YILBAŞI KUTLAMALARINDAN PAÇAYI SIYIRAMAYIZ
Üstünlük lafla olmaz; ekonomiyle, teknolojiyle, ilimle, sanatla, mutlaka adaletle olur. Örnek mi? Avrupa ortada
Orada tüm geçimler denk, gelecek kaygısı yok, insanları hür
Ve öyle olduğu için fırsatını bulan kapağı oraya atıyor yahut atmaya çalışıyor. Brakılsa, tüm insanlık sel gibi akıp gidecek! Nitekim; Afrikalılar, Iraklılar, Suriyeliler, Bangladeşliler
Yüzlerce, binlerce kilometre yolu kaçak geçtikten sonra kıyıya ulaşıyorlar
20 kişilik filikaya 100 kişi, 200 kişikilik tekneye 500 kişi binip deryalara açılıyorlar. Çoğu da denize dökülüyor aslında sağ kalanlar yakalanıyor.
Bu insanlar niye Rusya' ya, Çin'e gitmeyi planlamıyorlar da illaki Avrupa? Çünkü, Avrupa insanlar için hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun tam bir cazibe merkezi haline gelmiş; hukuk, sosyal adalet, geçim kaynağı, emeğe saygı... Her şey insanca, her şey medeni!!!
Aklımızı biraz tarihe gönderelim; Mekke'de müşrikler zulüm üstüne zulüm yapmakta iken Müslüman olmuş insanların can güvenliği yok olmuş, onlardan bir grup Peygamber Efendimize gelerek imdat diliyor. Efendimiz o Müminlere , Habeşistan'a gidin orada adaletle hükmeden bir hükümdar var. Buyurdular ve Müslümanlar kısa aralıklarla iki kez o ülkeye hicret ettiler. Neydi ihtiyaçları? Öncelikle can güvenliğinin sağlanması ve ardından tabi ki adaletli muamele! Çünkü, adaletin olmadığı yerde her şey yok olmuştur.
Şimdi yılbaşı kutlamalarıyla ilgili tartışmalara şahit olmaktayız. Kendini çok Müslüman gören bir anlayış, yılbaşı kutlamaları Hırıstiyan geleneğidir, kutlanamaz, kutlanmamalıdır, diyor.
Bir grup anlayış da az farklı olarak yılbaşı sadece Hırıstiyanların değil insanlığın ortak günüdür; herkes kendince ister kutlasın, ister kutlamasın; üzerinde fazlaca durmaya gerek olmadığını söylüyor. Görüşler doğrudur, yanlıştır; ancak farklı yaklaşımlar da olabilir mesela; ne dedik yazımızın başlığında? Kim üstün ise onun rengi üstümüze çöker! Meselenin özünde her açıdan, insanlık değerlerini alakadar eden her açıdan üstünlük hali yatmaktadır. Avrupa; Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda, Belçika, Danimarka` dan ibaret 3-5 devlettir. Polonya değil, Portekiz değil, Çek, Sırp değil; illa da o 3-5 memleket.
Avrupa üstünse (ki çok üstün) gelenek onun geleneği olsa dahi onu kutlamaktan kendimizi alı koyamayız. Binlerce, onbinlerce kişi, aile, Avrupa' ya sel gibi akıp gidiyor; durdurabilir misiniz?
Senin var mı dünyayı sallayacak moda merkezlerin, sanat, tiyatro, film merkezlerin? İnsana mutlak saygın var mı? Hakka, Hukuka riayetin hangi ölçüde? Ve... Herkese lazım olan can güvenliğini sağlayabiliyor musun? PKK' lılar her gün elinde molotofla İstanbul' un göbeğinde cirit atıyorsa, esnafın camını çerçevesini indiriyorsa, belediye otobüslerini, binek otolarını, banka ATM' lerini yakıp yıkıyor da sen devlet olarak bunlara mani olamıyorsan insanlık kendine daha medeni yerleri niye aramasın? Bu hususlar cazibeli olmanın sadece bir yönü! Adalet, geçim endeksi ikinci planda değil...
Nehirler yokuşa akmaz
Sen herşeyde üstün olacaksın ki sular sana aksın. Gözler sana baksın, diller seni konuşssun. Yeni bir yasa ile polise yeni yetkiler verilmiş; buna göre makul şüphe ile herkes her an gözaltına alınabilecektir. Durum böyleyse Avrupalı mı buraya gelir? Sen mi ilk fırsatta Avrupa' ya gidersin?
Lami cimi yok; Avrupa, belki son 300 yıldır her yönden güçlü noktada olmayı sürdürüyor. İnsanlık için rüyalar diyarı olmuş
O halde Avrupa kendi değer yargılarına göre yılbaşı kutlarken senin gücün onu kendine çevirmeye yetmez.
Ne demek istediğimize gelelim; insanımızın aklını boş yere meşgul etmeyin ve yormayayın.Bu işler istekle, dilekle, temenni ile değil, güçle oluyor.
Çünküüüü, kim üstünse onun rengi üstümüze çöker, suyun normal akışı her zaman böyledir.