“Bilmem hangi sağcı partiden seçilen milletvekili istifa edip solcu partiye geçti.
Bilmem hangi solcu partiden seçilen milletvekili istifa edip sağcı partiye geçti.
Bilmem hangi milletvekili şu partiden bu partiye, o partiden tekrar başka bir partiye geçti.”
Bu tür haberleri daha sık duyar olduk.
Bu parti değiştirenlerin nesini kınayayım;
Omurgasızlığını mı?
Seçmenine saygısızlığını mı?
İlkesiz oluşunu mu?
Şahsi çıkarlarının peşinden koşmasını mı?
Ya da ar damarının çatlamasını mı?
Bu madalyonun bir yüzü.
Diğer yüzünde de bu omurgasızları kabul eden partilerin davranışı var ki o da ayrı bir inceleme konusu.
Bir zamanlar sık sık parti değiştirdiği için “FIRILDAK" lakabı alan milletvekiline sormuşlar:
Sık sık parti değiştiriyorsunuz. Hatta son geçtiğiniz parti sizin düşünce yapınıza tamamen zıt bir parti. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
O benim değil beni kabul eden partinin sorunu” diye cevap vermişti.
O fırıldağın bu tespitine katılmamak mümkün mü?
Vekil diye seçilen ilkesiz ve fırıldak olabilir ama bir tüzel kişilik fırıldak olabilir mi?
Milletvekilini millet olarak biz seçsek bu kadar fırıldak türemezdi zannediyorum.
Ama siyasi partiler kanunu ve parti tüzükleri vekili milletin seçmesinin önünde en büyük engel. Çünkü ön seçimler otokratik parti başkanlarının mutlak gücünü sarsar.
Halbuki partiler ön seçim yöntemini tercih etse bu rezaletin önüne kısmen de olsa geçmiş olurlar. Ön seçime girecek adayların özgeçmişlerini seçmenlerin kolayca ulaşabileceği mecralarda yayınlamaları da ön seçimin ön şartı tabi.
Biz de katma değeri yüksek vekil adaylarını seçip listeyi oluştururuz.
Milletvekilinin iş tanımı; Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılmak.
Hangi partiden olursa olsun, bu işi yapmaya talip olanların özellikleri ise şunlar olabilir:
Önceliği bu ülke olan
“Ar” duygusuna sahip,
“Ben” değil “biz” diyebilen,
Samimi, halkını tanıyan ve yaşam düzenini bilen,
Türkçe diline hakim ve topluluk önünde konuşabilen,
Gerçekçi projeleri olan,Aday olacağı çevrede oturan,
Geçmişteki yaşantısı ve tutum - davranışları ile seçim bölgesinde örnek olan,
Herhangi bir sebeple hakkında yerleşik olumsuz kanaatin (bilmem kimin adamı, şimdiye kadar ne yaptı ki bundan sonra yapsın, kendine hayrı yok başkasına olsun, bütün işi entrika çevirmek vb) olmayan,
İkna kabiliyeti yüksek,
Analitik düşünme becerisine sahip,
Mizah duygusu olan,
Hayatını kazandığı mesleğinde başarılı olan (“kendi mesleğinde başarılı olmuş mu ki seçilince başarılı olsun” düşüncesinin oy tercihinde önemli bir yargı olduğu herkesin malumudur.)
Ya “ahde vefa?”
Tabi ki çok önemli. Ama bu özellikleri birbirine yakın adayların tercihinde kullanılmalı.
Ülke nüfusunun yarısının kadın yarısının erkek olduğu gerçeğinden hareketle adayların da aynı oranda olması tercih sebebidir.
Gelin bu seçimlerde demokratik bir adım atıp vekillerinin yüzde 90’ını “gerçekten” millet olarak biz seçelim.
Ne kaybederiz ki?
Bizim seçtiklerimiz de bozuk çıkarsa “kendi düşen ağlamaz” deyip dişimizi sıkarız.