Çocukluğumda hafızama kazınan bazı sahneler var. Onlardan bir tanesi de annemin her gün çiçekleriyle konuşmasıydı.

Çok bilmiş olan ben ;

- “Onlar bizi duyamaz, bize cevap veremez, neden onlarla konuşuyorsun?” dediğimde annem ;

- “Olur mu hiç ! Onlar beni duyar, okşayıp sevdiğimi hisseder, sevildikçe daha çok büyür ve çiçek açarlar” derdi.

Ben bunu annemim duygusallığına verirdim. Ta ki yıllar sonra “Bitkiler Acıyı Hisseder ve Kaydeder (Backster Etkisi)” makalesini okuyana kadar.

Makaleyi okuduğumda anneme bir kez daha hak verdim. Toprakla, hayvanla ve bitkiyle iç içe yaşayan büyüklerimiz, bizden önce çok şeyi deneyimlemiş, çok şeyin sırrına ermişler demek ki.

Ve “kadınlar çiçektir” sözünü boşuna söylenmemiş.

Peki nedir bu Backster Etkisi

Backster etkisi parapsikoloji’de, bitkisel algılamayı ya da bitkilerdeki psişik algılamayı ifade eden bir terim.

Çoğumuz, dokunulduğunda utandığı söylenen ve içe kıvrılan mimoza yapraklarını, aydınlık ortamlarda açılıp karanlıkta kapanan çiçekleri görmüşüzdür. Aslında bunlar düşünüldüğü gibi basit tepkiler değil.

Yapılan birçok araştırma bitkilerin, hayvanların ve hatta insanlarınkine çok benzer bazı duygulara sahip ve aralarında bir haberleşme dilleri olduğunu göstermiştir.

Akasya ağaçları, yapraklarıyla beslenen zürafalar geldiği zaman kendilerini korumak için etilen gazı üretirler. Rüzgarın 5 -10 dakika içinde tüm akasya ağaçlarına taşıdığı bu uyarı gazı sayesinde ağaçlar, yapraklarını acılaştıran tanen salgılamaya başlar. Bu yüzden yapraklar zürafalara artık lezzetli gelmezler. (Tabii evrimsel gelişimde zürafalar da buna karşı bir davranış geliştirerek rüzgarın ters yönündeki acılaşmayan yaprakları yemeye başlamışlar.)

Bitkiler aslında tüm canlılarla iletişim kurma açısından inanılmaz bir hassasiyete sahipler. Dalından koparılan bir yaprak ölmesi beklenirken kendisine güzel sözler söylendiğinde uzun süre canlı kalabiliyor. Acıyı, sevgiyi, sevinci hissedebiliyor. Kendisine kötü davranıldığını hisseden bir bitki üzüntüsünden intihar edebiliyor.

İnsanların düşüncelerini okuyabiliyor, kötülükleri hafızasına kaydedebiliyor.

Hatta yanındaki bir bitki susuz kalırsa kendi suyunu onunla paylaşabiliyor.
Peki bunlardan nasıl bu kadar eminiz?

Cleve Backster’in keşfettiği ve isimlendirdiği “Backster Etkisi” sayesinde!

Amerika’nın tanınmış yalan makinesi uzmanı Cleve Backster, 1966 yılında, yalan makinesinin elektrotlarını büyük yapraklı bir tropikal bitkinin üzerine yerleştirir.

Bitkiyi sular, yaprağını sıcak kahveye sokar. Herhangi bir tepki olmaz. Her şey kibriti alıp bitkiyi yakmayı düşündüğünde değişir; galvanometrenin ibresi tavan yapar !

Bu durum bitkinin, Backster’in düşüncelerini okuduğunun işaretidir. Bu deneyden sonra yepyeni bir dönem açılır.

Deneyler devam eder.

Bir gün seradaki yüzlerce bitki, kilometrelerce ötede çalışan bir botanikçinin serayı ziyarete gelmesiyle baygınlık geçirir. Backster, daha sonra bu botanikçinin bitkileri kurutarak ölçümler yaptığını öğrenir…

Beckster’in sonraki deneyinde 6 yardımcısına, gece aynı saatlerde gelmelerini ve içlerinden birisinin laboratuvardaki bitkilerden birini söküp parçalamasını ister. Ertesi gün, bir önceki gece bitkiyi parçalayan kişi içeri girdiğinde galvanometrelerin ibreleri yine tavana vurur. Backster bunu “bitkilerin çılgınlar gibi bağırması” olarak adlandırır. Bu deney bitkilerin acıyı hissettikleri gibi olanları hatırladığını da gösterir.

Kadınlar gibi.

Nasıl hatırladıklarına hayret ettiğimiz detayları hatırlamazlar mı kadınlar?

Yıllar önce yapılan kötülükleri ve olumsuzlukları nasıl da aklında tutar.

Bazen karşıdakinin aklını okudukları zannına kapılırız.

Karşılaştıklarının ilk 10 saniyesinde muhatabı hakkında büyük bir doğrulukla kanaat edindiğini, adeta röntgenini çektiğini hissetmez miyiz?

“Erkekler görmek, kadınlar duymak ister” deyimi, güzel sözler duyduğunda canlanan çiçekleri hatırlatmıyor mu ?

Olumsuz ortamlarda içine kapanan kadın, karanlıkta kapanan su zambağı, beyaz niperçin ya da sarı ayçiçeklerinin timsali değil midir?

Siz siz olun kadınların sessiz çığlık atmasına ve solmasına sebep olmayın.

Tabi mutlu olmak istiyorsanız..

Çünkü yaşanmışlıklar diyor ki; çiçekleri solan bir toplumun diğer yarısı asla mutlu olamamıştır.

15 ARALIK 2025- Çorlu