"Ölmenize aldırmıyorum"
"Kesin buyruk" veya "kategorik imperatif" (1) Immanuel Kant'ın ahlak öğretisinin temeli.
"Evrensel bir yasa olabilecek bir ilkeye göre eylemde bulunun" demek.
Bir eylemin bu ilkeye uygunluğu, "Herkes böyle yapsaydı ne olurdu ?" sorusuyla sınanabilir.
Maske örneğinden gidersek, toplulukta maskesiz dolaşan veya doğru takmamış olan bir kişi gördüğümüzde soralım: Herkes maskesiz olsa ne olurdu?
Cevap: COVID-19 hastalığı hızla yayılır, kontroldan çıkardı.
Sonuç: Salgın döneminde, maske takmak insanlığa karşı bir görev, bir "kesin buyruk"tur.
Aynı şekilde sosyal mesafeyi korumak ta bir "kesin buyruk"tur.
MASKE VE İNSANA SAYGI
Bilim Kurulu üyesi Prof.Dr. Tevfik Özlü maske konusunu çarpıcı bir şekilde açıklıyor (2):
-Maske ile ağzımızı kapatmak: "ağzımdan saçacağım damlacıklarla sizi enfekte etmeyeceğim, virüse kapıyı kapadım, benimle iken rahat olabilirsin" demektir. İnsanlara saygımızın göstergesidir.
***
-Maske takmama veya maskeyi çenemizin altına indirmek ise: "tükürüğümle sizin enfekte olmanıza; benim yüzümden hastalanmanıza, ölmenize aldırmıyorum; sizi ve hayatınızı önemsemiyorum; benim için saygıdeğer değilsiniz" anlamına geliyor, maalesef.
***
-Maskeyle burnumuzu kapatmak "başkalarının saçtığı virüsten kendimizi korumak" içindir. Maskeyi burnumuzun altına indirmek ise: "başkalarının saçtığı damlacıklara, virüse kapıyı açık bırakmak" anlamına gelir. Bu durumda her soluk alışımız virüse bir davetiyedir.
***
-Maskeyle ağız ve burnumuzu kapatmak ise: "kendisiyle ve çevresiyle barışık olmak; özümüze ve başkalarına saygı duymak"tır. Yani: "ne ben sana tüküreyim; ne de sen sana tükür!"
FELSEFE VE KESİN BUYRUK
Bu hafta kurada çıkan kitap "Felsefeye Giriş"(3).
Kitabın yazarı Dr.Nigel Warburton, felsefeyi, anlaşılır yapmaya ve sevdirmeye çalışan çok sayıda eser üretmiş.
Dr. Warburton, ünlü filozofların yazdıklarını okuyarak felsefe çalışmaya başlamanın çok kullanışlı bir yöntem olmadığını söylüyor.
Onun yerine, bu kitapta, Tanrı, Doğru ve Yanlış, Hayvanlar, Siyaset, Görünüş ve Gerçeklik, Bilim, Zihin, Sanat başlıkları altında, felsefenin ana tartışma konularını ele alıyor.
Her argümanı, karşıt ve destekleyen görüşlerle birlikte, eleştiri yaparak, filozof isimlerine boğmadan, sade bir dille anlatıyor.
Bu şekilde, kelime anlamı "bilgelik sevgisi" olan felsefenin, bir düşünme biçimi, bir etkinlik olduğunu vurguluyor.
KANT VE KOHLBERG
Dr.Warburton, kitabın "Doğru ve Yanlış" bölümünde "Kantçı Etik" ve "Kesin Buyruk" kavramına 10 sayfa ayırmış.
Birtakım uç örnekler vererek, Kant'ın düşüncelerine karşı argümanlar ileri sürüyor ve eleştiriyor.
Ben burada, Kant'ın yaklaşımını, KPSS'ye girenlerin iyi bildiği (4), Lawrence Kohlberg'in "Ahlak Gelişim Kuramı" ile karşılaştırmak istiyorum.
Bir psikolog olan Kohlberg deneklerle çalışmış, 20 yıllık gözlemler sonucunda teorisini geliştirmiş.
