İSLAM'DA MİLLET KAVRAMI

Hadid süresinin üçüncü ayeti çok dikkat çekici özelliklere sahiptir. Orada Yüce Allah’ın varlığı hakkında şöyle bir açıklama var: “Huvel evvelu vel âhiru vez zahiru vel bâtın(bâtınu), ve huve bi kulli şey’in alîm (alîmun).” Manası: Hüvel Evvelu: O Evveldir, her şeyden önce var olandır. Vel âhiru:  O Âhirdir, her şeyin helâkinden sonra bâki kalandır. Vez zâhiru:  O Zâhirdir, delilleriyle varlığı apaçık olandır. Vel batın: O Bâtındır: Akılların O’nu idrak edemediği, Zatının hakikati bilinmeyendir. Ve huve bi kulli şey’in alîm: Ve O, her şeyi hakkıyla bilendir.   Değerli okurlar, söz konusu ayeti iyi okumalı iyi kavramalıyız zira iyi kavrarsak MİLLET ile ilgili ana konumuzu daha net biçimde anlatmış olacağız. O Yüce Varlık, dört cihetiyle bizler tarafından bilinmeyi istemekte ve biz de buna kesin olarak iman etmek zorundayız. Ne diyordu ayet? Allah, evvelden vardı evveli bilir; Allah, gelecekte de vardır, geleceği bilir; Allah, gözümüzün gördüğü tüm varlıklarda zahiren idrak edilebilir ancak O`nu şeklen, cismen nasıl bir varlık olduğunu -ilim ne kadar gelişirse gelişsin- tarif edecek donanımda değiliz. Şimdi böyle bir ön bilgiden sonra Levhi mahfuza geçmek istiyorum ki o konuyla birlikte esas mevzuum olan Millet gerçeğine intikal edebilelim. 30 kadar ayette levhi mahfuz hakkında bilgiler mevcuttur. O, varlıklar daha yaratılmadan evvel tümünün yer aldığı en ince detaylarına kadar kayda geçtiği bir kitaptır. Ona kitapların anası da deniliyor.  (İnternette Levhi Mahfuzla ilgili ayetleri bulabilirsiniz) Sadece bir örnek vermekle yetineyim: 10/61- "(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’ an’ dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz`da) yazılıdır." İlgili diğer ayetlerde de geniş detaylar var. Baktığınızda göreceksiniz ki Hz. Allah her şeyi biliyor. Buradan bir sual çıkararak diyorum ki: Yüce Allah evvel ilmiyle ve apaçık kitap dediği Levhi mahfuzda biz kişileri tek, tek anasıyla, babasıyla, kardeşleriyle, doğum yıllarıyla, ömürleriyle, bu ömür içinde yapacaklarını tümüyle kayıtlamamış olabilir mi? Hâşâ! Diyeceğinizi biliyorum. Peki, Yüce Allah yine, milletleri de ad, ad kayda geçmemiş, tüm özellikleriyle zikretmemiş olabilir mi? İman sahibiyseniz mutlaka hâşâ! Demek zorundasınız; aksini iddia eden Allahın evvel, ahir, batın, zahir ilimlerine vakıf olduğu esasını inkâr etmiş olur. Evet, Allah bütün milletleri de daha hiçbir şeyi yaratmadığı zamanda tasarımlamış ve levhi mahfuzda kayda almıştır. İnananlar için gerçek böyle iken bugün hangi akılla ilahi kudret tarafından yaratılmış milletleri inkâr edebilir, aşağılayabilir, küçük veya hor görebilir? Samimi olan her Müslüman; tüm insanlarda tüm milletlerde Allahın zahir varlığını görmekle yükümlüdür. Oysa biz “Sen sakın ha Türk’üm deme, dersen eğer o da kalkar `Sen, o isen Ben de buyum der` ve böylece bölücülük yapılmış olur” Diyerek Allahın takdirine, lütfüne, ilmine bir şekilde müdahale etmiş olur.Buna hakkımız var mı? Mesela Allah suyu yaratmış; biz burada adı ne olursa olsun; Nil, Volga, Tuna, Dicle, Fırat… Senin suyun, benim suyum diye birine iyi birine kötü dememiz mi gerekir? Hayvanları yaratmış, dağları, yıldızları, kuşları, insanları yaratmış… Bunlardan hangisine o iyidir bu kötüdür diyebiliriz? Her biri Allah tasarrufudur, her bir varlık canlı cansız demeden kendi lisanınca Allah’ ı tespih ediyor ve biz onlardan birine hangi akılla düşman olacağız? İşte buradan hareketle… Ben Türk’üm dediğim zaman Arap buna gücenmeyecek! Arap ben Arap’ ım dediği zaman Türk buna gücenmeyecek yani her millet diğer milletlere Allahın bir ayeti gözüyle bakacaktır. Oysa günümüzde durum böyle mi? Maalesef sapık düşünceler etrafımızı kuşatmış olduğundan sapıkça telkinlere maruz kalmaktayız. Neymiş? Sakın Türk’üm deme! Dersen;  bölücü olursun, ırkçı olursun, ki bu da senin imanını kaybetmene sebep olur. Gülmeyelim; ancak, bu bilgilerden sonra böylelerine, “hadi oradan beyinsiz!” demekte sanırım bir sakınca yoktur.