarının bu yöndeki egolarını önleyemez durumda... Kız veya erkek öğrencilerde sigara ve ardından uyuşturucu (Bonzai) kullanımı yine tehlikeli boyutlara vardı. Bunun karşılığında gerekli olan güç maneviyattır. Bu problemi daha kökten çözecek ahlaki boyut, dini inanç, utanma duyguları gibi maneviyat eğitimine ilkokullardan başlanmalı, eğitim sona erene kadar "Aile dersi" namı altında verilmelidir.
Özgürlük diye, diye kaç nesli feda ettiğimizin acaba farkında mıyız? Gelin bu kararlara partizan gözlüğünü çıkararak tam destek verelim.