Sortition, adalet, liyakat

Geçen yıl bu günlerde, henüz COVİD ortalıkta yokken, CHP Süleymanpaşa ilçe kongresinin heyecanını yaşıyorduk. Aslında pek heyecanlı filan değildik, lafın gelişi öyle yazdım. Çünkü, 24 Kasım'da yapılan delege seçimlerinden sonra, sonuç az çok belli olmuştu.. *** Fakat, 15 Aralık 2019'da seçilen ilçe başkanı, 10 Kasım 2020'de görevden alındı. Çarşaf liste, veya orantılı temsil yönteminin uygulanmadığı delege ve yönetim kurulu seçimleri, zaten birçok partilinin içine sinmemişti. Neden böyle oluyor? Neden Atatürk'ün kurduğu parti böyle istenmeyen durumlara düşüyor? *** Yıllardır şikeli maçlar gibi yapılan delege ve başkan seçimleri, bir türlü, demokratik bir düzeye gelemedi. Konuya kafa yoran arkadaşlar çeşitli öneriler ileri sürüyorlar. Anlaşılan, Ankara'daki parti yönetimi, esaslı bir irade göstermezse, pek birşey değişmeyecek. Daha önce yazdıklarımdan yararlanarak bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. DELEGE SİSTEMİ Delege sisteminin tamamen kaldırılmasını isteyenler var. İyi bir seçim yönteminin "temsilde adalet, yönetimde istikrar" şartını sağlaması beklenir. İlçe seviyesinde, delege sistemi, bu şartları sağlayan yararlı bir biçime dönüşebilir. Şimdiki durumda, başkan adayları ön plana çıkıyor. Delegeler kurşun askerler gibi. Parti üyelerinin çoğu, kime oy verdiğinin farkında değil. *** Kimse alınmasın, ben bile, topu topu 870 üyesi olan Tekirdağ Tabipler Odası seçimlerinde, 22 kişilik yönetim kurulu listesini, tanıdığım bir iki kişi dışında, kadın hekimlerin isimlerini yazarak, körlemesine doldurdum (1). *** Sadece başkan adayının değil, bütün yönetim kurulu adaylarının tek tek üyelerce tanınmasına ve göreve en uygun kişilerin seçilmesine olanak verecek bir sistem gerekli. "SORTİŞIN" (2) ABD başkanını seçen "Seçiciler Kurulu", bizde 1950'den önce uygulanan iki aşamalı seçimler ve parlamenter sistemde, meclisin cumhurbaşkanını seçmesi gibi, delege sistemi de iki aşamalı bir yöntem sayılabilir. İdeal olarak burada amaçlanan, nispeten bilgisiz büyük seçmen kitlesinin yerine, onları hakkıyla temsil eden, gerekli bilgilere ulaşarak adayları daha doğru değerlendiren, küçük bir grubun son kararı vermesidir. Kritik kavramları tekrar ediyorum: küçük grup, yani delegeler, büyük grubu mümkün olduğu kadar iyi temsil etmeli, bağımsız düşünen kişilerden oluşmalı ve adaylar konusunda iyi aydınlatılmalı. *** Delege listelerinin başkan adayları tarafından yazılmasına hep karşı oldum. Onun yerine delege olmak isteyenlerin kendi iradeleriyle ortaya çıkıp, mahallelerindeki sandıklarda çarşaf listeye yazılmalarını, üyelere giderek kendileri için seçim çalışması yapmalarını savundum. Ama bu yöntem de manipülasyonlara açık: Başkan adayı kendi arkadaşlarını yönlendirebilir veya çarşaf liste anahtar liste ile delinebilir. *** Büyük grubu temsil edecek küçük grubun tamamen kura ile belirlenmesi bu sorunları giderebilir. Politikacıların kura ile seçilmesi, kadim Atina demokrasisinde de uygulanıyordu. İngilizce "sortition" denen kura yöntemi, son yıllarda tekrar tartışılıyor (3). *** Süleymanpaşa CHP örgütünü ele alırsak, üyeler arasından rastgele seçilen 400 isim, "delege" olarak, 5000 üyeyi, artı/eksi % 4,7 güven aralığında, % 95 güvenilirlik seviyesinde temsil edebilir (4). Örneğin, 400 delegeden 220'si, "X" isimli adayı "evet" diyerek seçmiş olsun. Bu, eğer "X" kişisini 5000 üyeye sorsaydık, % 95 ihtimalle, 2500 ile 2970 arasında "evet" oyu alırdı, anlamına gelir. Başkanın arkadaşlarından oluşan, taraflı bir delege topluluğunun seçtiği kişi böyle bir destek bulabilir mi? TÜZÜK NE DER? "Sortition" konusunda anlaşma sağlanırsa, her mahallede rastgele belirlenmiş isimlerden oluşan listeler, tüzüğe uygun olarak, oylanır ve seçilir. Hiç bir sorun çıkmaz. Bu "delegelerin" seçimden önce veya sonra, delege görev ve sorumlulukları hakkında kısa bir eğitim görmeleri uygun olur. *** 2019 kongre sürecinde ilçe başkan aday adayı iken, delege listemi kura ile belirlediğim isimlerden oluşturmuştum. Listedeki kişileri, tesadüfi sayılar üreten bir uygulama (5) ile bulduğum numaraları, üye listelerindeki sıra numaraları ile eşleştirerek saptamıştım. Bu delegeler, seçilselerdi, kongrede, bağımsız, istediği adaya oy verme durumunda olacaklardı (6). *** Kongre öncesi bir gün, herkesin söz alabileceği, tüzükteki kısıtlamaların olmadığı, "Kongre Hazırlık Günü" olarak ilan edilir. Bu oturumda, yönetim kurulunda görev almak isteyen adaylar, başkan adayından bağımsız olarak, tek tek , özgeçmişlerini sunarak veya bir form doldurarak, kongre divanına başvururlar. Neden aday olduklarını, ne yapmak istediklerini kürsüye çıkıp anlatırlar. Delegeler bu adayları didik didik inceler, sorular sorar, aralarında tartışır. *** Sonra ikinci gün, resmi kongre günü, çarşaf liste ile puan verilerek, bu adaylar arasından yönetim kurulu üyeleri seçilir. Tüzük gereği bir de başkan belirlenir. Yönetim kurulunun ilk toplantısında bu başkan istifa eder, tekrar o veya başka bir üye başkan seçilir. Demokratik bir tüzük yazılana kadar, yapılanlar, bu şekilde tüzüğe uydurulur. *** İstatistik formüllere göre, bu yönetim kurulu, 5000 üyenin büyük oranda destekleyeceği bir ekip olacaktır. Kendine güvenen kişiler, kendini tek seçici, tek adam zanneden bir başkan adayının çağırmasını beklemeden, yönetimde yerini bulur; yenilikçi fikirlerle parti için yararlı çalışmalar yaparlar. (1)http://59haber.com/kose-yazilari/iliklenen_ilk_dugme-6721.html (2) "Sortişın" diye okunan "sortition", politikacıların kura ile seçilmesi yöntemidir. Türkçe tam karşılığını bulamadım.Ek bilgi: www.sortitionfoundation.org (3)http://59haber.com/kose-yazilari/politikacilarin-sonu-6166.html (4)https://www.surveysystem.com/sscalc.htm (5)https://www.random.org/integers/ (6)https://www.blogger.com/blog/posts/8309964213145380505