SÖZ BAŞKA İCRAAT BAŞKA OLURSA

  Fransız Rene Descartes`in (Dekart) , Düşünüyorum, O Halde Varım” sözü  düşünmenin ne kadar değerli olduğunu ortaya koymaktadır.  İslam dini,  Aklı olmayanın dini de yoktur.” Demekte ve ilk ayet IKRA ile de aklın, bilginin, düşünmenin, okumaktan geçtiğine işaret etmektedir. Akıl, insanı insan olmayandan ayırır. Akıl varsa, düşünmek vardır; düşünmek varsa yorum vardır. Yorumların özünde ise eleştiri bulunur. Yazı konusunun eleştiri hakkı üzerine olacağını anladınız.. O halde başlayalım:  AK Parti, kuruluş felsefini Muhafazakar”  ve  Demokrat” çizgi olarak   ilan etmişlerdi. O halde, Parti temsilcilerinin bu iki temel konuya  ne kadar riayet edip etmediğini  eleştirebiliriz. Bu eleştirimiz Partiye değil temsilcileredir. AK Parti, kuruluş maksatlarının, Adalet” ve Kalkınma” olduğunu kabul edip  parti adını da öyle koydu. O halde, hükümetlerinin bu iki kavrama ne kadar riayet edip etmediğini  eleştirebiliriz. Bu eleştirimiz Partiye değil hükümetlerinedir. AK Parti, tüm propagandalarını vesayetleri ortadan kaldırmak” üzerine oturtmuştu. O halde, bunda ne kadar başarı sağladığını, yeni vesayetler üretip üretmediğini eleştirebiliriz.  Bu eleştirimiz Partiye değil icraatlarınadır. AK Parti, her alanda daha fazla , Özgürlük” vaad etmişti. Yasakları kaldıracaktı. O halde, her alana daha fazla özgürlük getirdi mi, getirmedi mi, yasaklarla rabıtası ne ölçüdedir diye  eleştirebiliriz. Bu eleştirimiz Partiye değil samimiyetinedir. AK Parti, her defasında, Tek vatan”, Tek devlet”, Tek millet”, Tek bayrak”  diyerek halkımıza teminatlar verdi. O halde, o Tek” lerin muhafazasında bariz sıkıntıların ortaya çıkıp çıkmadığını aklı, vicdanı, düşüncesi olan herkes eleştirebilir.  Bu eleştiri Partiye değil ilke diye ileriye sürdüklerine hangi derecede sahip çıkıp çıkmadığınadır. Yani değerli okurlarım, söz başka icraat başka ise insanoğlunda yapısal olarak bir eleştiri mekanizması da harekete geçmektedir. Dini bir örnek vereyim:  İslam ayrı, Müslüman ayrıdır. Müslüman, islamiyeti iyi temsil etmiyorsa eleştirilecek yön  İslamiyet değil, Müslüman kişidir. Bizim geçmişten gelen bir bıkkınlığımız var. Adına irtica deniliyor. 27 Mayıs'tan sonra MGK  kararlarının ilki daima, İrtica”  ve  ardından gelen ikinci karar, Bölücü unsurlarla mücadele” olmaktaydı. Değişmezdi bunlar.  Halk ve özellikle sağ kesim bu kararları isabetli bulmuyordu. Ekonomik bunalımlar, anarşizm, bölücü baskınlar, ölümler hangi boyutlarda olursa olsun MGK' nın karar sıralaması değişmeyeceği anlaşıldığından,  2002' de halk AK Parti' ye oylarıyla bir daha, bir daha yüklendi. Fakat aradan geçen 12 yılın sonunda tümsek aşıldı derken gördülmekte ki tekerlek yine aynı noktaya gelivermiş... Bu defa irticanın yerini Paralel yapı aldı. Ki, PKK gemi azıya almış, memleketin bir köşesini yangına çevirmiş, parasını bastırmış, valisini, kaymakamını atar duruma gelmiş, kamu düzeni tamamen PKK eline geçmiş ve de halkın  imdat çığlıkları semalara yükselmişken, sen  hepsini bir tarafa bırakıyor,  her taşın altında bir paralel yapı görmeye, aramaya ve bulmaya çalışıyorsan eleştirileri de haliyle üzerine çekmiş olursun.. Galiba diyorum şu iki hususu birbirinden iyi ayırmak gerek: Bir tarafta güzel programlı,  güzel felsefeli, güzel projelerle donanmış, herkesin güven beslediği bir AK Part  var; diğer tarafta, onu temsil eden temsilcilerinde envai çeşit zafiyetlerin ortaya saçılıp dökülmesi var. Soralım o zaman: Hal böyle ise acaba kim kime yazık ediyor?. Partiyi temsil edenler her zaman esasa, asla, orijinale dönmeli, zaaflara düşmemelidir.