EL SANATLARI SATIŞ GALERİSİ AÇILMALIDIR

Son yıllarda özellikle ev hanımları özel becerilerini sanatla süslemeye başladılar. Filiz Özen bunlardan biri. Halk eğitim kurslarına katılmış yüzlerce bayan var ve onlar devletten dahasını istiyor, çünkü büyük engel el ürünklerini satamamak yani pazarlamak noktasında düğümlenip kalıyorlar. Gazetemiz, yayın politikası olarak projelere ağırlık veriyor ve onları yetkili makamlara iletmeye çalışıyor. Bugün bu yazımı el sanatlarıyla uğraşan ev hanımlarına ayırdım. Örnek olarak da Filiz Özen Hanımı seçtim. Onunla röportaj yaparak sesimizi birlikte duyuracağımıza inanıyorum. Aşağıda okuyacağınız röportaj atölye gibi kullandığı kendi evinde gerçekleştirilmiştir. -Siz tanıyalım lütfen, kimsiniz? ?-Ben, Filiz Özen. Evli ve 2 kız çocuğu annesiyim. Lise mezunu ev hanımıyım. -Bu sanatı nasıl öğrendiniz? -2012´ de Malkara belediyesi bünyesinde açılan kursa katılmamla birlikte bu sanatla tanışmış oldum. -Çalışmalarınızı nerede yapıyorsunuz? -Son 3 yıldır evimin bir odasını atölye halinde düzenleyerek çalışmalarıma evimde devam ediyorum. -Pazar bulabiliyor musunuz? -Pazarlamak işin en zor tarafı, bir defa onu da kendiniz halletmeniz gerekiyor... Şu an Sakarya ve İzmir´ de iki ayrı firmaya ürünlerimi pazarlıyorum. Ayrıca internet üzerinden satışlarım var. -Yaptığınız nasıl bir şey; sıkıcı mı, yorucu mu, keyifli mi? -Bu sanatla uğraşmakla hem büyük keyif alıyorum, hem de evimin maddi gelirine katkıda bulunuyorum. -Hayaliniz var mı? -Son 3 yıldır çalışmalarımı kişisel bir sergi açmak hayaliyle yapıyordum. Bu yıl Tekirdağ´a yerleşmemle birlikte hayalime daha çok yaklaştım. İnşallah 2018 Tekirdağ Kiraz festivali etkinlikleri bünyesinde ?Namık Kemal Evi? sergi salonunda gerçekleştirebileceğim. -El sanatınız hangi adla biliniyor. Nasıl bir emekle başarıyorsunuz? -Kâğıt rölyef sanatı deniyor.  Aynı ebatlarda 12 adet bir örnek posteri defalarca bu sanata ait özel bıçakla kesip üst üste yapıştırarak boyut kazandırılan kâğıt rölyef tablolar, çok emek isteyen sabır işi, bunun yanı sıra fazlasıyla masraflı, tamamen el emeği ve uzun uğraşlar sonucu ortaya çıkıyor. -Zor mu, kolay mı, normal bir tablo kaç gününüzü alıyor? - Tabi ki kolay değil hatta zor diyebiliriz. Şöyle ki; sırasıyla kesim, kalemle kontürleme, cımbızlama, ütüleme ve şekillendirerek üst üste soğuk silikon ve çöp şiş yardımıyla yapıştırmak, ardından silmeme ve vernikleme yapıp hazırlanılıyor. Bir tablonun yapım süresi ebat ve işçiliğine göre 20-25 günü buluyor. -Resmi kurumlar size nasıl bir katkı yapabilir, beklentileriniz var mı? -Valilerimiz, belediyelerimiz, büyük ve de güçlü sivil toplum kuruluşlarımız el ele verirlerse binlerce ev hanımı bu ve benzeri el işlerinden ciddi kazançlar elde ederler. Mesela aklıma satış galerileri açmak geliyor. Bizler gibi ev sanatkârları el emeği ürünlerini bu galerilerde satabilir. Ama daimi olacak; toptancı / perakendeci hal binaları gibi daimi olması şart.  Nasıl olacağını büyüklerimiz daha bilirler ben fazla ya da gereksiz sözler etmeyeyim. İsteyenlere kurumlarımızın yetişmiş uzmanları en doğru yolu gösterirler." Olay budur. Valilik imkanlarımız var, Belediye imkanlarımız var, Kurumsal halde olan STK´ larımız var. (TSO, Enaf Odaları gibi) Geri ne kaldı? İrade! Yani siyaset ayağı harekete geçerek kamu idarelerine konuyu baskılayacak ve sonuç kesinlikle alınacaktır. İmkanlar tanınırsa Tekirdağ işte o zaman ekonomik anlamda uçar. Yani? Üretim Ekonomisi felsefesini hayata geçirmek yüzde yüz şart.