Kant'ın düşünerek ulaştığı görüş ile, Kohlberg'in deneysel olarak ulaştığı sonuç ilginç bir şekilde birbirine yaklaşıyor.
Kant'a göre ahlaki bir eylem, kişisel çıkar beklemeden, görev bilinci ile yapılan bir eylemdir.
Öte yandan, Kohlberg ahlak gelişiminin üç ana aşamada ilerlediğini belirtiyor: Gelenek öncesi, Geleneksel, ve Gelenek Sonrası.
Bu aşamaları, bir okul konuşmasında verdiğim, "bahçede bir çöp gören çocuk, ve bahçeyi odasından seyreden okul müdürü" örneği ile açıklayayım .
Çocuk çöpü müdürün cezasından korktuğu için kaldırıyorsa, Gelenek Öncesi; müdüre hoş görünüp iyi cocuk imajı vermek için kaldırıyorsa, Geleneksel; müdürün orada olup olmamasına aldırmadan, bunu kendiliğinden bir görev bilip kaldırıyorsa, Gelenek Sonrası aşamadadır.
İşte bu son aşama, Kant'ın görüşüyle bire bir örtüşüyor.
Filozoflardan deney yapmalarını beklemeyiz ama, fikirlerinden hipotezler çıkarabiliriz.
KANT VE DÜNYA
Kant "Saf Aklın Eleştirisi" başlıklı, modern Felsefenin temellerinden sayılan eserini 1781'de yayınladı.
O yıllarda Avrupa'da Mozart, "Saraydan Kız Kaçırma" operasını bestelemişti; Montgolfier kardeşler, ilk sıcak havalı balonu uçururuyorlardı; İngiltere'de James Watt, buhar makinasını geliştiriyordu.
Amerika'da İngilizlerle bağımsızlık savaşı sürüyordu.
Osmanlı İmparatorluğunda 1. Abdülhamit padişahtı, sonunda Kırım'ın kaybı (1783) ile biten Osmanlı-Rus savaşları gündemdeydi.
FELSEFEYE İLGİ
Sosyal medyada mesajları renklendirmek için yapılan alıntıların ötesinde, felsefeye ilginin arttığını düşünüyorum.
Özellikle çocuklar için yapılmış yayınlar arasında "Çıtır Çıtır Felsefe " dizisi (5) "İyi ve Kötü", "Güzellik ve Çirkinlik", "Diktatörlük ve Demokrasi" gibi başlıklar taşıyan kitapçıklardan oluşan, çocukların anlayacağı örnekler üzerinden soru sormalarını sağlayan dikkate değer bir yayın.
1970'lerde çok okunan George Politzer'in "Felsefenin başlangıç İlkeleri" kitabını herhangi bir nedenle yok ettiyseniz (!) üzülmeyin, artık internetten indirebiliyorsunuz (6).
Alain de Botton'un School of Life (www.theschooloflife.com) sitesinde, felsefe konuları üzerine, sevenlerin kulağına hoş gelecek İngiliz aksanıyla anlatılan, kısa videolar var.
Eğlenceli bir video daha: (https://youtu.be/E-EvyNaCMcQ )
Berlin'de sokakta gezip insanlara "Sizi en etkilemiş olan filozof kim?" diye soruyorlar.
Siz böyle bir soruya ne cevap verirsiniz? Neden ?
***
(1) Anladığım kadarıyla "Kategorik" sözcüğü "kategori" kelimesinden türemiş değil.Farklı sözcükler. Kategori: grup, aynı çeşitten nesneler, insanlar,kavramlar sınıfı. Kategorik: kuşku bırakmayan, kesin.
(2)https://www.sozcu.com.tr/2020/saglik/bilim-kurulu-uyesi-tevfik-ozluden-onemli-maske-uyarisi-5865304/
(3) N. Warburton. Felsefeye Giriş. Alfa Yayınları. İstanbul (2015)
(4) http://www.kpsskonu.com/egitim-bilimleri/gelisim-psikolojisi/kohlberg-ahlak-gelisimi/
(5) http://gunisigikitapligi.com/kitaplar/citir-citir-felsefe-dizisi/
(6) Felsefenin Başlangıç İlkeleri G, Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri