SON NEFESTE BİLE İMAN GEÇERLİDİR
Cumanız hayır olsun.
Kur' an-ı Kerim' de 6 ayetten oluşan Kafirün süresi bulunmaktadır. Mekke'de nazil oldu. Sürelerin dokuzuncusudur. Namazlarda en çok okunan bir suredir. Meali şöyle:
De ki: Ey kâfirler, Sizin taptıklarınıza ben tapmam. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
Her sürenin bir geliş (Nüzul) sebebi var, Kafirün' ünün nüzul sebebi de şöyledir:
Ebu Hayyan der ki:Peygamber Efendimize kâfirler şöyle bir teklifte bulundular.
"Bırak bu tuttuğun davayı. Biz sana istediğin kadar mal, servet verelim. Kızlarımızdan dilediğinle evlendirelim ve seni üzerimize melik yapalım. Eğer bunu yapmazsan gel bizim ilâhlarımıza tap. Biz de senin ilâhına tapalım, müşterek olalım, hayır hangisinde ise ona hepimiz de ulaşmış oluruz. "
Böyle bir teklife karşı Hz. Peygamber Efendimize o anda bu sure indirilmiş, bir cevap olarak da kâfirlerin yüzüne okunmuştur.
Buradan hareketle din mevzubahis olduğunda ikileme yapmayacağız. Din ne ise onu karşımızdakine söyleyeceğiz. Karşı tarafın biraz gönlünü alalım, dinimize ait bazı gerçekleri saklayalım gibi yollara tevessül edilmesi çok yanlıştır.
Bunun sakıncalarını Dinler Arası Diyalog ile gördük. Bu diyalog öyle bir hale getirildi ki; Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık' dan bir karışım yaparak tek bir din oluşturmaya kadar işleri sulandırdık. Dinler Bahçesi Projesi de bu sulandırmanın bir parçasıydı. Bir arsa üzerinde Sinagog, Kilise ve Camiyi yan yana kurup İslamiyet'ten daha mükemmel bir manevi ortam olabileceğini düşünmeye başladık. Yetmedi, 3 dinin temsilcisiyle birlikte dini nikâhlar kıydırdık.
Kâfir kime denir?
Müslüman inancında olmayan kim olursa olsun ona kâfir denir. İmanın 6 şartı var. Bu şartlara kalben inanan, dil ile ikrar eden kişi gerçek Müslüman'dır. Sadece dil ile söyleyen ama kalben inanmayanlara münafık denir. Kitabımızda Münafikun süresi bulunmaktadır.
Biz Müslümanların çok büyük bir zafiyetini burada dile getirmemiz lazım. Bizler isim vererek yani adres göstererek birinin Kâfirliği hakkında hükümler veriyoruz. Çok yanlış! İslam' a göre son nefesimize kadar iman yolu açık olup son anda getirilen bir kelime-i şahadeti Allah kabul etmektedir. Peygamber Efendimiz Amcası Ebu Talip' e ölüme çok yakın olduğu anda, başucunda, N' olur Amcacığım gel kelime-i şahadet getir. Diye yalvardığını kitaplarımız yazmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk' e de kâfirdi demek isteyen o kadar çok Müslüman(!) var ki, Allah korusun öyle bir tutum tümden iman akidelerimizi zedeler. İdeolojik saplantılarımız yüzünden imanımıza zarar verir hale geldik. Kimin Müslüman olduğunu, kimin olmadığını en iyi bilen ancak ve ancak Hz. Allah' dır. İnsanların ne son anlarını, ne kalbinden geçenleri bilebiliriz. Bizler kâfirliğin alametlerini, şartlarını Allah ve Resulü bildirdiği için bilebiliriz, fakat iş kişiselliğe döndüğü an hüküm verme yetkimiz yoktur.
Atatürk' ün son sözünün Saat kaç? Şeklinde biliyorduk. Ancak bu sualinden sonra komaya girdiği, aradan geçen 38,5 saat sonra gözlerini açıp mütebessim şekilde sağ tarafına dönüp Ve Aleykümselâm Dediği ve vefatından sonra 50 kadar kişiyle birlikte cenaze namazının kılındığı bilgileri yeni, yeni ortaya çıkmaktadır. Her şeye rağmen bizler illaki Kâfirdi ısrarında olmak yönünde zerre kadar yetkimiz yoktur. Dinimiz bizi kişilerin kâfirliğini ispatlamakla görevli kılmıyor bilakis, Müslümanlığı üzerinde durmamızı istiyor.
Sağlıkla kalın,
NOT: Urfada' da Hz. İbrahim Camiinde (Yıl,2009) Papaz, haham ve Hoca nezaretinde, Hıristiyan Lester Kurtz ile Müslüman Mariam Kurtz' un nikâhları kıyıldı. Evlenen çiftler hem Müslüman'ım, hem Hıristiyan'ım, dediler.