Çocukluk ve öğrencilik yıllarımın geçtiği Çınarlı Mahallesi´ndeki Ahmet Güner ağabeyin kahvehanesinde her gün gazete okuma şansı buldum. O kahve benim için bir kütüphane niteliğindeydi.
Genel kültür ve bilgi birikimimin çoğunu çocukluğumdan bu yana okuduğum gazetelere borçluyum dersem abartmış olmam. Bu nedenledir ki gerek kahvehanede, gerek berberde, gerekse de bir yazıhanede gördüğüm bir gazete içimi ısıtır.
Çocukluk ve öğrencilik yıllarımın geçtiği Çınarlı Mahallesi´ndeki Ahmet Güner ağabeyin kahvehanesinde her gün gazete okuma şansı buldum. O kahve benim için bir kütüphane niteliğindeydi. Her ne kadar kahvenin duvarında ? 18 Yaşından Küçükler ve Talebe Giremez.? yazısı asılı olsa da Ahmet ağabey beni idare eder, kahveye girip gazete okumama ses çıkarmaz, çay içip içmediğimi pek sorgulamazdı. Ben de okul çıkışı mutlaka kahveye uğrar Hürriyet, Milliyet, Günaydın, Tercüman gibi gazeteleri gözden geçirir ve özellikle köşe yazarlarını okumaya çalışırdım. O yazarlar ve yazıları benim için ülkeme ve dünyaya açılan pencereler gibiydi. Hasan Pulur, Rauf Tamer, Yavuz Donat, Çetin Altan, Refik Erduran, Güneri Civaoğlu, Oktay Akbal imrenerek okuduğum köşe yazarlarıydı. Bu köşe yazarlarının her gün, ayrı fakat içi dolu bu tür yazıları nasıl yazdıklarına şaşar kalırdım. O yazarlarımıza çok imrenirdim. Onlar gibi olmak isterdim. Onlar gibi ünlü bir köşe yazarı olmak nasip olmadı ama gazeteye yazı yazmak nasip oldu çok şükür.
Televizyonun yaygınlaşmasıyla Türk sinemasının girdiği türbülansı hatırlıyorum. Tam da gençlik yıllarımdı ve Türk sineması zor günler geçiriyordu. Daha sonraları taşlar yerine oturdu, Türk sineması tekrar dirildi ve tarihe geçecek filmlere imza atıldı. Bu aralar gazetelerin geleceğini de buna benzetiyorum ben.
İnternetin, özellikle sanal âlemde sosyal ağların yaygınlaşması ve gazetelerin günlük olarak internetten yayımlanması, köşe yazarlarının makalelerine anında ulaşılmasının, bildiğimiz tarzda gazeteciliğin önünü kestiği bir gerçek. Tüm bu olumsuzluklara rağmen bir bulmaca çözmek, bir ekmeği sarmak, uçurtma yapmak, metruk bir pencereyi kapatmak için de olsa gazeteler hayatımızda hep olacaktır. İçinde gazete olmayan berber dükkânı, kahvehane, bekleme salonu, doktor yazıhanesi düşünemiyorum.
Gazeteler insanlığa ışık olmuştur; girdiği her köşeyi aydınlatmıştır. Bu yüzden gazeteler hep olmalı hayatımızda. Gazete sayfalarını çevirirken çıkan o hışırtılı, büyülü sesi duymak için bile gazete okur insan? Elmas Balım