DÜNYANIN DENGESİ, TÜRKİYE´NİN YOLU

     Epeydir Ortadoğu´da bir yapılanma süreci var.  Burada olan bitenler  doğrudan doğruya Türkiye´yi ilgilendiriyor. Deniz ötesinden ve Avrupa´dan  gelen müdahaleler  bölgeye barış getirmekten uzak.. Zaten istenilenin  istikrarsız bir bölge oluşturmak  olduğu açık.. Yıllarca ülkemizin  başına bela olacak yapılanmalar oldu bit tiye getirilmek isteniyor. Lozan´dan doğan Musul ve Kerkük gibi  birtakım haklarımız  görmezden geliniyor.           İşte zor   günlerde   yaşadığımız bu referandum  hepimizin kafasını karıştırdı. Birlik olunması gereken zamanda insanlar  ciddi manada  tedirgin.. 16 Nisandan sonra ne olacağı konusunda  bir takım senaryolar  ortalıkta geziniyor. Ekonomik göstergeler gün  geçtikçe kötüleşiyor. Çünkü ekonomi sosyal bir  bilim dalıdır ve insan davranışları üzerine kurulmuştur. Gelecekten endişe duyulan ekonomilerde  yatırımlar durur alışverişler azalır. Böyle günler yaşıyoruz. Borsa ve döviz  silahı   da cabası..          Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle sistemde birtakım değişiklikler yapılması  kaçınılmazdı. Eğer referandumda hayır  çıkarsa  o andan itibaren   parlamenter sistemin iyileştirilmesi  ve bir takım  düzenlemeler yapılması kaçınılmaz görünüyor. Siyasi partiler kanununda yapılacak değişikliklerle  halkın iradesinin daha iyi yansıdığı  güçlü milletvekilleri ile  güçlü bir  meclisin yolu açılmalıdır. Mevcut siyasi partilerin kendilerine çeki düzen vermesi yanında yeni bir takım oluşumlarda beklenebilir. Güçlü muhalefet demokrasilerin olmazsa olmazıdır.   Bu  Anayasa değişikliklerinin uzlaşı ile çıkması  halkımızın isteğiydi. Sağlıklı  tartışma ortamlarının hazırlanması,  belli bir seviyede tartışılarak  tercihlerin belirlenmesi dileğimizdi, olmadı. Ülkede bir seçim havası oluşturuldu; iktidar yaptıklarını muhalefet yapacaklarını anlattı. Bu nedenle bir  bakıma referandum gelecek günlerde  siyasetin nasıl biçimleneceğinin  bir ön yoklaması ve  önseçim olarak  görülebilir.  Evet te çıksa hayır da çıksa;  bugün hayır grubunun temsil ettiği  yapıda siyasi  değişiklikler  ve birleşmeler  kaçınılmaz olacaktır.  Aksi takdirde bir muhalefetten bahsedilemez.  Siyaseti   temsil eden  siyasi partiler toplumun    kendi bünyesi içinden çıktığı varsayılmakla birlikte   bu  siyasi  yapılar   ya Avrupa merkezli  yada   deniz   ötesi  güçler tarafından oluşturulmuş  ve desteklenmiştir.     Türk siyasi hayatını dizayn eden Bu güçler kendi düzenlerinin  muhafaza ve yürütülmesi noktasında  ayrılığa düşmüşlerdir.  Bu düzen yeniden tesis edilmediği müddetçe  Türk siyasi hayatının  dalgalanması sürecektir. Kime yakın kime uzak olacağımız  bu sürecin sonunda  belli olacaktır.       Ortadoğu´da  İngiliz, Amerika ve az Rus hakimiyeti  görünüyor. Avrupa  dışlanmış ve   iki kutuplu dünya  düzenine benzer bir görüntü söz konusu.  Yeni  yüzyılın ilk çeyreğinde  enerji yolları  yeniden tanımlanarak  bir kaos düzeni oluşturuluyor.  Kaosu yönetenler   diğer merkezlerdeki  liderlerin  kimler olacağını da belirlemekle meşguller. Sermaye hiçbir surette  bir amblem altında  oyun kurucu olarak yer almaz . Onun yerine ülkelerin derin yapılarına sızarak isteklerinin ülkeler eliyle yaptırır. Ülkenin kamuoyu tatmin  edici  verilerle  inandırılır.. Bu da bir siyaset oyunudur. Hiçbir mevzuu sağlıklı bir şekilde irdelenmeden  ve gerekli çalışmalar yapılmadan  kamuoyunun önüne sadece evet  ve hayır  şekliyle konulursa  bu toplumu  ötekileştirerek  bölmeye iter ve aradaki grileri yok eder.  Türkiye bir kutunun içindeki su gibi?Bir takım eller bu kutuyu sallamaktalar. Kutuyu sallayan eller, eninde sonunda, sallamayı bırakacak ve su durulacaktır. Çünkü onun nimetlerinden yararlanmak için sallayanın    o suya ihtiyacı vardır.