HADİ GELİN KÖYÜMÜZE GERİ DÖNELİM

       2017 de hayata geçirilen Milli Tarım Projesi kapsamında köyüne kesin dönüş yapacak olan  yaklaşık 16 bin genç çiftçiye,  30 bin lira köye dönüş genç çiftçi hibe desteği veriliyor. Nüfusu 20 bin kişiden daha az yerleşim birimlerine öncelik tanınması yanında,  hibe destekleri, çiftçilerimize, büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, arıcılık, tavukçuluk, İpek böcekçiliği üretimini  kapsayan  hayvansal üretim yanında, meyvecilik, süs bitkisi , örtü altı bitkisel yetiştiricilik, kültür mantarı üretimi, yöresel tarım yani tıbbı aromatik bitkilerin üretimini kapsayan bitkisel üretim  başlıklarından oluşmakta.        Uzun yıllardır ihmal edilen tarımsal üretim ve tarım kesiminin  merkezi olan köylerimizin içler acısı hali  bir nebze  olsun düzelebilir mi bilemiyoruz  ama  bir gerçek var ki,  köyleri bekleyen  az sayıdaki yaşlı nüfusumuz  ve onların ürettikleri de olmasa  aç  kalacağımız  muhakkak.   Belde ve köylerde yaşayanların oranı toplam nüfusun sadece  yüzde 7,7´sini oluşturuyor. Bu oran yaklaşık 6 milyon civarı  nüfusa denk geliyor.Bunun da sadece  bir  milyonu  14 yaş altı. Memleketimin herhangi bir köyüne girdiğinizde  az sayıda yaşlı amcalarımızın köy kahvesi önünde oturduklarına şahit olursunuz.  Ortada başka kimsecikleri  göremezsiniz. Ne bir çocuk nede bir gence  zor rastlarsınız.  O güzelim topraklar, bağlar bahçeler onlara emanettir. Bu ıssızlığın  ortasında   gözünüze köy okulu ilişir.  Camları kırılmış, viraneye dönmüş,  çocuk seslerine  hasret bahçesi ile   boşaltılmış  köy okulu sizi hüzünlendirir. Peki ne olmuşta  bu okullar boşaltılmış  ve köy kendi kaderine terkedilmiştir.  Oysa köy yerleşiminde   okul ve öğretmen  sadece  çocukların eğitiminde rol almaz. Bir takım etkinlikler yapılır,  milli bayramlar ve önemli  günler  kutlanır.  Onun ötesinde  öğretmen köy yönetiminde   ışıktır,  danışmandır.  Türkiye´de 1997 yılında 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitime geçilmesi ile taşımalı eğitim  denilen 1. sınıftan 8. sınıfa kadar olan  öğrencileri kapsayan  bir uygulama başlatılmıştır. Taşınacak okullar ve nereye taşınacağı belirlendikten sonra öğrenciler servis araçları ile   yaşadıkları yerden başka bir yere her gün getirilip götürülürler.  Okula başlayan  çocuk  köyünün yollarında koşacağına   yaz kış çok erken saatlerde  minibüslere doldurularak  yollara düşürülür. Bu  çocuk artık o yaştan itibaren köyünden kopmuştur.   Bu  durum  gerek pedagojik açıdan gerekse sosyolojik açıdan  incelenmeli ve bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir. Öğrenci sayısı az olabilir, o okulun ayakta kalması devlete pahalıya da  gelebilir; ama hiçbir şey ortaya çıkan kötü tablodan daha fazlasına mal olamaz.  Basında çıkan bir haber malumunuzdur. Japonya da bir tren hattı talep yetersizliğinden  dolayı iptal edilecektir.  Okuluna  o trenle gidip gelen bir öğrenciden dolayı Japon hükümeti zararına da olsa o tek  öğrencinin okulunun bitmesine kadar  o tren seferini sürdürmüştür.       Konu buraya gelmişken  1940´ larda  kurulup 1954´ lerde kapatılan Köy Enstitülerinden bahsetmemek olmaz. Nüfusun yüzde 80´nin  köylerde yaşadığı, halkın yaklaşık yüzde 90´nının okuryazar olmadığı, özellikle  okuryazar kadının  yok denecek kadar az olduğu bir dönemde  hizmet veren bu okullar sayesinde  milli eğitim bakanlığı verilerine göre, 1946´ya kadar köylerdeki öğretmen açığını kapatan 16.400 kadın ve erkek öğretmen ile 7300 sağlık memuru ve 8756 eğitmen yetiştirilmiştir. Bu gün dahi  heyecan veren bir  sonuç.  Mezunlar   köyün ihtiyaçlarına ve kaynaklarına göre  yapı işçiliğinden, marangozluktan, tarımdan, edebiyattan, motordan, edebiyattan, bilimden,  , seracılıktan,  dikişten, nakıştan,  hayvancılıktan ,   anlarlar ve bir müzik aletini ustalıkla çalabilecek şekilde  yetiştirilirlerdi. Bu vasıflı , entelektüel  ve  vatan sevgisiyle dolu  köylü  gençler vasıtasıyla   Anadolu´nun  makus talihi yenilecektir. Köylü Milletin Efendisidir.       Terk edilen köy okullarının öncelikle tekrar  eğitime  açılması temennimizdir. Nüfus azlığından dolayı  açılması mümkün olmayacak olan   okul binalarının içler acısı hallerinden kurtarılması  ve mülkiyeti hazineye  ait olan  bu mili servetin  işe yarar bir hale getirilmesi şarttır. Bu konuda,  Mersin´in Tarsus Belediyesinin  İbrişim Mahallesi´nde (köy) taşımalı eğitimden dolayı kapanan, atıl halde duran eski köy okulunun, sosyal  tesise dönüştürülmesi örnek olarak verilebilir.  Yaşam Merkezi adı verilen okulda; Doktor Odası, Muhtar Odası, Meslek Edindirme Odası, Kütüphane, Çocuk oyun alanları,  Spor Alanı, Basketbol-Voleybol sahası  ve oturma grupları oluşturulmuş ve hizmete sunulmuş.  Bu örnek proje de Belediye İdaresi  taşımalı eğitimden dolayı kapalı olan  89 okulun  bütününe talip olduklarını, atıl duran okulları yaşam merkezlerine dönüştürmeye hazır olduklarını söylemiş ..  Ne diyelim darısı  Tekirdağ´ın   köy okullarının başına??